Küresel piyasalarda altın fiyatlarının geleceğine ilişkin beklentiler şekillenirken, uluslararası finans kuruluşlarının yıl sonu tahminleri yakından takip ediliyor. ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz politikası, doların küresel piyasalardaki konumu, tahvil getirileri ve merkez bankalarının altın alımları değerli metalin fiyat hareketlerinde belirleyici olmaya devam ediyor. İtalyan bankacılık devi UniCredit, yayımladığı son değerlendirmede 2026 yıl sonuna ilişkin ons altın beklentisini değiştirmedi.
Banka, ons altın için daha önce açıkladığı 3 bin 900 ile 4 bin 500 dolar arasındaki tahmin aralığını korudu. Ancak değerlendirmede, üst sınır olarak belirtilen 4 bin 500 dolar seviyesinin kesin bir fiyat hedefi olmadığına dikkat çekildi. Altının önümüzdeki dönemde küresel ekonomik gelişmelere, para politikalarına ve yatırımcıların güvenli liman talebine bağlı olarak dalgalı bir seyir izleyebileceği belirtildi.

Altının Önündeki En Büyük Engel Yüksek Faizler
UniCredit'in değerlendirmesinde altın fiyatları üzerinde baskı oluşturabilecek gelişmelerin başında ABD'deki yüksek reel tahvil getirileri gösterildi. Faiz getirisi bulunmayan altın, tahvil ve benzeri finansal araçların daha yüksek kazanç sunduğu dönemlerde yatırımcılar açısından görece daha az cazip hâle gelebiliyor.
Özellikle Fed'in faiz indirimlerinde beklenenden daha yavaş hareket edebileceğine yönelik beklentiler, altının kısa vadeli yükselişini sınırlayan unsurlar arasında bulunuyor. ABD tahvil getirilerinin yüksek seviyelerde kalması durumunda yatırımcıların bir bölümünün faiz getirisi sağlayan araçlara yönelmesi, değerli metal üzerindeki baskıyı artırabiliyor.
Bununla birlikte yüksek faiz ortamının altın açısından her zaman olumsuz sonuç doğurmadığına da işaret ediliyor. ABD'nin artan kamu borcu, bütçe açıkları ve borçlanma ihtiyacına ilişkin endişeler, küresel piyasalarda finansal risk algısını yükseltebiliyor. Ekonomik ve mali belirsizliklerin artması ise yatırımcıların güvenli liman arayışını güçlendirerek altına olan talebi destekleyebiliyor.
Dolardaki Güven Kaybı Altına Yarayabilir
Altın fiyatlarının yönünü belirleyen önemli unsurlardan biri de ABD dolarının uluslararası piyasalardaki performansı olarak öne çıkıyor. UniCredit'in değerlendirmesinde, doların geleceğine ilişkin endişelerin değerli metal açısından destekleyici bir unsur olabileceği belirtildi.
Küresel yatırımcıların doların uzun vadeli gücüne ve rezerv para konumuna ilişkin soru işaretlerinin artması, portföylerde alternatif varlıklara yönelimi hızlandırabiliyor. Bu noktada altın, ülkelerin merkez bankaları ve büyük ölçekli yatırımcılar açısından önemli bir alternatif olarak değerlendiriliyor.
Doların diğer para birimleri karşısında değer kaybetmesi de ons altının farklı para birimlerini kullanan yatırımcılar için daha ulaşılabilir olmasını sağlıyor. Bu durum uluslararası talebi artırarak fiyatların yukarı yönlü hareketine katkıda bulunabiliyor.
Önümüzdeki dönemde ABD'den açıklanacak ekonomik göstergeler, Fed'in faiz kararları ve tahvil piyasasındaki gelişmelerin dolar-altın dengesi üzerinde etkili olması bekleniyor.
Altın Fonlarında Tarihi Seviye: Varlıklar 4 Bin 275 Tona Ulaştı
Altın fiyatlarında dönemsel geri çekilmeler yaşansa da yatırımcıların değerli metale ilgisinin sürdüğünü gösteren veriler dikkat çekiyor. Dünya Altın Konseyinin ekim ayına ilişkin açıkladığı verilere göre, fiziki altın destekli borsa yatırım fonlarına (ETF) yönelik net sermaye girişi 2,7 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Bu girişlerle birlikte küresel altın ETF'lerinin toplam altın varlığı 4 bin 275 tona yükselerek rekor seviyeye ulaştı. Fonların portföyündeki altın miktarı yalnızca ekim ayında 19 ton arttı.
Bölgesel dağılım incelendiğinde Avrupa ve Asya merkezli yatırımcıların alımları öne çıktı. Bu bölgelerdeki fonlara yönelik talep güçlü seyrini korurken, Kuzey Amerika'da daha sınırlı çıkışlar kaydedildi.
ETF varlıklarındaki artış, altının yalnızca bireysel yatırımcıların değil, kurumsal yatırımcıların da portföylerinde önemli bir yer tutmaya devam ettiğini gösteren gelişmeler arasında değerlendiriliyor.

