Evet önceki akşam havanın hiçte Aralık ayına has bir hava olmadığını düşünerek, eve araba ile değilde yürüyerek gitmek istedim. İyiki de öyle istemişim çünkü unutulmaz bir kaç saatin başlangıcını yapmışım, bilmeden...
    Evet arkadaşım Merve ile yavaş yavaş sohbet ede ede yürümeye başladığmızda telefonum çaldı, tabi ilk aklıma gelen gazetede bir sıkıntı ya da Yozgat’ta bir sıkıntı olduğu bunun bilgisini vermek isteyen bir arkadaşım diye düşündüm.
    Cebimden çıkarttığım telefonumda sevgili arkadaşım Recep Kunduz’un numarasını görünce de ‘hayırdır’ dedim, daha telefonu açmadan.
    Ve Recep telefonu açar açmaz üzerimdeki kıyafetimi ve  çantamın duruş şeklini tarif etmeye başladı, büyük ihtimalle beni gören bir yerdeydi ama kafam günün yorgunluğu ile dolu olduğu için çokta algılayamadım, önce etrafıma bakındım ve kendisini Aziza Müzik Okulunun camında gördüm, her zamanki gibi limonata tadındaki ses tonu ve güler yüzüyle bizi çay içmeye davet ediyordu.
    Aslında yorgun olduğumu bahane edip, bu nazik daveti geri çevirmek istedim ama baktımki o yöne yönelmiş ilerliyorum, bir taraftanda telefonda konuşarak.
    Ve dört kat çıktıktan sonra o sımsıcak okuldan çok yeteneğin hakim olduğunu, kursta bulunan herkesin gözlerinden okunan yetenek ışınığını gördükten sonra anladım. Evet bana göre sanat, müzik, resim tamamen yetenek isteyen, sonradan edinilmeyen, doğuştan edinilen bir özellik.
    Hem de ne özellik, belki de bana keşke dedirten ender özelliklerden. Çünkü benim ne müzik kulağım, ne güzel bir ses tonum, ne de herhangi bir enstrumana karşı bir ilgim var. Becerimde yok zaten, bu yüzden hiçte denemedim.
    Evet kursun kapısı aralandığında arkadan çok hoş bir keman sesi geliyordu... O tarafa doğru yöneldiğimde öğrencisi ile ders yapan kemanın ustası Mustafa Koç hocamı gördüm... Yozgat standartlarının aksine, farklı bir ses tonu ve keman konusundaki yeteneği ile çok önceden tanıştığım Mustafa hocam yine kemanı dile getirmiş, konuşturuyordu...
    Öğrencisi ise hayranlıkla hocasını dinliyordu, (-ki anladığım kadarıyla kendiside iyi bir kemancı olma yolunda ilerleyen bir yetenek...) Daha sonra idare kısmına geçtik ve çaylarımızı yudulamaya başladık. O arada Recep’in telefonu çaldı ve okulun diğer öğretmeni Mustafa Kakaroç yolda olduğunu ve bir şeyler isteyip istemediklerini soruyordu. Ve belkide en büyük şansı yakalamış bu muhteşem üçlüyü bir arada görmüştük.
    Samimi mizacı ile hep dikkatimi çeken Mustafa’nın sevimli taklitleri ile biraz daha eğlenceli hal almıştı ziyaretimiz...
    Ve Recep’in sesi ile taçlanan ziyaret dakikalarının devamında baktık böyle olmayacak herkes enstrumanına sarıldı ve başladı müzik ziyafeti... Sanatçı kaprisi olmadan, her birinin kulvarı farklı olduğu halde ortak dil evrensel dil müzik ile buluşup doyumsuz dakikalar yaşattılar bize...
    İlahiler, arabesk şarkılar, sanat müziği, halk müziği aklınıza gelebilecek her türden müzikle dakikalar hızla akıp gitti...   
    Kendileri şuanda bir tasavvuf müziği grubu lie sahnelerde boy gösteriyor ama inanın her müziği çok hoş ve harika seslendiriyorlar. Recep’in limonata tadındaki sesiyle, Mustafa Koç’un keman çıkışları,  Mustafa Karakoç’un ritim tonları ahenkle kulağınızdan girip beyninize hatta kalbinize öyle güzel işliyor ki, bir kez daha müzik yeteneğim olmadığı için kızıdım kendime, hem de keşkeler arasında eşlik etmeye mırıldanmaya bile başladım bu ziyafete...
    Değiştirden, eskilerden bir çok müzik tınısıyla bayram eden beynim günün ne yorgunluğunu ne hayatın acımasızlığını düşünüyordu. Sadece acaba bundan sonra hangi parçayı istesem, hangi şarkıyı istesemden başka hiç bir şey düşünmüyordum.
    Belki müziğin güzelliği, belki insanların sıcaklığı belki beynimin yorgunluğu neydi bilmiyorum ama çok uzun zamandır böyle güzel dakikalar geçirmemiştim....
    Bu yüzden bana hayat molası verdiren üç gönül dostu, müzik adamına çok teşekkür ediyorum.
    Dilerim müziğin evrenselliği herkesi bir araya getirir ve kavgasız gürültüsüz müziğin eşliğinde güzel günler yaşanır.
    Ve tekrar emeklerine gönüllerine sağlık dediğim üç arkadaşımın kazançları bol, müzikleri evrensel olsun. Ben sık sık ziyaret edeceğim sizlere tavsiyemde bu sizlerde mutlaka uğrayın yeteneğiniz yoksa bile dinlemek bile yetecektir hayattan mola almanıza...