İnsan ne aradığını ya da ne istediğini biliyorsa doğru zamanı beklemek en mantıklısı. Yanlış zamanda alınan kararlar ya çok geç kalınmış yada çok erken alınmış olabilir... Gerçekten ne aradığını bilmek sağa sola çarpıp hasar almaktan daha iyidir... Eğer birinin bizi sevmesini istiyorsak "o" insana ne istediğini kimi istediğini anlaması ve karar vermesi için zaman vermeliyiz...
Sırf biz seviyoruz ya da aşığız diye "o" insanda bizi sevmek ya da âşık olmak zorunda değil... Konu aşk ve sevgi olduğunda sahiplenme ve kıskançlık duyguları devreye girer. Sevgi dayatmaya, zorlamaya baskıya gelemez... Sevgi sadece özgür ortamda gelişir. Baskın kıskanç davranışlar ile sadece azalır, küçülür, yok olur... Birinin size ait olduğunu düşünmek sadece kölelik sisteminde geçerlidir... Sevgiyi kalıplar içine soktuğumuz sürece gelişmesini olgunlaşmasını beklemek hayaldir. Sevginin en canlı ve işe yarar hali kendisi olarak kaldığı zamanlardır...
Görünen o ki toplumumuzda sevgiye artık gereken önem verilmiyor. Mutlu evlilikler gittikçe azalmış herkes ya şikâyetçi ya pişman ya da mutsuz... Kimi aşktan bahsediyor, kimisi severek evlendiği erkeği-kadını bir yabancı gibi anlatıyor... Aşkın faili meçhulü gerçekten evlilik mi? "Evlilik aşkı öldürüyor" derken insanlar acaba doğrumu söylüyor?
şart değil hiçbir şey
'aşkta zorlama yoktur'!
severse kalbin sever
görürse yine kalbin...
zorla baktığında bana,
gördüğün ben değilim.
AVUCUNA ALDIĞIN KUM TANELERİNİ DÜŞÜN DENİZKIYISINDAN
HANİ NE KADAR ÇOK SIKARSAN O KADAR AZ KALIR YA ELİNDE O KUM TANELERİ İŞTE BUNUN GİBİ AŞKTA DA ZORLADIĞIN SIKTIĞIN SÜRECE KAYBEDERSİN SEVGİLİYİ DİYE DÜŞÜNÜYORUM.
ASLINDA SADECE AŞK İÇİN DEĞİL BÜTÜN İLİŞKİLER İÇİN GEÇERLİ DEĞİL Mİ BU ?
Sevginin en önemli ve birincil gelişim şartı, özgürlüktür! Zorlamayla sevgi olamaz. O, kafasına buyruktur.Sevgi tüm testlerden geçip, zorlukları aştığında, karşımızdaki kişiyi sahiplenmek isteriz. O her şeyiyle bizim olmalı, bize ait olmalıdır. Biraz mantıklı düşünürsek, bu aslında bir çılgınlıktır! Bunun doğal sayılması ise şaşılacak bir durumdur.
Birinin sadece size ait olmasını düşünmek, kölelik sisteminde bile geçerli değildir. Konu sevgi olduğunda, nedense hepimizde bu sahiplenme duygusu azar.
Sadece bizim için var olan, bize ihtiyaç duyan, bizim sevdiğimiz kişi tamamen bizim olmalıdır. Bu ancak bir kukla için geçerli olabilir. Karşımızda canlı, kanlı, düşünen, duyguları ve istekleri olan biri olduğu gerçeğini unuturuz.
Şu noktayı atlamamamız gerekir: Sevgi sadece özgür ortamda gelişebilir! Bunun tam tersi olduğu durumlarda, yani sahiplenme ve eğitmeye kalkma hareketlerinde ise, sevgiyi kaybetme süreci ortaya çıkar. Bu tarz tutumlar, sevginin oluşumunu ve olgunlaşmasını tehlikeye atar.
Sevgi dayatmaya gelemez. Eğitilemez ve sahip olunamaz. Birlikte olduğunuzu kişiyi yönlendirmeye, eğitmeye kalkarsanız, bunun sevgi yüzünden değil, başka sebeplerden dolayıdır.
Sevgiyi kalıplar içine soktuğumuz sürece, onun gelişmesini, olgunlaşmasını beklemek hayaldir. Sevginin en canlı ve işe yarar hali, kendisi olarak kaldığı zamanlardır.
Sevgiyle barışmak istiyorsanız, onun kendi yolunu izlemesine izin vermeniz gerekir. Sevgi; izlemeyi becerebilirseniz, çok iyi bir öğretmen ve yol göstericidir. Onun önderliğinde yürütülen bir yaşam, sizi hep daha zengin, daha olgun ve bilge yapacaktır. Sevginin dilediğince uçmasına izin verin ve yolunu takip edin.