Ak Parti merkez ilçede nihayet seçimini yapacak.

            Nihayet diyorum çünkü merkez ilçe seçimi üzerine kurgulu bir hafta daha beklenirse ortaya pek de iyi şeyler çıkmayacağa benziyor.

            Ne seçimmiş bu anlamadım gitti…

            Kurulmadık senaryo kalmadı, özellikle son bir haftada.

            Dallas filmlerini aratmayacak entrikalar çıktı ortaya.

            Mustafa Türkmen ve Kürşat Kılıç isimlerinin yarışacağı bir seçim ama seçimin içinde kimler yok ki…

            Kendini Ak Partili hisseden herkesin bu seçimin içinde olma gibi bir hakkı var elbette.

            Ammavelakin amaç ‘küçük olsun, benim olsun’ mantığı olunca ortaya çok da hoş şeyler çıkmıyor Ak Parti adına.

            Bir haftada hakikaten dedikodu furyası, yani saat kulesi siyaseti pekala yürütüldü.

            Her kim bu seçimden bir şeyler bekliyorsa senaryosunu attı ortaya.

            Ne senaryolar çıktı ortaya ne senaryolar.

            Adaylar üzerinden karalama politikaları güdenler,

            Özel yaşantıları ortaya atanlar,

            Kıyafet değiştirir gibi anında saf değiştirenler.

            Eğer detaylara inmeye kalksak neler çıkar var konuşulacak neler, şaşarsınız!

            Aslında bir gazetecinin arayıp da bulamadığı ortam biliyor musunuz.

            Siyaset var,

            Siyasete dair entrika, hile, hurda, çeşit çeşit entrikalar, senaryolar …

            Yazacak malzeme bol bizim adımıza aslına bakarsanız.

Her ne kadar bizim ülkemizde siyaset dedikodu ve genellikle saat kulesi siyaseti şeklinde yürütülse de ben bir yerlerde bu işi temiz yüreklilikle ve samimiyetle yapanların olduğuna inanıyorum.

O yüzden işin reklamını yapıp, yazacağım birkaç entrika ya da ortaya atacağım birkaç afilli lafla fiyaka yapmaktansa,

Gerek Ak Parti’ye mensup insanların gerekse teşkilatın zarar görmemesi,

Özellikle adayların yıpratıcı bir seçim öncesi dönemde daha fazla yıpranmaması adına,

Daha duyarlı ifadelerle seçime ışık tutma, en azından yapılan çirkinliklerin,

Siyaset adına ortaya atılan iftira, yalan, gerçek dahi olsa mahremiyetin deşifre edilmesindeki yanlışlığı anlatma adına,

Pozitif olmaya gayret ettim…

Lakin Ak Parti’nin bu seçimin ardından kendini muhasebe etmesi gerekiyor.

Merkez ilçe başkanını seçmek için yola çıkan bir siyasi partiden bu kadar çatlak ses çıkıyor,

Parti içindeki mahremiyet bu denli alenen ortalığa seriliyor,

Adına ister çıkar hesabı deyin, ister parti hesabı her ne suretle olursa olsun yapılan hesapların sokaktaki vatandaşın dilinde sakız olacak düzeye gelmesi,

Her şeyden önemlisi partiye önderlik, liderlik, ağabeylik, büyüklük etmesi gerekenlerin,

Tam aksi bir görüntüyle,

Karıştıran,

Bölüştüren,

Gruplaştıran,

Mahremiyete helal getiren,

Partiye zarar veren,

Büyüklük yerine cahillik eden bir konumda olması,

Ak Parti’nin seçimden sonra,

Çok zaman geçirmeden, kendini hesaba çekme, muhasebe etmesi gerektiğinin zorunluluğunu ortaya koyuyor.

Bu hesap biraz aynaya bakma,

Bu hesap biraz ‘kişisel çıkarları geri plana atma’ merkezli olmalı.

Tek başına iktidarın 10 yıllık sahibi Adalet ve Kalkınma Partisi’ne akıl verme, yol gösterme derdinde olmadığımı peşinen belirtmek istiyorum.

Siyasetten çok da iyi anlamam.

Anlamam çünkü insanım diyenin ağzından çıkana değer verdiğim, o an sorgulamadan inandığım için siyasetin yalan ve sanal dünyasına çabuk kandırılmaya müsait bir yapım vardır.

Yozgat’ın enkaz siyasi partiler, en kaz şirketler, enkaz oluşumlar, enkaz sermayeler yüzünden çektiğini müşahede eden bir Yozgatlı olarak sadece gördüklerimi anlatmaya çalışıyorum.

Aslına bakarsanız gördüklerimin detay kısmını atlayarak anlatıyorum sırf insanlar zarar görmesin.

Siyasette marka olmuş bir parti yıpranmasın,

Her şeyden önemlisi çıkar çatışmalarının ortasında Yozgat kalmasın kaygısı güdüyorum.

Şunu da çok iyi biliyorum ki, yarın (yani bugün) merkez ilçe seçimi bitip yeni başkan seçildikten sonra,

Dün saflara bölünen, bir birinin ardından olmadık alavereyi, dalavereyi çevirenler,

Yarın kol kola girip, hiçbir şey olmamış gibi siyasi mücadelelerine (!) devam edecekler.

Her neyse sözü fazla uzatmaya gerek yok.

Her şey bitti seçime geldik…

Temennim ister Mustafa Türkmen, ister Kürşat Kılıç seçilsin, kim olursa olsun, Yozgat kazansın!

Söz siyasetten açılınca bu günün Cumartesi olduğunu da unuttuk iyi mi?

Az da olsa beni takip edenler Cumartesi günlerine özel bir gözle baktığımı bilirler.

Cumartesiye dair birkaç iyi kelam ederek sohbetimize nokta koyalım derseniz, sizlere Çamlık’ı gidip görmenizi isterim.

Bir gelinlik bu kadar mı yakışır giyene…

Bembeyaz gelinlik misali öyle bir sarmış ki Çamlık’ı kar taneleri, sanki yaradan yer yüzünün güzellerini çıkarmış ortaya.

Soğuk havaya ve sise rağmen Çamlık endamı bakmaya kıyamayacağınız bir güzellikte raksediyor ağacıyla, kuşuyla, börtü böcüğiyle…

Bu hafta sonu hava kötü diye düşünmeyin.

Varsa imkanınız alın çocuğunuzu, eşinizi, ailenizi, dostunuzu Çamlık’a çıkın…

Bir soluk alın, ciğerlerinize fazla fazla dolup taşarcasına,

Bir de bakış…

Hayatınıza tazelik gelir, ruhunuz biraz daha güzelleşir…

İyi hafta sonları Yozgat!...