''Bu kent neden gelişmiyor?'' sorusunun yanıtını uzaklarda aramaya gerek yok. Kent nüfusunu oluşturan insanları yönetenler ve yönetmeye talip olanlar, ''Ya tutarsa'' anlayışından yola çıkıp, sonra da ''Ben yaptım oldu!'' anlayışı ile hareket etmeleri, gelişimin önünü tıkıyor.
Kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında kent merkezinde bulunan resmi kurumlar, merkez dışında belirlenen alanlarda inşa edilen kendi yeni binalarına taşınıyorlar, binalar boşalıyor.
Bugüne kadar Emniyet Müdürlüğü, Sosyal Güvenlik Kurumu, Müftülük, Askerlik Şubesi Başkanlığı, Bağ-Kur yeni hizmet binalarına taşındı. Bu kurumların boşattıkları binalar ise boş duruyor, boş tutuluyor.
Bu resmi kurumların yeni binalarına taşınıp, mevcut binalarını boşaltacakları çok önceden belliydi. Planlama süreci 6 ay olarak kabul edersek, bir yılda inşaat süresi toplam 1.5 yıl önceden belli olan bir durum konusunda planlama yapmaktan aciz bir konumdayız. Hadi, ''Ne olur ne olmaz'' düşüncesinden hareket edilerek, binanın boşaltılma süreci beklendi diyelim. Binaların bazıları bir yılı aşkın süredir boş ve çürümeye başlamış durumdalar.
Yapılan israfı tahmin edebilmek için muhasebeci veya inşaatçı, mühendis, mimar olmaya gerek yok. Boşaltılan bir bina, bir-iki ay içerisinde yeniden kullanılmaya başlanılabilmesi için boya, badana işlemleri yapılır, küçük onarım ve tadilatların ardından kullanıma alınır. 6 ay ve üzerinde kullanılmayan, boş tutulan bir binanın yeniden kullanıma alınması için büyük onarıma ihtiyaç vardır. Bu da yapılacak olan masrafın en az 3-4 katına çıkması anlamına gelir.
Senin, benim verdiğim vergilerin böylesine keyfi olarak harcanmasına kimin gönlü razı gelir? Hiç kimsenin. Ama görülen o ki; keyfi bir durum söz konusu. Birileri kendisini kanıtlama adına tasarrufta bulunuyor, bunun ceremesini ise herkes çekiyor.
Bir taraftan devleti yönetenler ''Tasarruf yapın!'' uyarısında bulunup, yapılacak yatırımdan, hizmetten kısmaya çalışırken, diğer taraftan boş tutulan ve çürümeye bırakılan binalardan dolayı kaybedilen paranın hesabını, israfın hesabını kimse sorma ihtiyacı duymuyor.
Yazıktır, günahtır...
En azından bu binalar belirli bir bedel karşılığında kiraya verilip, kullanıma açılabilir. Böylece Yozgat kent merkezinde çekilmekte olan işyeri sorunu ortadan kalkmasına katkı sağnalacağı gibi, astronomik boyutlara ulaşan işyeri kiraları da makul seviyelere çekilmiş olunur.
Böylece deyim yerinde ise ''Bir taş ile birden fazla kuş vurulmuş'' olunur.
Binalar çürümekten kurtulur, bir işe yararlar. Devlet bütçesinden daha fazla paranın bakım ve onarım için harcanmasının önüne geçilebileceği gibi, ek gelir de temin edilmiş olunur.
Bu kenti yönetenler, ''Düşünüyoruz!'' diye bilirler. Bana kalırsa artık düşünme vakti geride kalmış, uygulamaya geçilme zamanı bile geçmiştir.