Bir Danimarka gazetesinde başlayan, ardından diğer pek çok Avrupa ülkesi medyasınca da sürdürülen Peygamber Efendimiz'e yönelik hakaretler ve ardından tüm İslam dünyasının haklı tepkileri  Avrupa’nın en önemli sorunu olmaya başladı. Karikatür krizi 11 Eylül saldırılarından sonra Batı dünyasında salgın bir hastalığa dönüştü.  İslamofobi diye de tanımlanan Batı dünyasındaki İslam karşıtlığı aslında yeni bir hadise değil. Kökeni yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Zaman içinde değişik çehrelere bürünse de Haçlı saldırıları ile başlayan  İslâm  düşmanlığı en belirgin hadise olarak gözüküyor.
Danimarka`da bir gazetede 30 Eylül 2005 tarihinde Hz. Muhammed (s.a.v)`i terörist gösteren karikatürler yayınlanmaya başlandı. Karikatürlerde İslam Peygamberi  Hz. Muhammed (s.a.v) saldırgan terörist olarak çizilmişti. Dünya Müslümanları bu karikatürlere büyük tepki göstererek sokaklara döküldüler.
Hollanda`da aşırı sağcı “Özgürlük Partisi” başkanı Geert Wilders tarafından 27 Mart 2007 tarihinde, açıkça Peygambere ve Kur`an`a hakaret eden “Fitne” adında kısa bir film yapıldı. Film yapımcısı hakkında açılan dava, Amsterdam mahkemesi tarafından beraatla sonuçlandırıldı. Bütün uluslararası organizasyonlara  ev sahipliği yapan İsviçre`de minare rahatsızlığı başladı ve 29 Kasım 2009 tarihinde yapılan “minare referandumu” sonucunda, halkın % 57.50`sinin oyuyla camiye minare yapmanın yasaklanması kararı çıktı.
Fransa`da tesettür aleyhinde uygulamalar görüldü. Havalimanlarındaki güvenlik cihazlarından geçen tesettürlü bayanların başörtülerini açmaları şartı, pek çok havalimanının güvenliğinden sorumlu SGA firması tarafından uygulanmaya başlandı.
Almanya`da Köln eyalet mahkemesi sünnet etmeyi, kesici bir aletle kasten yaralama suçu sayarak çocukları sünnet ettirmeyi yasakladığını açıkladı. Ancak tüm kesimlerden tepkiler gecikmedi; “Sünnet yasağının din hürriyeti ile bağdaşlaştırılamayacağı” ifade edildi.
Amerikalı rahip Terry Jones, “İslam`ın şeytanın dini olduğuna inanıyoruz” açıklamasını yaptıktan sonra, 11 Eylül 2010 gününü de “Kuran yakma günü” ilan etti. Ancak, her kesimden gelen sert tepkiler üzerine bu ucube eyleminden vazgeçmek zorunda kaldı.
Eylül 2012`nin ilk haftasında, Amerika`da yaşayan Kıpti bir Hıristiyan olan Nakoula tarafından İslam Peygamberine ve onun masum eşlerine hakaret eden iğrenç bir filmin fragmanı yayınlandı. Dünya Müslümanları bu filme büyük tepkiler gösterdi. Libya`daki protestolarda, ABD büyükelçisi Christopher Stevens ve 3 diplomat öldürüldü. Batılıların bile asıl sebebini bilmediği bu haksız saldırı ve ithamlar, “İslamofobi” adı altında yapılır hale geldi.
Avrupa genelinde yükselen İslam karşıtlığı Müslümanların canlarını ve inanç hürriyetlerini tehdit ediyor. İslam karşıtlığının devlet eliyle desteklenerek teşvik edildiği Hıristiyan Batı ülkeleri, başörtü yasağını, Müslümanların fişlenmesini yasalarla kanunlaştırırken bazı grupların camileri yakmasına ve Müslüman mezarlıklarına saldırmasına da göz yumuyor. Cami minarelerinin yasaklandığı İsviçre, bu kez okullarda başörtü yasağı ile gündemde. Geçtiğimiz yıllarda İslam’ı yasaklayan uygulamalarıyla gündeme gelen İsviçre’de bu kez de okullarda başörtüsüne yasak getirildi. İsviçre’nin St. Gallen kantonun Au-Heerbrug kasabasının okullarında başörtüsünün yasaklanması için referanduma gidildi. Referandumdan çıkan sonuca göre okullarda artık başörtüsüyle gidilemeyecek. 500 bin Müslüman’ın yaşadığı İsviçre’de Müslümanlara karşı takınılan bu tavır, Avrupa’da yükselen İslam düşmanlığını tescilliyor.
İslam dünyasını ayağa kaldıran karikatürleri bir tür psikolojik savaş niteliği taşıyan son saldırı olarak değerlendirmek de mümkündür. Son dönemdeki gelişmelere bakıldığında Batı dünyasında İslam'a ve Müslümanlara yönelik bir karalama furyasının başını alıp gittiği görülecektir. 11 Eylül İslam'a ve Müslümanlara kin besleyen çevreler için sadece çok önemli bir bahane olmuştur. Söz konusu çevreler özellikle 11 Eylül'den sonra İslam'a ve Müslümanlara karşı yürüttükleri psikolojik savaşta çok ciddi mesafe almışlardır.“İslam” ve “Müslüman” kelimeleri Batı medyası ve kimi siyasi çevrelerce “barbar”, “terörist” “radikal” gibi yaftalarla birlikte zikredilmesi yüzünden, İslam dini ve özellikle batıda yaşayan Müslümanlar hedef haline getirilmiştir.