Türkiye ekonomisi, Mart 2026’nın bu ilk haftalarında, uzun süredir uygulanan sıkı para politikasının meyvelerini toplama ile reel sektörün dayanıklılık sınırlarını test etme arasında ince bir çizgide ilerliyor. Bugün itibarıyla piyasaların tüm dikkati, sadece açıklanan verilerde değil, aynı zamanda ekonomi yönetiminin "kararlılık" mesajlarında toplanmış durumda.
1. Enflasyonda %30 Eşiği ve Psikolojik Sınır
Şubat ayı enflasyon verilerinin %31,53 olarak netleşmesi, dezenflasyon sürecinin devam ettiğini kanıtlasa da, hedeflenen tek haneli rakamlar için hala katedilmesi gereken bir yol olduğunu gösteriyor. Piyasalar için asıl soru; enflasyonun bu seviyelerde katılaşıp katılaşmayacağıdır. 10 Mart itibarıyla tüketicinin ana beklentisi fiyat istikrarıyken, üretici tarafında maliyet baskısı hissedilmeye devam ediyor.
2. 12 Mart PPK Toplantısı: Piyasalar Ne Bekliyor?
Bugünün en sıcak gündem maddesi, iki gün sonra gerçekleşecek olan TCMB Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısıdır.
- Mevcut Durum: Politika faizi %37 seviyesinde bulunmaktadır.
- Beklenti: Analistlerin büyük çoğunluğu, enflasyondaki düşüş hızının henüz kalıcı bir rahatlama sağlamadığı gerekçesiyle faizlerin sabit tutulacağını öngörüyor.
- Kritik Soru: Bankanın vereceği karar, yılın ikinci yarısı için beklenen "gevşeme" sinyalinin ilk kıvılcımı mı olacak, yoksa temkinli duruş sürecek mi?
3. Büyüme ve Dış Dengenin Hassas Dengesi
Ekonomideki yavaşlama, 2025 sonu itibarıyla %3,6'lık büyüme oranıyla kontrollü bir şekilde gerçekleşti. Ancak Mart 2026 verileri, iç talebin baskılanmasının ithalatı düşürdüğünü, buna karşın küresel talepteki zayıflığın ihracat artışını sınırladığını gösteriyor. Enerji fiyatlarındaki küresel dalgalanmalar nedeniyle cari açığın 36 milyar dolar seviyelerinde direnç göstermesi, döviz likiditesinin önemini korumasına neden oluyor.
4. Yatırımcı Güveni ve Piyasalar
Türkiye’nin kredi notlarındaki iyileşme ve gri listeden çıkış sonrası artan doğrudan yatırımlar, Mart 2026 tablosunun en pozitif tarafıdır. Borsa İstanbul’un 13.000 puan seviyesindeki tutunma çabası, yabancı yatırımcının Türk varlıklarına olan ilgisinin orta vadeli bir güvene dönüştüğünü kanıtlıyor. Özellikle "BB" not seviyesine yükseliş, kurumsal fon girişlerini hızlandıran bir katalizör işlevi görüyor.
10 Mart 2026 tarihi, Türkiye için bir "bekle ve gör" döneminin zirvesidir. 12 Mart'taki faiz kararı ve ardından gelecek olan bahar dönemi enflasyon verileri, 2026 yılının ekonomik hikayesinin "istikrarlı bir başarı" mı yoksa "zorunlu bir duraklama" mı olacağını tayin edecektir.