Sohbetin sınırları aşıp konunun uluslarası olduğu bir günde Alcı Köyü’nün meşhur Gambır Köprüsünde köyün büyükleri ateşli bir tartışma içindeydiler. Mevcut ürünlerin bereketli ve gür olduğunu söyleyip keyifleniyorlardı. Afrika ülkelerinin yiyecek ekmek bile bulamadıklarını, annelerinin kucağındaki çocukların açlıktan öldüğünü acıklı acıklı anlatıyor, kendi hallerine şükrediyorlardı.
Her zamanki gibi o zaman da Amerika dünya siyasetini yönlendiriyor, her taşın altından çıkıyor, tüm mağdurların sebebi gösteriliyordu. Eee haliyle Alcılılar kızdıkları ülkeler ve siyasetçilerine nasıl küfrederler bilirsiniz.  
O sıralar Etiyopya, Burkina Faso, Mali, Mozambik, Nabibya, Zimbabwe gibi ülkelerde yaşanan açlıklar ve perişanlıklar televizyonlarda gösterilince bizim köylülerin içi kan ağlıyordu. Peşi sıra birde zengin ülkelerin şatafatlı yaşamları gösterilince ön yargısız hemen düşman kesiliyorlar, fakirlerin bu duruma düşmelerinin suçunu zengin ülkelere atıyorlardı. 
Ankaraya tayini çıkmış bir öğretmeni uğurlarken bizim köylüler fasulye, nohut, mercimek, peynir vs. gibi kuru diri hediyeler veriyorlar, bittiği zaman yine iste Öğretmen bey diye gönüllerini açıyorlardı. Oldukça mukallit olan öğretmen en ufacık bir kızgınlığa dahi ağır küfürler yağdıran ama herkes tarafından çok sevilen Nurettinin Durak Emmiye sordu;
- Durak Emmi bu sene pahla bol, Afrika ülkelerine biraz salmıyacakmısın?
- Vallaha Oğretmen Bey imkan olsa da hepisini salsam. Vallahi tarlaları bile onlara veririm.
- Mitterand’ınan Corc Bush’a da birer çinik pahla ver de gotürüyüm.
- Babanın bekini yesinler, onlara Allah’ını seversen verme, gurban et o kafirlere. 
Tabiî ki bu açıklaması en yumuşatılmış hali. Etraftaki kadın erkek farkı gözetmeksizin  sert bir mizaç ve ahenkli hitabıyla, mazlum milletlere çizgisi belirsiz, güvensiz bir politika izleyerek huzursuzluk veren bu dünya liderlerine belkide hak ettikleri tepkiyi tam anlamıyla Durak Emmi veriyordu. 
Doğal ve safça söylenmiş bu söz üzerine herkes kahkaya boğulmuştu. Diyorum ya bu köyün nefretinde bile bir asalet, bir merhamet vardı.  En çok ürün kaldırdıkları zaman bile mağduru görür hüzünlenirlerdi. Varlıklarına sevinemez, yardımlarını ulaştıramadıklarından kahırlanırlardı. 
Tüm insanları, tüm canlıları ile bolluk ve refah içinde yaşanan bir dünya dileğimle…