İnternet kullanılıyor. Kullanılıyorda kim, nasıl kullanıyor? İnternet medyaları oluşuyor, türedikçe türüyor. Çapsız dört tanesi de çıkıyor birşeyler karalıyor ama bu karalama kopyala-yapıştır yada paylaştan ibaret oluyor.
İnternet medyasının diğer medya organları gibi belli bir kesime hizmet etmemesi, yandaş olamayacak kadar kozmopolit olması en güzel yanıydı, yanıydı çünkü artık editör orduları ve site kapattıran avukat orduları ile tekel medyası da internetin inceliklerini öğrenmiş durumda.
Sosyal paylaşım ortamlarında özgün içerik oluşturma özürlü kullanıcılar sayesinde internet medyası da aynı tas aynı hamam.
Birilerinin hedeflerine hizmet eden içerikler ordan oraya paylaşılmakta, boş beyinler için armut piş ağzıma düş tarzı görüşlere dönüşmekte. Ne gibi derseniz, şu gibi:
Geçmişte kahvehane köşelerinde okudukları milli mecmuaların köşe yazarlarının görüşlerini birbirine satan tek tip insana alışmıştık, artık internet sayesinde daha değişik görüşler duyacağımızı düşünüyorduk ama yanılmışız.
Sözlükler ve özgür bloglar olmasa internetin hali acınacak durumda görünüyor ama sanki bu tarz özgür platformlarda da körler ve sağırlar birbirini ağırlıyor gibi görünüyor. Neden bilinmez bu ortamlarda yaratılan harika içeriklerin paylaşıldığını hiç görmezken , yine aynı ortamlardan çıkan cinsellik ve komedi tadındaki yazılar çalına çalına internet klişelerine dönüşüyor.
İşin en vahim yanı evinde topluma hizmet edememenin ezik psikolojisine mahkum olmuş asosyal kesimin kan aranıyor duyurusu forward ederek, kanserli çocuk fotoğrafları paylaşarak ve Facebook Atatürk fan sayfalarına üye olarak bir anda en büyük aktivist, en büyük idealist olması, en büyük sosyal bilince kavuştuğunu düşünmesi.
Sosyal paylaşım sayfalarına karşı değilim, hatta çok yararlı olduklarını düşünüyorum, toplumun kendi gündemini oluşturması için büyük olanaklar sunuyorlar. Fakat ne yazık ki yine aynı gündem yine aynı görüşler. Özgür gündem adı altında sunulan haber içerikleri başlangıçta umut vaad ediyordu fakat şimdi görüyoruz ki daha fazla hit ve basite kaçma arzusu ile özgür gündem iddialı özgür basın, milli gazetelerden copy paste yapmanın ötesine geçemiyor. İşin en ilginç yanı internet gibi büyük bir platformun artık televizyonu ve medyayı yönetmesi gerekirken nadiren internet kaynaklı oluşumların tv'de gösterilmesine bile şaşırıyoruz. Hala internet içeriğini televizyon oluşturuyor. Ne yazık ki internette özgün içerik oluşturması beklenen küçük kesim de üzerine düşeni yapmak yerine pembe dizileri anlatan bloglar, çapsız köşe yazarlarının çapsız yazıları hakkında yorumlar ve birbirlerini dışlayan haber yorumları yapmaktan öteye geçemediler.
Bu yazımda sokaklara dökülelim çağrısı yapmıyorum. Herkes idealist olmalı, eylemci olmalı, gerçek aktivistler olmalı şeklinde bir düşüncem de yok. Ama en azından hiç kimse piyon olmamalı diye düşünüyorum. Paylaşmak ondan aldığını buna vermek değildir. Eğer paylaştığınız şeye kendiniz bir şey koymamışsanız ve onda sizin emeğiniz yoksa bu paylaşmak değildir. Bu durum özgür internet için ve paylaşım adına olduğunu iddia ederek çaldıkları mp3'leri başkalarına dağıtan sahtekarlardan hiç farklı değil. Modern çağın Robin Hood'u olmak istiyorsanız yol bu değildir.
