Yozgat İl Genel Meclisi üyelerinden Ahmet Köroğlu, siyasi kişiliğinin yanı sıra söz ustalığı ile de dikkatleri çekiyor. Doğaçlama deyiş ve dizeleriyle, muhataplarının gönlünü fetheden Köroğlu, onlarca şiirini ezbere almakla birlikte her ortamda seslendirip sohbetlerine katarak da bir başka maharetini su yüzüne çıkartıyor.
Yozgat İl Özel İdaresinde gerçekleştirilen meclis toplantılar başta olmak üzere hazır bulunduğu program ve etkinliklerde kendine has üslubuyla farkındalık oluşturan Saraykent İl genel meclisi üyesi Ahmet Köroğlu, şairliğiyle de adeta “Ben buradayım” dedirtiyor.
Saraykent ilçesinin kuruluşuna zemin teşkil eden sarayboğazı mevkiinden aldığı ilhamda bir çok şiiri kaleme alan Köroğlu, şiirlerini henüz bir kitapta toplayamamış ancak, kısmet olursa o kitabın adı “Rüzgar” olacak diyor. Yaşamındaki sitemi “Rüzgar” a yoğunlaştıran Köroğlu;
Kıbleden esince, Ravza mı yolun,
Dünyayı kucaklar uzundur kolun,
O’ndan bir muhabbet versen ne olun
Muhannetlik sana yakışmaz Rüzgar…
Belleğinden süzülüp gelen doğaçlama kafiyeli söz ve dizeleriyle dikkat çeken Köroğlu’nun çocuklarına vasiyeti ise oldukça manidar. Yazdığı şiirlerini henüz bir kitap hâkline getirmemiş olan Köroğlu, çocuklarına sıkı sıkı tenbihte bulunarak “ Olur ya, şayet şiirlerimi bir kitapta toplamadan ecel vaki olursa, ya şiirlerimi kitaplaştırın ya da mezar taşıma adımı yazın, yiğitlik olur” diye vasiyette diyor.
Şiirlerinde genellikle “Hasret” temasını işleyen şair Ahmet Köroğlu, kısacası tam bir muhabbet ve gönül insanı olarak, kendinden söz ettiriyor. Muhabbetine kattığı şiirsel üslubu ve söz ustalığı ise bir başka maharetini ortaya koyuyor. Hayat arkadaşının hastalanması üzerine, ameliyat esnasında beklerken, doktoru bahçıvan addederek, şöyle sesleniverir;
Birkaç gündür soluk gülüm’ün rengi
Bana kuruyacak deme bahçıvan
Deme “gül”den başka gül yok mu sanki
Ben gülümden başka bilmem bahçıvan
Şifa Allah’tandır vesile sensiz,
Balı tatmayanlar tadın ne bilsin
Ne gelirse Ona bana da gelsin
Onsuz dünya bana hardır bahçıvan
Şair Köroğlu, insanın en kıymetli varlığı olan “ANA” konusunda da oldukça bir çok dizeler dizer, yatağa mahkum olarak yıllarca hastalık çeken ”anasına”
Tebessümün verir gölüme huzur
Kırmak istemem hiç edenler bulur,
Cennet ayağının altında durur
Kaldır ayağını öpeyim anam,
Oğlun şu “Köroğlu” çok deli çocuk
Yaşı ilerler de uslanmaz azcık
El gözünde diken, sen de biricik
Dikeni gül diye seversin anam….diye sesleniyor.