Son yıllarda okullarımızda proje üstüne projeler uyguluyoruz. Uygulanan projelerin ise büyük çoğunluğunun Avrupa Birliği merkezli ve oradan temin edilen kaynak ve hibeler ile hayata geçirildiğini görmekteyiz. Söz konusu projeler ile birçok şey hedefleniyor ve bu hedef doğrultusunda eğitim ile ilgili kurumlar, öğretmenler ve öğrenciler çalışmalar gerçekleştiriyor.
Bu projelerin eğitimimize ve projede hedef kitle olan çocuklarımıza ne kadar olumlu katkısı vardır bunu tam kestiremiyorum. Bu konuda uzmanların görüş bildirmesini faydalı bulurken, okullarımızda bu türden uygulanan her projenin de öğrencilerimize fayda sağlamadığı görüşündeyim. Avrupa Birliği tarafından özellikle ülkemizin eğitimi ve gençlerimizin yetiştirilmesi konusunda ortak yürütülen projelerin bazıları ise şahsıma ilginç geliyor.
Öyle ki Avrupa Birliği bize finans desteği sunduğu projelerinin bazılarında ülkemizde demokrasi bilinciyle öğrenci yetiştirmeyi, demokrasi kültürü yaymayı ve öğrencilerin bu kültürle yetişmelerini istediğini beyan ediyor. Bunun için ilimize AB ülkelerinden temsilci yolluyor, ilimizde pilot okullar belirliyor. Projenin amaçlarını okuduğumda ise aklıma ‘Kelin ilacı olsa, kendi başına sürer’ atasözü geliyor.
Çünkü bugün AB üyesi ülkelerde eğitim gören gençler arasında ırkçılık, İslam karşıtlığı, kişilik bozukluğu, cinnet ve bunalım, intihar gibi vakalardaki artışlar göze çarpıyor. Öğretmen ve öğrenciler arasında yaşanan ahlaksız cinsel istismarlar, tacizler ve ilişkiler bu ülkelerde görülüyor. Ancak buna rağmen bu ülkeler hala AB’ye üyeliğimizi öne sürerek bizim ahlak ve imanlı gençliğimize demokrasi, insan hakları, medeniyet gibi konularda ‘proje’ adı altında ders vermeye çalışıyor. Ben buna kızıyorum. Onun dışında konunun uzmanları tarafından geliştirilen proje ve uygulamaları eleştirmenin haddime olmadığını da ifade etmek istiyorum.