Kendi de ifade etti, “Eskiden olsa daha sinirli olurdum, ama artık sinirlenmiyorum”…
    Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ı Türk siyasetinde tanımayan yoktur.
    Sayın Cemil Çiçek gibi neredeyse her dönemin siyasetçilerinden olmuş, tanıdık simalardan.
    Ak Parti hükümetinde önemli bir yeri ve konumu bulunan Arınç’ı daha çok sivri açıklamaları ile tanırız.
    Dün Yimpaş Salonu’nda konuşurken, bir anda sözünü kesen, 8 aydır maaş alamadığını haykıran belediye işçisine dahi yumuşak bir tonla yanıt verdi Arınç.
    Eskiden olsa dedi eskiden olsa, devam etmedi.
    Genellikle bir anda yanıt verir, üslubu serttir…
    Bu bağlamda Türk siyasetinin itibar gören siyasetçisi Arınç, dün Yozgat’ta Ak Partililerle buluştu.
    Ak Parti’nin 12 Eylül referandumu öncesi çalışmalarından bir tanesi olan İl Danışma ve İstişare toplantısına katılan Arınç, alabildiğine sıcak ve de oruçlu olan insanlarla dolu salona uzun sayılabilecek 2 saatlik bir konuşma yaptı.
TÜRK MİLLETİ ÇABUK UNUTUR!
    Önce Ak Parti ‘nin nasıl iktidara geldiğini hatırlattı.
    Türk milletinin çabuk unuttuğunu söyleyen Arınç, o yüzden önce hatırlatmalarda bulunarak başladı konuşmasına.
    Mesela çok partili iktidarın Türkiye’yi sürüklediği kaoslardan bahsetti.
    Bakın dedi bakın, Türkiye eskiden neredeydi şimdi nerede!
        Gecelik krizlerden bahsetti, hasta başbakandan (Rahmetli Ecevit’i kast ederek)…
    Balık hafızalı (!) bir milletiz ya unutmayın, bir kenara not edin dedi Sayın Arınç.
BAŞÖRTÜSÜ’NDE BALTAYI TAŞA VURDU!
    Sayın Arınç da tıpkı Başbakanı, Başbakan Yardımcısı, Grup Başkan Vekili gibi etkili bir konuşma yaptı.
    Dinleyenler oruçlu, salon alabildiğine sıkkın ve de nefes alınmaz bir haldeydi ama ifadeler etkili ve özenle seçilmişti.
    Ak Partili yöneticilerin genel özelliğini yansıtan bu unsuru Sayın Arınç’ta tüm konuşması boyunca ortaya koydu.
    Koydu koymasına ama bana göre bir hususta baltayı taşa vurdu.
İNCE SESLİ İSYAN…
    Hatırlayalım, Kocatepe Camii ile başlayıp, diğer tüm büyük camilerin Cuma namazı sonralarını.
    Ellerinde pankartlar,
    Kiminin yüzü kapalı, kimi alayına isyancı, kimi ise utangaç ama eli pankartında,
    “Özgürlük istiyoruz özgürlük….” diye haykıran ince sesler…
    Başörtülü kızlardan bahsediyorum.
    Bir ara özellikle bir ara sıkça meydanlardaydılar.
    Cuma namazı çıkışları onların meskeni olmuştu.
    Başörtüsüne özgürlük istiyordu genç kızlar, analar, bacılar.
    Onlar da eğitim hakkı istiyordu.
    Başörtülü olduğu için farklı muamele görmek, dininin gereğini yaşadığı için acımasızca yargılanmak istemiyorlardı.
    Haklıydılar, yerden, göğe kadar haklıydılar.
    DSP, ANAP ve MHP’den oluşan üçlü koalisyon o dönem en büyük umuttu.
    Özellikle MHP. Seçim meydanlarındaki söylemi ve parti ideolojisi başörtüsü sorununu çözecek yegane alternatif yapıyordu MHP’yi.
    Ama olmadı, üçlü koalisyonda tek başına MHP’nin varlığı başörtüsü sorunun çözmeye yetmedi.
    Halkın iradesi tek başına iktidarla bu sorunu çözmeliydi.
    Nitekim 2002 seçimleri başörtüsü problemini çözemeyen partiyi ve ortaklarını alaşağı etti.
    Tek başına iktidar, minareler süngümüz diyerek cezaevine giren, aynı söylemle genel başkan ve bu gün 8 yıllık iktidarı geride bırakan tek başına iktidarın başbakana sahip Ak Parti güneş misali doğdu.
    Ne gariptir ki, yıllar geçiyor ne başörtüsü problemi çözülüyor, de İmralı’daki bebek katili idam ediliyordu.    Yıllar yılları kovalıyor, başörtüler çözülüyor ama sorun çözülmüyordu.
    Nitekim bu gün tarihler 14 Ağustos 2010’u gösterirken kızlarımız üniversiteye başörtüsü giremiyor.     Yani yine özgürlük yok!
    MHP’nin, ortakları DSP ve ANAP’la yapamadığını, tek başına iktidar da çözememişti.
    Dün işte tam da burada baltayı taşa vurdu Sayın Arınç konuşmasında.
    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yükledi bu sorunu.
    ‘Biz çözemedik diyemedi yüreğini ortaya koyup, gür bir sesle….”
    Dik ti, keskin ve de net konuşuyordu ama suçu CHP’ye atmıştı bir kere.
    Neymiş CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, gazetecilerin ‘İktidara geldiğinde başörtüsü sorununu çözecek misiniz’ şeklindeki sorusuna kaçamak yanıtlar veriyormuş. 
    Arınç gibi usta bir siyasetçi kendi söylemiyle olmayacak bir varsayım üzerinde duruyor, CHP’nin tek başına iktidarını hayal edip, başörtüsü sorununa çözüm bekliyordu.
    Dün salon sıcaktı, sanırım bu sıcak usta siyasetçiyi de bir hayli etkilemiş olmalı ki başörtülü kızların sorununu CHP’nin kucağına attı.
    Konuşmasının başında Türk milletinin balık hafızalı olduğunu ima eden Arınç, geçmişi unutmayın mesajı verdi. Evet Sayın Arınç, unutmuyoruz! Geçmişteki çarpık yönetim şeklini de unutmuyoruz,
    Başörtüsü sorununu çözmek için meydanlara çıkıp, tek başına iktidar olmasına rağmen 8 yıl sonra dahi bu sorunu çözemeyenleri de…
    Madem Anayasa Mahkemesi bu sorunu çözmenize izin vermedi, o halde neden referandum paketinde bir madde eklemediniz…Eğitim özgürlüğü dil, din, ırk farkı gözetmeksizin, her bireye insanı bir hak olarak verilir diyemez miydiniz?
    Ama demediniz…
    Diyemediniz!
    Neden?