Son dönem ülkemizde çok ciddi şeyler konuşuluyor. Temel taşlar yerinden oynatılıyor. Kurumlar birbiri ile kıyasıya bir mücadeleye giriyor. İnsanların birbirine olan saygısı kalmıyor. Tahammül sınırlarını zorluyoruz. Kimi istifa ediyor, kimi isyan ediyor, kimisi de depremlerden söz ediyor.
Samimiyetle söyleyeyim bunların bazısını hiç ciddiye almıyorum. Çünkü bunların şartlanmış kafaları her şeyi yamultmaya yetiyor. Anlayış şu; “Benim gibi düşünmüyorsan, benim yaşadığım gibi yaşamıyorsa, sen bir hiçsin!.. Sana da düşündüklerine de saygı duymam!..”
Bu düşünceyi birlikte yorumlayayım. Toplumun çoğu okumuyor. Kulaktan duyma düşüncelerle ya da siyasi yönlendirmelerle hareket ediyor. Buna ne denir el insaf be kardeşim, senin aklın, fikrin, zekan, düşüncen yok mudur?
Ülkemizde birileri ak dediğine “Kara!..” diye çıkışanlar var. Kara diyenler de bu “Ak”tır diyenler. Doğru tek ama, bu bizim ülkemiz için geçerli değil. Doğru herkese göre lastik gibidir. Birilerine göre doğrudur, diğerlerine göre de apaçık yanlış ve yalandır. “iftira!..” diye bağrışanlar bile var!..
Okumayınca, araştırmayınca, düşünmeyince başkalarının okuduğu, başkalarının düşündüğü gibi hareket etmek zorundasınız. Kafalara bakın; “Bizim partinin söyledikleri doğrudur. Diğerlerinin ki kesinkes yanlıştır!..” “Bizim grubun, ekibin, mezhebin, meşrebin (her neyse) söylediklerine inanırım diğerlerine asla!..” Hep şüpheyle bakarım.
Mantığa bak mantığa; “Kafaya bak kafaya!..” Gündemdeki kafalar, ipotek altına alınmış düşünceler. Saygı-sevgi: Asla! O da ne ki? Saygı bana ve benim düşünceme bağlıdır, kabullenirim, yoksa asla!..
BEYİNLERİNİZE KENDİNİZ HÜKMEDİN
Örnekler vermesine vereceğimde... İnsanlara saygısızlık olmasın diye vermiyorum. Okuduğum gazete gibi düşünmeye mecbur değilsin!.. Tuttuğu siyasi partinin her söylediğini onaylamaya da mecbur değilsin... Seyrettiğin TV kanallarının beynini kirletmesine müsaade etmemelisin!.. Çünkü doğru söyledikleri de var; yalan konuştukları da.. Hatta birilerine iftira ettikleri de...
Yüce Mevla dinini bile öğrenmeni ve inanarak tasdik etmeni istiyor. Şekilliliği, taklitçiliği kabul etmiyor. Sen fotokopi makinesi mısın ki, her önüne gelene “Okey” diyecek, onaylayacaksın!.. Doğruları da var, uydurdukları da...
Bir kalıptan çıkmış gibi aynı şeyi tekrarlayanlar can sıkıcı bir düşünceyi tekrarladıklarının farkında mıdır? Sanmıyorum. Dikkat buyurun ülkemizde bu hastalık gittikçe yaygınlaşıyor. Gruplar, mezhepler, meşrepler, siyasi partiler, dernekler vs. hepsi bir kalıptan çıkmış gibi aynı şeyleri düşünüyor; aynı şeyleri konuşuyorlar. Açık ve aleni yanlışlıkları olsa bile; “Teba”nın görevi onur tasdik etmek ve savunmak oluyor. Ben mi, ben böyle zihniyete isyan ediyorum arkadaş!..
İnsanların sosyal, demokratik, insani haklarına bile karşı çıkıyorsunuz. Anayasal haklarını bile çiğniyorsunuz. Bu düşünce o grubun tamamının tasdiki ile devam ediyor. Şu saygısızlığa, şu sapıklığa, şu kepazeliğe bakın.
Kardeşim senin düşüncen, fikrin, zihniyetin dinin mi ki-ilahi kanun gibi bana yutturmaya kalkışıyorsun. Tartışılmaz insan mısın sen? Ya da sen kimsin ki?
Çağlara, insanlara, kafalara, beyinlere hükmetmeye kalkışıyorsun! Yazık hem de çok yazık, fikrinle, zikrinle, düşüncenle küçüldüğünün ve yok olduğunun farkında mısın?
Hayır!.. Kastettiklerim güncel bir düşüncedir. Kimseyi itham ediyor değilim. Tek sitemim şu; “Beyinlerinizi ipotek altına aldırmayın! Birilerinin fikrinizi, zikrinizi ve beyninizi kirletmesine müsaade etmeyin!..” Bırakın o birileri yanlışları ile, kirlilikleri ile kendi çevrelerinde kalsınlar. Tabirim... ağır olabilir onun için diyorum ki, ey onurlu, şerefli, haysiyetli insan!.. Birilerinin beynini kirletmesine müsaade etme! Oku, araştır, hükmet, yarınların güneşi sen ol! Çünkü sahte yıldızlar ufuktan doğan güneşle birlikte kaybolup gideceklerdir, bunu unutma...
Elinde karası (çamuru) olanlar artmayın siz de kalsın, ben saf-sade ve masum halimi koruyoruk yaşamak istiyorum.