Ak Parti il binasında birkaç gündür afiş asılı duruyor.
    Üzerinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Cemil Ciçek ve Başbakan Yardımcı Bekir Bozdağ’ın fotoğrafları var.
    Bir hayli de büyükçe tasarlanan afişte üç resmin altında büyük harflerle ‘TEŞEKKÜRLER YOZGAT’ yazıyor!
    Afişe ilk baktığınız vakit şu yorumu yapıyorsunuz haliyle:
    - Yozgatlı’nın Ak Parti’ye verdiği destek karşılıksız kalmadı. Başbakan Yozgat’a iki Yozgatlıyı önemli makamlara getirecek kadar önem veriyor!
    Teşekkür afişinin altındaki imza Ak Parti İl Teşkilatına ait!
    Ak Parti İl Teşkilatı hafta sonu Sayın Çiçek ve Bozdağ’ın ziyaretlerini de fırsat bilip, Sürmeli Festivali’ni de dikkate alarak böyle bir afişle teşekkür etmek istedi Yozgatlıya.
    Aslına bakarsanız iyi düşünülmüş bir afiş.
    Ama o afişi her şeye rağmen hafife almamak irdelemek gerektiğini düşünüyor, Yozgatlı’yı da bu düşünceye sahip çıkmaya çağırıyorum.
    Ben bir Yozgatlıyım, o halde bir Yozgatlı gibi düşünmek zorundayım.
    Daha önce de konuştuk bunları, sözü uzun uzadıya karıştırmak, sizleri yormak istemiyorum.
    Yozgatlı Ak Parti’ye desteğini fazlasıyla gösterdi.
    Bu desteğin karşılığında aldıkları yeterlidir/değildir bu tartışılır elbette.
    Nihayetinde Ak Partililer de her fırsatta Yozgat’ta ki ihtiyaçların büyüklüğünden ve yapılan hizmetlerin belirli noktada yetersiz kaldığını zaten dile getiriyor!
    O halde bu günden sonra o afişteki görüntüyü hafızalara kazımaktan başka çaremiz yok!
    Yozgatlı’nın Ak Parti’ye olan desteğine karşılık Başbakan da Yozgatlı’yı karşılıksız bırakmadı iki önemli makama Yozgatlıyı layık gördü.
    Bu zaten hakkımız değil miydi/hakkımızdı.
    Bu ne bir ukalalık, ne de başbakanın Yozgatlıya verdiği değeri, o makamları hafife alma.
    Tam aksine Yozgatlı’nın hakkını teslim alma, sahip çıkma adına önemli bir çıkış noktası.
    Evet TBMM Başkanlığı ve Başbakan Yardımcılığı zaten hakkımızdı.
    Başbakan yardımcılığı olmasa da bir bakanlık da zaten beklentimizdi!
    Bana göre başbakanın Yozgat mitinginde (Bizi ilgilendiren) en önemli sözü ‘Yozgat’ı marka şehir’ yapma vaadiydi.
    Yozgat’ın marka şehir olabilmesi için her şeyden önce temsil makamında yer alması gerekiyordu!
    Makam sahibi olduk!
    Bundan sonra sıra o makamların yanında başbakanın da desteğini alarak Yozgat’ı hızla marka şehir yapmak!
    Yani hizmet üretmek, yeni yatırımlar, projeler, çığır açacak adımlar atmak!
    İşte bu yüzden Yozgatlı Ak Parti’nin afişine sıkı sıkıya sahip çıkmak zorunda!
    Afişi hazırlayan Ak Parti İl Teşkilatı’nın da Yozgatlı’nın marka şehir olma beklentisini hatırlama adına önemli bir görevi yerine getirdiğini düşünüyorum.
    İtiraf etmem gerekir ki biz çabuk unutan bir toplumuz.
    Öyle çabuk unuturuz ki, dünden bu güne kalmaz hafızamızda kimi zaman.
    Eski bir Yozgatlı siyasetçinin bununla ilgili bir sözü var. Diyor ki, Yozgatlı isterse diz kapaklarına kadar çamurda gezsin, yolları geçit vermeyecek kadar kötü olsun, suları isterse hiç akmasın. Yolda gördüğünde sırtını sıvazlayıp nasılsın dediğin an her şeyi unutur!
    Bu bizim aslında saflığımızdan, temizliğimizden kaynaklanıyor bu durum!
    Unutmak değil de sineye çekmek, sırtını sıvazlayanın hatırını saymak, hürmet göstermek.
    Bu da Yozgatlı’nın devlet terbiyesini gösterir.
    Ha, hak aramak, istemek terbiyesizlik midir, haşa…
    Tam aksine işte o zaman kara baht kör talih denilen Yozgatlı’nın üzerindeki kara basanlardan kurtuluşun sırrına erişmiş olursunuz.
    Burada görev kime düşüyor ilin yöneticilerine, bürokratlarına, siyasetçilerine, STK’larına, o ilin yerel basınına!
    Bunların içinde muhtarı da var, iş adamı da…
    Eğer tüm bu saydıklarım susarken o ilin yerel basını da susuyorsa –ki her sorun işte tam burada başlıyor- işte o zaman kaybedenlerden olmuşunuz demektir.
    İşte bu yüzden Ak Parti İl Teşkilatı aslında o afişle Yozgatlı’ya hiçbir zaman unutmaması gereken bir gerçeği hatırlattı, hafızalara resmetti.
    Dün Cumhuriyet Meydanında resmettiğim o afişin altında Yozgat’ın marka şehir olmuş halini hayal ettim.
    Her şeyiyle daha gelişmiş, eskiden gelen ihtiyaçları tamamıyla giderilmiş, yama yapılan değil de etrafına, bölgesine katma değer sağlaya bir Yozgat!
    2023 vizyonumuz var değil mi?
    O vizyon tüm Türkiye’nin.
    Yozgat’ta da o vizyonu yakalamak adına bu gün yakaladığımız tarihi fırsatı fevkine varmış olmalıyız/olmak zorundayız.
    Muhalefeti, iktidarı, sağcısı solcusu, bir olmak, Ak Parti’nin “Yozgat’ı marka şehir yapma” sözüne sahip çıkmak boynumuzun borcu.
    Dün Cumhuriyet Meydanı’na bakan o afişteki görüntüyü hafızama kaydettim.
    Hiç unutmamak üzere!
    Yozgat’a sahip çıkmak adına, damlayken bir bütün olup göl olmak, çağlayıp denizlere akmak, kara bahta bir çelme atmak adına marka şehir sözünün bir ucundan tutmalı diyorum.

