eyden önce tüm siyasi düşüncelerimi bir kenara bırakıp bu yazıyı kaleme aldığımı belirtmek istiyorum. Sizden de ricam siyasi gömleğinizi çıkartıp bir yurttaş  olarak içinde bulunduğumuz durumu analiz etmeniz.
Saygı değer okurlarım, ülkemiz gezi parkı  eylemi olarak adlandırılan kirli bir oyunun içine çekilmek istendi, nitekim yer yer de başarılı olundu. Başta benim etrafımda ki arkadaşlarım olmak üzere bir çok insan sokaklara döküldü  eylemler yapıldı. Evet, eylem yapmak, protesto etmek, boykot etmek, grev yapmak vb. davranışlar bir haktır. Fakat şununda unutulmaması gerekiyor, her hak her özgürlük başkasının özgürlüğüne,başkasının hakkına zarar verdiğinde biter. Nitekim olayların başlangıcına baktığımızda müsaade edilmeyen bir yerde eylem yapmak istendi, bana göre polisinde haddinden fazla sert müdahelesiyle ortam gerildi. Sosyal medyadan halk yalan yanlış ifadelerle galeyana getirildi.
Bende her duyarlı vatandaş gibi sosyal medyadan, haber kanallarından, eylemcilere yakın kaynaklardan ve bizzat eyleme katılan arkadaşlarımdan takip ettim olayları. Aslında yapılan şey karşılıklı bir zulümdü. Göstericilerin polislere, polislerinde göstericilere yaptığı müdaheleler ve ortamın daha çok karışması  için yapılan açıklamalar, bunun bir oyun olduğunun göstergesiydi. Bu oyunu anlamamız çok zor olmadı çünkü ülkemiz aynı senaryoyu daha önce bir çok kez yaşadı.
Hükümeti hedef alan eylemler artık devletimize, vatandaşımıza zarar verir hale geldi. Herkes birbirini galeyana getirecek açıklamalar yaparken ben ve benim gibi birkaç arkadaşım sağduyuya davet etti insanları. Kendini bilen herkeste devletimizi bu denli sıkıntıya sokacak davranışlardan uzak durmalıdır.
Baktığınız zaman borsa günü %9 kayıpla kapattı, milyonlarca liralık kamu malı hurda edildi, özel sektörün, bankaların ve esnafların camları kırıldı, dükkanları yağmalandı. Turistlerin bir çoğu rezervasyonlarını iptal ettirdi, yabancı yatırımcı ülkemizden kaçtı, tüm dünyaya karşıda imajımız zedelendi. Bunlar şuan benim aklıma gelenler, daha nice zararlar doğdu. Evimizde bir eşyamız kırıldığı zaman bile üzülürken milyon liralık zararlar vermek hiçbir Türk vatandaşına yakışmıyor zannımca. Polisin, kamera kayıtlarını inceleyip bu zarara sebebiyet verenlerden zararı tazmin etmesi gönlümden geçen. Zira bu zararları yine milletimiz ödemeyecek mi? Bugün işçinin, emekcinin hakkını savunanlar(!) milletin sırtına neden bu yükü yüklüyorlar. Onların kırıp, döktüklerini evinde oturan vatandaşın ödemesi ne kadar adil?
Eylemcilere ve onlara destek olanlara da birkaç  söz söylemek istiyorum, demokrasi ve hukuk içerisinde yapacağınız her eyleme destek veririm fakat ülkemin ve milletimin emeğini yok edenlere de destek vermek gelmiyor içimden. Olaylar hükümet partisinden çok devleti köşeye sıkıştırıyor, bunu bilen kesimler daha çok kin pompalıyor gençlere. Birkaç kişinin ölmesi bu eylemlere farklı bir boyut kazandıracak bunu çok iyi biliyorlar. Olaylar bizi bir iç savaşa götürmek isteyenlerin düzenlemiş  olduğu bir oyun. Halkımızın bazı kesimleri ne yazık ki bunu göremiyor.
Gelelim oluşan bu kriz ortamının nasıl yönetildiğine. Genel olarak hükümet partisinin icraatlarından memnun olsamda bu krizin yeterince iyi yönetilemediğini düşünüyorum. Galeyana gelmiş  halkı sakinleştirecek bir açıklama beklerken ne yazık ki birkaç  açıklama dışında beklentilerim gerçekleşmedi. Nitekim yapılacak projelerde olaylar başlamadan önce halka anlatılmadı, keşke doğru düzgün anlatılsaydı olaylar bu kadar büyümezdi. Yetkilierde bunu ifade ettiler zaten.
Bir diğer konu yayın sansürüydü. Reyhanlı’da ki yayın yasağını çok doğru bulmuştum. Fakat bu eylemlerin medyada sansürlenmesini bende eleştiriyorum. Medya olayları  televizyonlara yansıtsaydı halk görebilirdi bunca yapılan yanlışı. Polis arabalarının yakıldığını, iş makinalarının ele geçirildiğini, polislerin linç edilmek istenişini. Halk olayları  görseydi zaten sağduyu isterdi. Baktığımız zaman hükümetinde, belediyeninde, eylemcilerinde hataları var. Yani hiçbirşey tek taraflı değil.
Bir kardeşiniz olarak tüm siyasi ve ideolojik kavgalarımızı  ötelemeyi ve devletimize, milletimize sahip çıkmayı öneriyorum. Çünkü bu ülkede partilerde, şahıslarda geçicidir. Önemli olan devletimizin bekası, milletimizin refahıdır. Sokaklarda anarşik faaliyetlerde bulunanları demokratik yollarla haklarını  aramaya davet ediyorum. Bugün özgürlük diye bağıranlara da soruyorum, Başbakanlık konutunu basmaktan daha özgür ne olabilir?
Oynanan bu oyunda yandaşlarının figüran olmasını  engelleyen Adalet ve Kalkınma Partisini, Milliyetçi Hareket Partisini, Büyük Birlik Partisini, Saadet Partisini tebrik ediyorum. Saygılarımla..