ABD'nin Borç Tavanı Tartışmaları Yeni Bir Yükselişi Tetikleyebilir
Altın piyasasının önümüzdeki dönemde takip edeceği başlıklardan biri de ABD'deki borç tavanı tartışmaları olacak. Bank of America stratejistleri, yeni Kongre döneminde borçlanma sınırına ilişkin gelişmelerin finans piyasalarının gündeminde önemli bir yer tutabileceğine dikkat çekti.
ABD'de borç tavanına ilişkin belirsizlikler, geçmiş dönemlerde küresel piyasalarda dalgalanmalara neden olmuş ve güvenli liman varlıklarına yönelik talebi artırmıştı.
Bank of America'nın değerlendirmesinde, 2011 ve 2023 yıllarında yaşanan borç tavanı tartışmalarının altın fiyatları üzerindeki etkileri de hatırlatıldı. Paylaşılan verilere göre altın, 2011'deki süreçte yüzde 12, 2023'teki süreçte ise yüzde 17 değer kazandı.
ABD yönetimi ile Kongre arasındaki olası anlaşmazlıkların yeniden gündeme gelmesi, ülkenin mali görünümüne ilişkin endişeleri artırabilir. Böyle bir senaryoda yatırımcıların dolar ve tahvil gibi geleneksel finansal araçların yanı sıra altına yönelmesi, fiyatlar üzerinde destekleyici etki oluşturabilir.
Goldman Sachs'tan Altın Tahmininde 500 Dolarlık Revizyon
Altın fiyatlarına ilişkin beklentilerde tüm büyük finans kuruluşlarının aynı yönde hareket etmemesi de piyasalarda dikkat çekiyor. Wall Street'in önde gelen finans kuruluşlarından Goldman Sachs, ons altına ilişkin daha önce açıkladığı fiyat tahminlerini aşağı yönlü güncelledi.
Bankanın paylaşılan projeksiyonlarına göre 2026 yıl sonu için daha önce 4 bin 650 dolar olarak açıklanan ons altın tahmini 500 dolar düşürülerek 4 bin 150 dolara çekildi.
Goldman Sachs, 2027 yıl sonuna ilişkin beklentisini de aşağı yönlü revize etti. Daha önce 5 bin 400 dolar olarak öngörülen ons altın fiyatı, yeni değerlendirmede 4 bin 800 dolar seviyesine indirildi.
Bu revizyonlar, küresel finans kuruluşlarının altının kısa ve orta vadeli görünümüne ilişkin farklı değerlendirmelerde bulunduğunu ortaya koydu. UniCredit'in 3 bin 900-4 bin 500 dolarlık tahmin aralığını korumasına karşın Goldman Sachs'ın hedef fiyatlarını düşürmesi, piyasalardaki belirsizliğin sürdüğüne işaret ediyor.

Merkez Bankalarının Altın Alımları Yakından İzleniyor
Altının uzun vadeli fiyat görünümünde merkez bankalarının rezerv politikaları da önemli rol oynuyor. Küresel ekonomik dengelerde yaşanan değişim, ülkelerin rezervlerini çeşitlendirme arayışını artırırken altın, merkez bankalarının tercih ettiği önemli varlıklardan biri olmayı sürdürüyor.
Özellikle doların küresel rezervlerdeki ağırlığına ilişkin tartışmalar ve jeopolitik riskler, ülkelerin altın rezervlerini güçlendirme eğilimini destekleyen unsurlar arasında yer alıyor.
Merkez bankalarının gerçekleştirdiği alımlar, piyasada uzun vadeli ve yapısal bir talep oluşturuyor. Bu talep, kısa vadeli fiyat hareketlerinden bağımsız olarak altın piyasasının temel destekleyicilerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Altında Gözler Yıl Sonu Beklentilerinde
Küresel piyasalarda altının önümüzdeki dönemde nasıl bir seyir izleyeceği konusunda Fed'in faiz politikası, ABD tahvil getirileri, doların performansı, merkez bankalarının rezerv tercihleri ve yatırım fonlarına yönelik sermaye hareketleri belirleyici olacak.
UniCredit'in 2026 yıl sonu için 3 bin 900-4 bin 500 dolar aralığındaki beklentisini koruması, bankanın altına yönelik orta vadeli görünümünde önemli bir değişikliğe gitmediğini gösteriyor.
Bankanın değerlendirmesine göre yüksek faizler altının yükselişini sınırlayabilecek olsa da merkez bankalarının güçlü talebi, rekor seviyeye ulaşan ETF varlıkları ve küresel mali riskler değerli metali desteklemeyi sürdürebilir.
Bununla birlikte açıklanan fiyat aralığının bir tahmin olduğu, gerçekleşecek fiyatın ekonomik ve finansal koşullardaki değişimlere bağlı olarak farklılaşabileceği unutulmamalı.
Not: Yatırım tavsiye değildir.





