Yozgat gibi kendi kabuğuna sıkışmış bir şehirde ses getiren işlere imza atmanın ne denli zor olduğunu defaatle yaşamış bir gazeteci olarak, yakından takip ettiğim KariyerFest’26 ile ilgili düşüncelerimi kaleme almak istedim.
Malumunuz, marifet iltifata tabidir. Ancak hak edene hakkını teslim etme noktasında çok da mesafe katetmiş bir toplum olduğumuz söylenemez. Genelde eksiği, kusuru görürüz.
Biz yine de büyük usta rahmetli Neşet Ertaş’ın o güzel sözündeki gibi “Kusur görenindir!” diyelim ve yapılan güzel işlerin hakkını teslim edelim.
Haktan ve emekten bahsetmişken, göreve başladığı ilk günden bu yana tüm enerjisini, vizyonunu ve ikili bağlantılarını Yozgat Bozok Üniversitesi için seferber eden Rektör Prof. Dr. Evren Yaşar’nın gayretini görmezden gelemeyiz.
Elbette her başarı bir ekip işidir ancak eldeki insan kaynağını en doğru biçimde yönlendirmek ve o ekipten bir orkestra uyumu çıkarmak da ciddi bir yönetim tecrübesi ister.
KariyerFest’in mutfağını gözlemleme imkânı bulmuş biri olarak, bu başarının mimarı Rektör Evren Hoca’nın yanı sıra, sürecin her aşamasında büyük özveri gösteren Üniversite Genel Sekreteri Doç. Dr. Mustafa Kocakaya’nın çabasına ve oldukça kısıtlı bir sürede böylesine kapsamlı bir programı eksiksiz yetiştiren Kariyer ve Mezun Merkezi Müdürü Doç. Dr. Ayşe Şener Taplak’ın olağanüstü gayretine özellikle parantez açmam gerekiyor.
KariyerFest'26 öncesinde Ayşe Hoca’yla birkaç kez görüştüm. Kariyer ve Mezun Merkezine giderek “Çorbada bizim de tuzumuz olsun.” düşüncesi ile yardımcı olmak istediğimizi dile getirdim.
Biliyorum ki üniversitenin insan kaynağı da bütçesi de sınırsız değil.
Hani diyoruz ya hep “Bozok Üniversitesi bu şehrin bacasız fabrikasıdır.” diye…
Yeri gelmişken çuvaldızı batıralım!
KariyerFest özelinde değil ama üniversite, Yozgat’ın önünü açacak kapsamlı çalışmalarla sivil toplum kuruluşlarının rolünü üstleniyor.
Haksız mıyım?
Şehrin kültürel yapısına ve özellikle de ticari hayatına yön vermesi gereken STK’ların yapması gerekeni üniversite yapıyor. Aslında üniversite, destekçisi veya paydaşı olması gereken bu tip organizasyonların doğrudan gerçekleştireni rolüne bürünüyor.
Bu işte bir gariplik yok mu sizce?
Sonra da oturup “Üniversite yaptı ama…” diye başlayıp kusur mu arayalım?
Kısıtlı zaman ve imkânlara rağmen ortaya çıkan tabloya baktığımızda, üniversitemizin ne kadar kaliteli bir işe imza attığını daha iyi anlıyoruz.
Pazartesi günü “Sektörün Dönüşen Yetkinlikleri ve Kariyer Fırsatları” oturumuyla başlayan ve cuma günü eski Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın konferansıyla sona eren KariyerFest’in programı, kelimenin tam anlamıyla dolu doluydu.
Dört gün süren maratonda, savunma sanayiinden havacılığa, sağlık bilişiminden sinema ve haberciliğe kadar uzanan geniş bir yelpazede çok sayıda panel ve söyleşi düzenlendi.
Gençlerimiz bir yandan Pegasus, TOMTAŞ, ASELSAN, ASFAT, TÜSEB, TEZMAKSAN ve Trendyol gibi dev kuruluşların temsilcilerini dinleyip fuaye alanındaki stantlarda iş dünyasıyla doğrudan temas kurarken; diğer yandan mülakat teknikleri, dron kullanımı, habercilik, matematik, sağlık ve mühendislik uygulamalarını kapsayan çalıştaylarla mesleki becerilerini geliştirdi.
Söz buraya gelmişken, Selim Durak kardeşime ayrıca teşekkür etmek istiyorum.
Bizleri kırmadı, onca işin gücün arasında İstanbul’dan kalktı geldi ve köy düğünlerinde başlayan kamera tutkusunu zirveye nasıl taşıdığını tüm samimiyetiyle anlattı. Bir anlamda Foto Selim’in başarılı yapımcı Selim Durak’a dönüşüm hikâyesini genç arkadaşlarımızla paylaştı, sağ olsun.
Velhasılıkelam; kendi içinden çıkan değerleri öğrencileriyle buluşturan, Türkiye’nin dev kurumlarını Anadolu’nun ortasına taşıyan Yozgat Bozok Üniversitesi, KariyerFest’26 ile üzerine düşeni fazlasıyla yaptı.
Şimdi sıra, bu “bacasız fabrikanın” yaktığı vizyon ateşine şehrin diğer dinamiklerinin de omuz vermesinde…