Yasama, yürütme ve yargı organları arasında kesin bir ayrıma ve dengeye dayanan, yasama ve yargı organlarının demokratik denetimi içinde, yürütmenin iktidar olanaklarını genişleten bir hükümet sistemidir. Başkanlık sistemi, Başkanlık hükümeti sistemi olarak da adlandırılmaktadır.Bu tanım çerçevesinde dünyada hepsi birbirinden farklı, kendi tarihi, sosyolojik ve siyasal koşullarının ürünü olan başkanlık rejimleri mevcuttur. Bütün bu rejimlerin içinde herkes tarafından en başarılı bulunan örnek, ABD başkanlık sistemidir.
Başkanlık sistemi dünyada genel olarak iki farklı şekilde uygulanıyor. Fransa gibi bazı cumhuriyet rejimlerinde Cumhurbaşkanı aynı zamanda devlet başkanı unvanına sahip ancak altında bir de Başbakan bulunuyor. Yürütme yetkisini başbakanla başkan paylaşıyor. Son söz Cumhurbaşkanı’nda oluyor. ABD gibi bazı ülkelerde ise devlet başkanı hemen hemen tüm yürütme yetkisini kendinde topluyor. Dünyada Başkanlık sistemini uygulayan ülkelerin sayısı 38. Bunlar arasında ABD, Venezuela, Güney Kore, Meksika, Panama, Filipinler, Kenya, Kıbrıs, Brezilya, Ermenistan, Afjantin ve Afganistan gibi ülkeler bulunuyor.
Başkanlık sisteminin temel unsurları: Başkan, halk tarafından doğrudan ve dolaylı olarak belirli bir süre için seçilir. Bu süre hiçbir biçimde parlamento tarafından kısaltılamaz ve fesih edilemez. Kuvvetler ayrılığı kesin bir biçimde uygulanır. Devlet organlarının eşgüdüm içinde aksamadan çalışması için fren ve denge sistemiyle organların yetki ve güç suistimali engellenir..
Hükümet üyeleri başkan tarafından seçilir ve azledilir. Başkan hükümet üyelerinin düşüncelerine uymak zorunda değildir. Hükümet üyeleri yasama organı içinden Başkan tarafından seçilebilir ancak seçildikten sonra yasama organı üyeliklerini sürdüremezler. Devlet başkanı, hükümet başkanı ayrımı yoktur. Başkan görevi ile ilgili işlerden dolayı sorumsuzdur.
Başkanlık sistemlerinde seçimleri yalnızca bir aday kazanmakta, bu aday da kabine üyesi olan Bakanlarını atayarak yürütme organının tek gücü durumuna gelmektedir. Yürütme organının tek ve güçlü bir başkanca ele geçirildiği durumlarda Türkiye gibi demokrasi geleneği ve demokratik kurumsal yapılar oturmamış olan ülkelerde sistemin demokratik yapıdan uzaklaşması çok kolay olabilmektedir.
Halk tarafından seçilen güçlü bir Başkan, seçim dönemi boyunca Meclis denetiminden uzak biçimde iktidarda kaldığında sitemin demokratik yapıdan uzaklaşma riski, ciddi bir tehlike olarak mevcut olacaktır. 
Türkiye’de sistem tartışmaları yapılırken şunu unutmamak gerekir ki, hiçbir sistem sihirli bir değnek gibi tek başına sorunların çözümünü sağlayamayacaktır. Ülkemizde  hangi sistem uygulanırsa uygulansın, “Biz kimiz?” sorusu tam cevaplanmadıkça, toplumsal realiteler kabul edilip özümsenmedikçe, halk devlet barışıklığı ve devlet kurumları arasında ahenk sağlanmadıkça, reformlar tamamlanmadıkça, tam demokrasi tesis edilmedikçe, partiler arasındaki derin ideolojik uçurumlar kapatılmadıkça, meşruiyetin kaynağı tam olarak halk olmadıkça, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlanmadıkça, vesayetçi zihniyet ve derin yapılanmalar tasfiye edilmedikçe hiçbir sistem bizim sorunlarımızı kendiliğinden çözemez. 
Türkiye’deki parlamenter demokrasinin uygulanmasına bakıldığında, çalışamayan koalisyon hükümetlerini kaosa dönen cumhurbaşkanı seçimlerini, cumhurbaşkanları ile başbakanlar arasındaki sürtüşmeleri, dış politikada çift başlılığı, verimsizliği, etkin olamamayı görüyoruz. Başkanlık sistemini sihirli değnek gibi tek çözüm yolu olarak  görmek de doğru bir seçim değildir.