Aktivizm, toplumsal değişme ya da politik değişiklik meydana getirmek için kasıtlı bir biçimde yapılan eylem olarak tanımlanıyor. Sadece evinizde oturarak da aktivist olabilirsiniz ama başkalarının kötü emellerine hizmet ederek değil. Örneğin basit yaşama, ekonomik boykot, medya faaliyetleri gibi nispeten pasif eylemler de aktivizm tipleri olarak kabul edilmekte. Eğer fikirleriniz varsa ve dünyayı değiştirmek istiyorsanız ister eylem yapın, ister örnek hayatınızla idol olun. Bu taraklarda bezim yok ama benim de fikirlerim var diyorsanız, internet sizi bekleyen boş bir sayfa, buyrun yazın. Sizin fikirleriniz zaten yazılmış zaten düşünülmüş olabilir buna saygı duyuyorum ve şahsi önderlerinizi ön plana çıkarmak istiyor olabilirsiniz. Anlayamadığım nasıl bir insan her allahın filozoflarla aynı fikirde olabilir veya arada doğruları söyleyen bir çapsız masal anlatıcısını fikir sözcüsü ilan eder; e hadi aynı dünya görüşünü paylaşıyorsunuz da gündeminiz nasıl hep aynı olabiliyor.
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlara alışmıştık artık bilgi sahibi olmadan fikirlerini yazanları okuyup fikir sahibi olan güruha alışmamız gerekiyor. Hele ki bilgi kaynağın nedir dendiğinde "İnternet"i kaynak gösterenler var ki cahilliğin yeni tanımı olsa gerek. Safsata Powerpoint sunularında kayarak gelen yazılar karşısında hipnotize olan, daktilo efektli yazılar ve gaz müzikler eşliğinde sunulan videoları hayatın gerçeği kabul eden bir nesil var karşımızda.
Bir de internet milliyetçiliği var, facebook milliyetçiliği, twitter milliyetçiliği diyenler de var buna. Sosyal paylaşım sitelerinden önce de forward kardeşliği vardı. Çapsız fikirlerini forward etmeyenler de bir çırpıda şerefiz olabiliyor, vatan haini ilan edilebiliyor garip bir şekilde. Sansüre her şekilde karşıyım fakat bilinen bir gerçek var ki bu bölücü fikirlerin, hakaretlerin tv'de yayınlanması söz konusu bile olamazken istemsiz şekilde her gün web tarayıcılarımızda boy göstermesi kaçınılmaz oldu.
Peki internet medyası ile nasıl siyaset üretilir, toplumsal sorunlara çözüm bulunabilir veya sosyal yardım organizasyonlarına yardımda bulunabilir diyebilirsiniz. Emin olun tek yol forward ve paylaş butonları değildir. Evet doğru olduğunu düşündüğünüzü görüşleri yaymaya devam etmelisiniz siz de bu platformların bir parçası olmalısınız ama hayat bir tık kadar basit değil. Bir çok web sayfasında yıllarca aktif rol almış ve bazı sosyal medya sitelerini kurmuş biri olarak bu tür "paylaş", "forwardla" aktivitelerinin hiçbir işe yaramadığını çok iyi biliyorum hepiniz nasıl olsa birisi el atar, nasıl olsa birisi yardım eder diye düşünüyorsunuz ama emin olun hepiniz böyle düşünüyor kimse el atmıyor. Örneğin Haiti depreminden sonra interneti kaplayan yardımlaşma butonlarını hepiniz paylaştınız, paylaşmak yerine herkes sadece 1 TL gönderseydi devlet desteği ile ancak bir kaç milyonu bulan yetersiz insanlık desteğimizin ötesine geçebilirdik. Ve hala geç değil.
Lütfen biraz düşünün, birilerini şerefsiz ilan ederek, bir ırkı aşağılayarak, dalgalanan bayrak gifleri forwardlayarak teröre son veremezsiniz, şehit ailelerinin acılarını azaltamazsınız. Üzerine çarpı atılmış İsrail bayrakları ve Yahudi düşmanlığı videoları ile Dış Politika sorunlarımızı çözemediğiniz gibi Gazze'deki aç çocuklara hiçbir yardımınız dokunmayacak, Kanser hastası ve lösemili çocukların videolarını facebook profillerinizde beğenmeniz o çocukları iyileştirmeyecek. Kartellere hizmet eden monoton ve çapsız köşe yazarlarının sığ görüşlerini birbirinize satmanız dünyayı değiştirmeyecek. Ve en önemlisi kendinizi bir gruba ait hissetmek istiyorsanız 1 milyon kişi olmanıza gerek yok gerçek hayatta iki üç kişi de çok şey başarabilirsiniz.