YOZGAT RÜZGARI

Koş koş koş…

Sıcak, kalabalık, toz, toprak, arazi eh daha ne olsun ki…
    TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın bu vasıflarla Yozgat’a yaptığı ilk ziyaret haliyle biraz şatavatlı oldu.
    Yozgat girişindeki hengamenin ardından Kızılay’a ait tesislerin temel atma törenine geçtik.
    Burada da karşılama anındakinin benzerlerini yaşadık.
    Yol kenarındaki temel atma alanına çıkacağınız yer biraz dik ve topraklı.
    Haliyle dik yamacı çıkmak zor, tozlu ve topraklı oluyor.
    İşte bu zorlu hengameden nasibini alan sadece biz gazeteciler ve katılımcılar değil.
    Yozgat’ın çiçeği burnunda iki milletvekili Ertuğrul Soysal ve Yusuf Başer o dik yamacı yaya çıkmasalar da koşuşturmacadan nasiplerini aldılar.
    Sırtta çanta, güneş tepede, toz ve toprak arasında koşmaya çalışırken tam arkamda kros müsabakasına katılmışçasına yan yana koşuşturanları görünce “ahah dedim” günün fotosu.
    Başer ve Soysal koşuyor, tam ortalarında Fahri Açıkgöz…
    Girmiş kollarına vekillerine destek veriyor il başkanı.
    - Ha gayret biraz daha hızlı koşun.
    Program başladı başlayacak, e Çiçek ve Bozdağ’ın Yozgat’taki ilk programlarına gecikilmez ki…
    Onlar güle oynaya, toza, toprağa aldırış etmeden koştular, tabi gücü il başkanından…
    Onlar koşarken bana da hem koşmak hem de deklanşöre basmak kaldı.
    E ha gayret daha hızlı…