Ak Parti İl Başkanı Fahri Açıkgöz başkanlığındaki yönetim kurulundan birkaç kişi istifa ediyor.
Gerekçe; yeni başkanının yani Açıkgöz’ün delege listesinde revizyona gitmesi…
Zaman; Merkez İlçe Başkanlığı seçimlerine birkaç gün kala…
Ak Parti’de Merkez İlçe Başkanlığı seçimlerine 2 gün var, yok…
Yani bir şey kalmadı.
Ama zaman daraldıkça öyle akıl almaz gelişmeler oluyor ki, akıllara zarar…
Ortada iki aday var; Mustafa Türkmen, Kürşat Kılıç.
Ama seçime dair konuşan, senaryo üreten, strateji belirleyen, yönetim oluşturan, başkan seçen çok…
Eski siyasetçiler,
Yeni siyasetçiler,
Vekillik koltuğundakiler,
Başkanlık makamındakiler,
Yok yok anlayacağınız.
Bir çoğu da iddia, varsayım…
Bu tür genel kurullarda adettendir, o beni destekliyor, şu beni destekliyor, bu beni destekliyor, denilir…
Bu seçimde her iki aday kendince destekleyenleri satır aralarında telaffuz etmeye çalıştı.
Kim bilir belki de adam ‘Hayırlı olsun’ demiştir, onun adı destekliyor olmuştur.
Her neyse mevzu bahis bu değil.
Ak Parti içinde çıkar hesabı güdenler yine boş durmuyor, şekil A’da gözüktüğü gibi.
İyi ama hangi hesap diyebilirsiniz.
O hesapları ortaya dökmek için tek tek isim telaffuz etmek aslında çok da önemli değil, herkes kendini biliyor.
Fakat bu kez senaryo biraz farklı.
İşe önce il teşkilatından, yani başkandan başlamak istediler.
E, göz önündeki bir partide ses getirmek, ya da temsil makamında bulunanı rahatsız etmek için önce istifa kozu kullanılması gerekiyordu.
Nitekim istifanın ucu gösterildi.
Ne için istifa, Açıkgöz delege listesindeki isimlere sessiz sedasız yol vermiş!
Parti içi demokrasiye ters bir durum gibi gözükse de bana göre işin görünen yönü bu şekilde yansıtıldığı gibi değil.
Bu gün Açıkgöz’ü yönetim listesini değiştirmek, isim silmekle itham edenler, kendince suçlayanlar da dün aynını yapmadılar mı?
Aynı listeyi birilerini silerek, yerlerine yenilerini yazarak oluşturmadılar mı?
Burada mevzu bahis Fahri Açıkgöz’ün şahsı değil.
Açıkgöz değil de farklı biri de olabilirdi o koltukta pekala.
Siyasetin bir kuralı var, o da her gelen kendi ekibini kuruyor. Bu kimi zaman genel manada bir değişiklik kimi zamansa kısmi değişiklikler getiriyor.
Sonuçta iki iki daha dört eder kadar net ve doğal bir durum.
Her lider kendi adamıyla çalışmak ister.
Nihayetinde ülkeyi yönetenlerden tutunda muhtar azasına kadar durum böyledir.
Artık kimse işinin ehli, ya da liyakati için adam seçmiyor.
Allah aşkına bu ülkede herkes işinin ehli mi?
Devlet kurumlarında hala iki parmak bilgisayarda yazı yazan insanlar var.
Zira Türk siyasetinde de bu gün dağdaki çoban kadar liyakati ve dirayeti olmayan nice milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri var.
Yalansa yalan deyin.
Bu gün Ak Parti’de gürültü koparanlar hiç boşuna çığırtkanlık yapmasın.
Yapsalar da tutmaz, en azından ben tutmayacağını düşünüyorum.
Zira Fahri Açıkgöz gerek teşkilatlar gerekse parti genel merkezi tarafından kabul görmüş isim.
