!... Mevsimler Yazmış , Bahar aylarıymış Kış imiş.
Günlerden de Pazar , Perşembe, Salı imiş.
Bunlar sanki hiç önemli değilmiş gibi. Saatler dakikalar hesap ediliyor. Topladıkları Gülleri!... sayıyorlardı.
Canan!... Hapis’e ilk düştüğünde. Bazı kadın mahkumlar ona ters düşerek. Yüz vermiyorlar bazen de bir şeyler bahane ederek saç baş yolarak kavga ediyorlardı…
Kocasını öldürüp!... mahkum olan. Satı , yani. Ağ Gelin… Ağ benizli oluşundan ve sesinin güzelliğinden memnun olan arkadaşlarına arada bir Yozgat’ın meşhur ağıt havası olarak dillerde söylenen Ağ Gelin Türküsü’nde dilinden düşürmeyen. Mahkum Satı!... yani Ağ Gelin lakabından da memnun olacak ki sık sık elini kulağına koyarak kendi içinde kaybolup gidiyordu;
“Ağ Gelin de oturmuş daşın üstüne.
Taramış zülfünü de , gaşın üstüne.
Bir selamın gelmiş. Başım gözüm üstüne
Ölürümde vermem seni ellere.
Ağ Gelin.. Ağ Gelin.. Sürmelim…”
..diyerek sızlanıp ağlıyor , ağlatıyordu. Bu yüzden mahkum arkadaşları ona;
“Ağ Gelin” diye.
Bu lakabı takmışlardı. Özenle ilgilendiği mahkum arkadaşı Canan’a sıkıntı veren diğer arkadaşlarına karşı sık sık ona arka çıkarak onu da kolluyordu.
Öğle Namazını kıldılar. Bir birlerine ve herkese dualar ettiler.
Bahçe duvarının gölgesine çöreklenerek oturdular.
Ağ Gelin:
-Canan!… Kız. Halim senin için yanıp tutuşuyor. Allah için , seni çok Seviyormuş…
Buralara kadar koşup gelmesinden belli… Sende pek inatsın. Garibim geliyor seni bulamayınca da boynunu büküp gidiyor. Yapma be kız… Gözüne bir görünsen. Sende ona;
“Bende seni çok seviyorum” desen ne olur?.
Hadi bize söyleyemiyor. Belli de etmiyorsun ya… Sende onu çok seviyorsun.
Boşuna saklama.
Benim anlamadığım. O seni seviyor… Kurda kuşa söylenip dert yanıyor da. Sen niye susuyor?. İçin için sevdalanıyorsun?.
Söylesen ne olur , diye.
Cananı biraz bu Sevda konusunda konuşturmak istiyordu.
Canan başını öne eğdi. Sızım sızım sızlanıyordu. Konuşmak istedi… Sanki boğazı düğümlenmişti konuşamıyordu. Önce dilinin bağını.
Güllerin Gülüne!... Sele vat okuyarak çözdü. Başını da hafifçe kaldırarak ve oturduğu yerde dik durarak:
-Ağ Gelin abla!… Leyla’ya sormuşlar. Senin Sevdan mı büyük?. Yoksa Mecnunun Sevdası mı?... diye.
Oda benim Sevdam!… demiş.
Çünkü!… O Sevdasını. Dağlara Taşlara , Kurda Kuşlara duyurdu söyledi.
Ben ise sakladım. Onun için benim Sevdam daha büyük demiş , diyerek.
Durakladı. Çünkü… söyleyemediği o Sevgisi Gönül pınarını coşturmuş göz kapaklarından taşıyordu ağlamaklı ses tonu ile söylendi:
-Abla… Bende Halimi… Allah için çok seviyorum. Ama!..
Ağ Gelin:
-Eeee… aması da ne oluyor?.
Canan:
-Abla… Ben ayrıldığım kocamı. Seviyorum sandım!... Cahilliğime yenildim. Bizimkiler kabul etmediler diye bende kaçarak evlendim.
Daha sonra boşanıp geri geldiğimde. Artık ipler… Anamla babamın elinde.
Mecburen onların dediğini yapıyorum. Yani anlayacağın.
Kaldık oğul eline. Müdaneyle geline.
Abla sanki bana sevmek!… Yok yok… anamı babamı kaybetmemek için mecburen onların her dediğine evet .. diyordum.
Halimi de çok sevdiğim için. Ona da hayır!… diyordum.
Şaşırdım kaldım...
Ağ Gelin:
-Kız…Halime garibe niye hayır diyorsun?. Tamam anladık. Ailen müsaade etmiyor. Evlenemeye bilirsin. Ama… Sevdiğini niye söylemiyorsun?. Üstelik birde onu sık sık azarlamışsın. Niye?...
Canan:
-Abla… O çok iyi bir insan!… ben onun O Sevgisine saygıda kusur ederim. Onu üzmemek için benden hep uzak durmasını istedim.
Çünkü… Ben ona istemesem de acı çektiririm… Ben serbest alıştım. Çok savurganım. Bazen de aniden anlayıp dinlemeden devirip döküyorum sinirli yanlışlarda inatçı biriyim… bu huyumu bende sevmiyorum ya elimde değil abla. Birazda Nefsimin oyuncağıyım diyerek.
Birer birer kendini ve Nefsini ihbar ederek anlatıyordu.
Ağ Gelin:
-Sana delisin!… dedim de yanılmamışım.
Kız… Sana Tek bir şey söyleyeceğim. Hayatında bir delilik daha yap… Kısmet olurda buralardan çıktığında. Onu bul evlen!…
O Sevgi Sevdaya da bu yakışır.
Allah için… Ahire tin için. Rabbimize götürecek bir hediyemiz yok...
Hiç olmazsa… Yarabbi bende sana bu engelli!... Kuluna. El oldum , ayak oldum. Ona omuz verdim. Bu fedakarlılığımı. Salih amel olarak kabul et diyerek.
Ahi retlerine azık olarak. Yaratan Rabbine de. Hediye hazırlıklarını. Hayır öğütlerde bulunuyorlardı...
Selam ve dualarımla.