Dün ajanstan düşen haber, Yozgat açısından oldukça düşündürücü...
465 bin 696 kişinin yaşadığı Yozgat'ta 66 plakalı araç sahibi 78 bin 866 olduğu belirtiliyor, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine dayanılarak...
Başka bir değişle yaklaşık her 100 kişiden 17'si motorlu araç sahibi...
Bu yüzde 17 içerisinde çevre illerden getirilen ve halen o illerin plakasını taşıyan araçlar dahil değil...
Onları da dahil ettiğimizde ortaya korkunç bir rakam çıkıyor...
Hesap karışık...
Hesap karışık olduğu kadar, yorumlaması daha da karmakarışık...
Zira, böylesine yoğun bir araç yoğunluğunun bulunduğu Yozgat'ta insanlar ''Açlıktan'' dem vuruyor...
Konu sözel değil, resmi kayıtlar bunu gösteriyor...
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı kayıtları...
Yeşil Kart bürolarının verileri ortada...
Tüm bunları alt alta koyduğunuzda karşınıza çıkan çelişkilerin içerisinden çıkmak, bizleri aşıyor...
Bilim adamları, araştırmacılar nasıl bir sonuç çıkartabilirler bilmiyorum...
Bildiğim tek şey ''Yozgat insanı fakir mi?, yoksa zengin mi?...''
Bu sorunun havada kaldığıdır...
Tıpkı tarım sektöründe olduğu gibi...
Yozgat'ın tarım kenti mi?...
Yoksa tüketim kenti mi?...
Henüz bir karara varmış değiliz....
Hal böyle olunca, ortaya yeni bir kavram daha çıkıyor...
Yozgat insanının kafası karışık, hem de çok karışık...
''Kararsız Kasım'' Yozgat insanının yanında yaya kalır...
Yozgat insanının kafasının bu denli karışık olması, bir konuda karar verememesi kendi suçu mu?...
Yoksa, kendisini bu toplumun öncüleri kabul edenlerin, bulundukları makam ve mevkileri koruma adına insanların kafalarını karıştıranların mı?...
Burada bile aynı noktada buluşma şansımız yok...
Sokağa çıkıp, birilerine bir soru yöneltsek, alacağımız yanıtlar çok farklı çıkacağından eminim...
Yıllardır bizleri uyuttular, ''Atatürk Yozgat'ı cezalandırdı!'' diye...
Hizmeti getiremeyince bu yalanın arkasına sığındılar...
Öyle olmadığı ortaya çıkınca, şimdi kendilerine farklı bir yöntem buldular...
Sahip olduğumuz varlığımızı, önce bizden alıp, sonra yerine bir başkasını küçülterek verdiler, onun adına hizmet deyip çıktılar...
Tıpkı Nasrettin Hoca fıkrasında olduğu gibi...
Bizlere ''Eşeğimizi kaybettirdiler, sonra getirip verdiler'' bizlerin şükretmesini sağladılar...
''Hiç yoktan iyi'' diyerek, hep avunduk durduk...
Arkamıza dönüp, baktığımız da ise bir arpa boyu yol alamadığımız ortaya çıktı...
O yüzden, çelişkiler yaşıyoruz...
Kafamız karışık, karmakarışık...
Bir konuda birleşemiyoruz, hep birilerine tabiyiz...
Hal böyle olunca da sonuç alamıyoruz...
Birilerini suçluyoruz, kendi kabahatimizi gizlemeye çalışıyoruz...
Siz ''Yırtılan Tüfekçi Bekir'in yakası'' diyenlere inanmayın...
Sonuçta yırtılan bizlerin yakası oluyor...
Yakamızı yırtmamak için gözümüzün önüne bakmak durumundayız.
Kişi başına değil, bir araç beş araçta düşse Yozgat’ın zengin olma ihtimali gelip geçicidir. Zenginlik araçla, malla, mülk ile olmaz.
İnsanın gönlü zengin olmalı...