Eğer Açıkgöz’e bir şekilde zarar vermek,
Ya da merkez ilçe seçimlerini etkileme, yani bir taşta iki kuş vurma niyetinde olanlar var!
Ben bu kez hesabın tutmayacağını ama bu keşmekeşlikten Ak Parti’nin zarar göreceğini söylemek istiyorum.
Bu gün Ak Parti’de siyaset yaparken ne pahasına olursa olsun küçük olsun benim olsun zihniyetiyle hareket edenler,
Aslında bindiği dalı kesiyor, yol aldığı gemiye zarar veriyor su almasına sebep oluyor.
Yıllarca bu siyaseti güdenlerin, küçük olsun benim olsun diyenlerin bu gün ne halde oldukları ortada.
Ak Parti’de 19 Kasım’da yapılacak merkez ilçe olağan kongresi öncesi bakıyorum kimler yok ki hesabın içinde.
Siyasetten uzak olanlar,
Vekillikten uzak olanlar,
Siyaseti makam olarak bırakanlar,
Yozgat’tan uzak ulanlar,
Yok yok, anlayacağınız.
Benim adamım seçilsin mantığındalar.
Ama her iki adaya da zarar veriyorlar partileriyle birlikte.
Bu gün Ak Parti İl Başkanı Fahri Açıkgöz’e zarar vererek, merkez ilçe başkanlığı seçimini etkileme gayesiyle politika üreten,
Yozgat’ta saat kulesi siyaseti yapanlar aslında dün siyasi arenada mimlenmiş insanlar.
Siyaset bu, eskisi, yenisi olur mu, olmaz elbette.
Ama siyaset artık liyakatliyi liyakatsizi, katranın topuzunu kaçıranı ayırt ediyor, eliyor…
Hülasa bu yazıyı bir mesajla kapatmak gerekirse şunu açık yüreklilikle söylemek isterim;
Ak Parti’de birileri almış eline karayı bir birinin yüzüne sürüyor, sonra da karşısına geçip senin yüzün kara diyor…
İsmi ve siyasi vizyonu ak olan bir siyasi partide yüzünü karaya boyayanlar kusura bakmayın ama sırıtıyorsunuz bir yeri açıkta kalmış tavus kuşu misali…
YOZGAT RÜZGARI
Sürpriz aday çıkar mı?
Ak Parti’de şimdi sürpriz aday konuşuluyor.
Aslına bakarsanız düne kadar sürpriz, yani üçüncü bir aday çıkar diye ben de söylüyordum.
Ama dün bir isim çıktı ortaya; Ak Parti’nin eski gençlik kolları başkanı Çelebi Altuntaş!
Altuntaş, Ak Parti siyasetinin genç isimlerinden.
Gençlik Kolları Başkanlığı sırasında etkili çalışmalar yapmış, sonrasında da partinin içinde olmuş bir Ak Partili.
Ama genel kurula 2 gün kala sürpriz aday olarak gündeme gelmesi sürpriz gibi görünse de sürpriz değil.
Siyaset bu yarın kimin nerede olacağını kestirmek zor.
Söz adaylıktan açılmışken size küçük bir anımı anlatayım.
İsmi bende gizli bir Ak Partili ile sohbetimizde; “İl Başkanlığına aday olacağın söyleniyor, doğru mu diye” sormuş karşılığında da “Hayır, vallaha da billaha da olmayacağım” yanıtı almıştım.
Ne gariptir ki bu sözün ardından 24 saat geçmeden bu kişinin il başkanlığı adaylığını açıkladığı basın toplantısına katıldım.
Kendisine bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dediğimde; “Siyaset öyle bir şey ki o koltuğa nasıl oturdum, adaylığımı ne zaman açıkladım yemin ederim anlayamadım” yanıtını aldım.
Her iki yemin de aynı adamdan çıktı.
Siyaset böyle bir şey.
Yarın üçüncü sürpriz aday, ya da tek aday Çelebi Altuntaş olursa hiç şaşırmam.
Siyaset bu zaman kimi neyi nereye getirir orasını görmek için beklemek lazım.