Yozgatspor'un son 13-14 yıllık tarihine yakından tanıklık edenlerdenim.
Geçmiş tarihini de yazılı vesikalar ve spor otoritelerinin anılarından dinledim.
Geçen bu süre zarfında oynadığı karşılaşmaların neredeyse büyük bölümünde bulundum, deplasman müsabakaları dışında.
Yozgatspor'un Yozgat için ne anlama geldiğini anlatmaya gerek yok sanırım.
Gerek yok gerek olmasına ama Yozgatlı'nın Yozgatspor'a bu günkü bakışı, bir futbol takımının bir şehir için ne anlama geldiğini anlatma gereğini zaruri kılıyor.
Yani Yozgatspor'a dair kaleme alınan her yazı da Yozgatspor'un Yozgat'a kazandırabileceklerini hatırlatmak gerekiyor.
Zira vatandaşın unuttuğu bu gerçeği ne gariptir ki kentteki yöneticiler de unutmuş durumda.
Unutulmuşluğun yanı sıra biraz da gerçekleri görmeme, sırt dönme diyebiliriz.
Yozgatspor'un nereden nereye geldiğine bakınca, yıllardır biriktirdiklerimle beraber ortaya ciddi bir sahipsizlik çıkıyor.
Yozgatspor sahibi olduğu yıllarda dahi sahipsiz kaldı.
Anadolu'nun göbeğinde bir futbol takımını profesyonel ligde yaşatmanın zorluğundan bahseder dururuz.
Yozgat gibi ekonomik anlamda geri kalmış bir ilde futboldan bahsetmek hülasa daha zor.
Ama bir gerçek daha var ki, insanların en umutsuz olduğu anda bir futbol takımının katacağı küçük bir heyecan toplumda farklı bir motivasyon doğurabiliyor.
Nitekim Yozgatlı en umutsuz olduğu anlarda Yozgatspor gibi bir heyecana sahipti.
O heyecan kimi zamanlarda başkaları tarafından rant kapısı, bir prestij anahtarı ve makam olarak algılansa da en samimi şekilde bu takıma sahip çıkan her zaman halk oldu.
Bu gün Yozgatspor'a sahip çıkmak demek, tek başına maddi anlamda destek olmak mı acaba?
Futbol amiyane bir tabirle dini-imanı para olan bir spor dalı.
Bu gerçeği kimse inkar edemez.
Ama bu gün büyük şehirlerin sahip olduğu futbol takımlarına bakınca parayla saadetin olmayacağı da gün gibi ortaya çıkıyor.
Tek başına para yeterli olmuyor anlayacağınız.
Peki ne gerekli?
Her şeyden önce samimiyet!
Samimi bir yürekle futbol takımına Yozgatlı adına sahip çıkacak yöneticiler gerekli.
Paylaşmasını bilen, koordinasyon ve motivasyon adına takımla-halk arasındaki köprüleri sağlam kuran,
Yerine göre soyunma odasındaki görevli,
Yerine göre saha kenarındaki top toplayıcı,
Antrenör, futbolcu, başkan ruhuna sahip yönetici olabilmeli.
Küçük olsun benim olsun mantığı maalesef siyasi hayatımızı da esir almış kirli bir düşünce.
Bu düşünceye sahip olanların duyguları hiçbir zaman arınmaz, ak-pak olmaz!
Bu gün birçok siyasi partiyi tarihin karanlık girdabında yok eden 'küçük olsun, benim olsun' düşüncesidir.
Yozgatspor'un geldiği sürece bakınca, ta o dönemin 1. liginden düşüşten başlayan bir düşüncenin çoğu zaman yöneticilerde hakim olduğunu görürüz.
Başta Yimpaş Holding Onursal Başkanı Dursun Uyar olmak üzere, takımın yönetim kademesinde bulunanlar,
Ve şehri yönetim kademesinde topluma önderlik edenlerle birlikte biz vatandaşların takımın bu hale gelmesinde vebali büyük.
Ama en büyük vebal yönetim kademesinde olanların.
Sayın Uyar, takımın gerileme sürecinde gerekli hamleyi yapmış olsaydı, yönetim kademesinde oturanlar bu günkü sonu hazırlayan yönetimden vazgeçebilirlerdi.
Ha, şuda bir gerçek ki, futbol takımı yönetmek hakikaten farklı bir olay. Bu konuda Sayın Uyar'ın tüm gerçekleri görme şansı yok, doğal olarak yanılgıya düşme payı da büyük.
Kamuoyunun sesinin duyulmadığı noktada şehri yönetenlere iş düşüyordu.
İşadamları yıllarca Yimpaş ismine gizliden gizliye rahatsızlık duydu (bana göre anlamsız ve içi boş bir gerekçe ve bahane) maddi destek sağlamadı.
Şehri yönetenler de haliyle iş adamlarının sahip çıkmadığı, paralı bir spor dalına bulaşmak istemedi.
Kimi ise spora yatırılan parayı gereksiz bir yatırım olarak gördü. Hatta yatırım olarak dahi saymadı. Küçük olsun benim olsun mantığı bu sebeplerden ötürü yol buldu, aldı yürüdü.
Her yönetici bu düşünceye sahip değil di amma, yaşanan tartışmalar ve gelinen süreç farklı bir olasılık koymuyor önümüze.
Gelinen son süreçte Yozgatspor adına yaşanan tartışmalara ve ortaya atılan iddialara bakınca maalesef geçmişi görüyorum.
Ortada batmış, ciddi bir maddi ve manevi desteğe ihtiyacı olan bir futbol takımı var.
Neredeyse kapısına kilit vuruldu vurulacak.
Geçen sezon top oynayan futbolcularının bir çoğu belki de gelmeyecek.
Başarılı ama zor şartlarda bir sezonu geride bırakmış morali bozuk,
Halkından uzak, heyecanı sönmüş bir futbol takımı var önümüzde.
Yozgatspor bu haldeyken hala bu takımın bir yerlerinden tutup çekiştirmek,
Ya da ne bileyim kamuoyunun gözü önünde bazı tartışmalar yaşamak ne kadar doğru?
Bu gün Yozgatspor'u bir yerlerinden çekiştirmek kapısına kilit vurmak demek.
Bölmek, parçalamak, lime lime etmek, Yozgatspor'un kanına girmek demek!
Kapısına kilit vurulan bir Yozgatspor kimi mutlu eder?
Ben kimseye “haklı” ya da “haksız” yaftası vurmak istemiyorum.
Ama kuru inatlar, küçük olsun benim olsun düşüncesi, gerçeklere sırt dönme, görmemezlikten gelme niyetinde olanları uyarmak istiyorum.
Daha fazla çekiştirirsek Yozgatspor biter!
Kapısına kilit vurur sonra da ağlar, suçlu ararız aynaya bakmadan!