Kurban Bayramında kendini yaralayan acemi kasaplara, uzun tatilin ardından oluşan trafik çilesine alıştık artık.
Bu tür durumlarda fırsatçı davranıp gündemi geren, olaylar çıkaranlara gün doğuyor.
Bayram süresince Şırnak’ta çatışmaya dönüşen eylemler vardı. Tamam, terör örgütü yandaşlarının her zaman, her yerde eylem yapmalarına alıştık alışmasına da, 16 yıl önce öldürülen bir terör örgütü üyesi için taziye çadırı kurulması, bu çadıra örgüt elebaşının posterlerinin asılmasını anlamıyorum doğrusu.
Aslında bu tür eylemler ülkemizde yapay gündem oluşturmanın ne kadar basit olduğunu da gözler önüne seriyor.
Bilmem farkında mısınız ama örgüt elebaşına “Sayın” denilmesine, hemen her fırsatta posterlerinin açılmasına, sözde örgüt bayraklarıyla cadde ve sokaklarda dolaşmasına alıştırdılar bizi.
Önceleri tepki gören birçok hareket artık bize normal geliyor. Öyle alıştık artık.
Bayram arifesi örgüt elebaşıyla görüşmek üzere İmralı’ya giden BDP heyetinin açıklamaları ortamı germişti. Bu açıklamaların ardından Başbakan Erdoğan “Dikkat edin, Adalet Bakanlığı ile aranız açılmasın” açıklaması yaparak, böyle devam ederseniz bir daha İmralı’ya gitmek için bakanlıktan izin çıkmaz mesajı verdi.
Tabi bu ne kadar etkili olur bilinmez. Çünkü karşınızda hiçbir şeyden memnun olmayan bir grup var. Kendilerini halkın bir bölümünün temsilcisi olarak gören ve geriye kalan büyük çoğunluğu fazlasıyla geren açıklamalar yaparak gündemi meşgul edenlerden bahsediyorum.
Öte yandan, demokratikleşme paketini de beğenmeyenlerin yükünü çekenler hiç şikayet etmezler.
Çözüm için Türklerin hassasiyetini, Kürtlerin haysiyetini düşünen bir tablo, bir paket, bir yol, bir öneri artık neyse, adı ne olursa olsun. Bir an evvel ve hızla yol alınmalıdır.
Etrafımızda yanan ateşin içinde piknik yapan bir ülke gibiyiz. Ama her an piknik ateşi büyüyüp, bizim kampımızı yakabilir.
Yakın tarihimize baktığımızda her toplumsal olayı ısrarla ve inatla “onurlu bir kalkışma”, bir halk hareketi, türküsü yakılacak bir başkaldırı olarak görenler, bir şeyi anladılar ki piknik havasında rahat yaşayan bu ülkeyi karıştırmak için çok fazla maliyete gerek yok, ihtiyaç yok.
Sinir uçlarını  kaşıdığınız zaman, ülke hemen tepki veriyor ve siz de ben de hemen herkes de biliyor ki Kürt meselesi hala kaşınmaya en müsait sinir ucumuzdur.
Ülkemizin bu kadar fiction, yani kurguya müsait tablosu komplo teorisi yazarlarını pes dedirtecek kadar girift ve sınır tanımaz.
Hatırlarsınız, “one minute” olayında moderatör olan David Ignatius’un yazdığı roman beyaz perdeye aktarılmış ve orada İncirlik üssünün de bulunduğu kocaman bir teori anlatılmıştı.
Bu kadar komplo teorilerine ilham veren bir ülkede yukarıdaki temennim neredeyse duaya dönüşecek kadar güçlü.
Yani adına ne derseniz deyin, paket, süreç, yol haritası... Adı ne olursa olsun, bir an evvel millet olarak hassasiyet gösterdiğimiz konularla ilgili tüm sinir uçlarımızın kalıcı çözümlere ihtiyacı var.
Son söz; bayram sonrası hemen bu meselelerden bahsetmek “oğul balı üstüne turşu yemek” gibi görünebilir ama canımızı verecek kadar sevdiğimiz ülkemizin hali, konforlu bir yemek imkanı bırakmayacak kadar önemli.
Sağlıcakla kalınız...