TBMM Başkanı hemşehrimiz Cemil Çiçek'in Ankara'da gerçekleştirilen ''Tanıtım Günleri'' ile ilgili etkinliğin açılışında yaptığı konuşmasını daha önce kaleme alacaktım bir türlü fırsat olmadı. Dünkü yazımda ise yeri geldi, kısaca değindim.
Cemil bey, ''Yozgat'ı önce Yozgatlıya tanıtmak gerekir!'' diyerek, sitemde buluyonur. Uzun yıllar Türk siyasitende ve Yozgat siyasetinde etkin olan bir ismin, yıllar sonra da olsa böyle bir tespitte bulunması oldukça önemli.
Gerçi Cemil beyin bu tip çıkışları, benzetmeleri her zaman olmuştur. Ancak, ''Yozgat'ı önce Yozgatlıya tanıtmak!'' noktasındaki söylemini, bir tanıtım etkinliğinde söylemiş olması, söylemi daha da anlamlandırmaktadır.
Yozgat ile ilgili kararları, Yozgat'ta yaşayanlar değil, Yozgat'ta yaşamayan Yozgatlılar ile Yozgat'a atanan bürokratlar vermektedir. Amiral gemisi konumunda olan bürokratlar, resmi kurum ve kuruluş temsileri de bilebildikleri kadarıyla Yozgat'ı tanıyor ve tanıyor. Bazı tanıtıma yönelik etkinliklerde denk geliyoruz, ''Yozgat'' adı altında, adam kendi köyünü, beldesini, ilçesinin tanıtımını yapmaya çalışıyor, onu bile beceremiyor.
Son yıllarda bürokraside, kurum amiri ve yöneticisi konumundaki isimlerin atamasında siyasi tercihlerin ön plana çıkması nedeniyle, atamalar işin ehline göre değil, siyasetçinin tercihine göre yapılması nedeniyle, görevde bulunan yönetici, kendi görev alanındaki, sorumluluğundaki konulardan bihaber görev süresini tamamlıyor, Yozgat'tan ayrılıyor.
''Kapalı kapılar ardında'' alınan kararların uygulanıp, konuyla ilgili olanların değil de, konuyla ilgisi olsun olmasın bulundukları makamlar ve mevkilere göre komiteler oluşturulup, çalışmaların yapılması da başka bir özelliğimiz olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yozgatlının Yozgat'ı tanımadığı veya yeterince tanımadığı doğrudur. Bir başka doğru da; Yozgat'a atananlar da Yozgat'ı ve Yozgatlıyı tanımamaktadır. İki tanımayan bir araya gelince de, tarihte yaşamış, Türkiye'nin Avrupa'nın, Asya'nın kabul ettiği isimlerin tanınmamasını normal karşılaşacak bile, günümüzde yaşayan Rıza Kayaalp gibi dünya ve Avrupa şampiyonu güreşçimizin, daha geçtiğimiz hafta içerisinde Kıbrıs'ta Türkiye Şampiyonu olan 12 Dev Adam Basketbol Okulu gibi takımları bile tanımakta zorlanılmasını nasıl kabulleniriz, bilemiyorum.
Sorunu sadece Yozgat insanına atmakla sorunu çözmek mümkün değil. Siyasetçi, siyasetini kendi ölçüleri içerisinde yapıp, kendisine yakın olanları, kendisi gibi düşünenleri, kendisinin ne söyleyeceğini, söylemeden yerine getirenleri kurumların başına getirip, yetkilendirir, görevlendirirse, işte o zaman Yozgat'ı kimse tanımaz, işte o zaman Yozgat, Yozgat dışına yanlış tanıtılır.
Unutulmamalıdır ki, ''Ekmeği ekmekçiye ver, üstüne de para ver'' diye, Atalarımız boşuna dememişler.

________________________________

MAÇ KRİTİK

Önce Adını Koymalı!...

Yozgatspor ile gelinen noktada amacın ''Üzüm yemekten'' çok ''Bağcıyı dövmek'' olduğuna şahit olmaktan hiç de hoşnut değilim. 
''Yozgatspor'un gerçek sahibi Yimpaş'' diye söze başlanıp, ''Yozgatspor'un gerçek sahibi Yimpaş'ın da patronu Dursun Uyar'ın vereceği karar bekleniyor'' şeklinde devam eden yorumlar, açıklamalar, beraberinde düşülen ikilemi de ortaya koymaktadır.
Öncelikle bu takımın sahibinin kim olduğu noktasında bir fikirbirliğine varılması gerekir. Eğer bu günlerde söylendiği gibi, Yozgatspor'un gerçek sahibi Yimpaş ve onun patronu Dursun Uyar ise, onun gereği yapılmalı. Yok eğer Yozgatspor, Yozgat'ın takımı, Yozgat'ın temsilcisi ise onun gereği yapılmalıdır. 
Yozgatspor'un gerçek sahibi Yimpaş Holding ise, o zaman takımın içerisine düştüğü mali sıkıntıları da çözmekle mükelleftir. ''Vali, Belediye, il yöneticileri takıma sahip çıkmıyor!'' gibi bir serzeniş içerisinde kimsenin bulunmaya hakkı yoktur.
Bu ve diğer kurumların, kuruluşların mali bir desteğini beklemek, vermemesi durumunda da suçlamak, yargılamak abestir, yanlıştır. Yanlış olduğu kadar da beraberinde sıkıntıları da getirmektedir, getirecektir.
Dün itibariyle Yimpaş Holding Başkanı Dursun Uyar'ın Yozgatspor ile ilgili bir karar vereceği belirtildi. Neye karar verdiklerini, kimi görevlendirdiklerini bilmiyorum. Eğer, ''Takım bizim, ne istersek onu yaparız, kimi istersek atamasını yapar, takımı yönettiririz!'' anlayışından hareket ediliyorsa, o zaman belirttiğim üzere kimseden mali destek talebinde bulunulmayacak, hatta Belediyeye ait spor tesisleri bile boşaltılıp, teslim edilecek, gerçek manada sahip çıkılıp, ''Geliriyle, gideriyle, günahıyla, sevabıyla'' sahibi olacak.
Yok eğer, geçmişte olduğu gibi kulüp mali sıkıntıya düşüp, borçlandırılıp, sonra da ''Takım Yozgat'ın takımı, biraz da başkaları sahip çıksın!'' denilecekse, o zaman işin içerisine başka şeyler girer, onun altından da kimseler kalkamaz. Her şeyden önce Yimpaş Holding Yozgatspor'un isim hakkını almıştır. İsim hakkını kullanırken, kulüp bir anda birilerinin ''İşfgüzarlığı!'' sonucunda Yimpaş'ın malı haline getirilmiştir. Yimpaş bugüne kadar kulübü iyi-kötü taşımıştır. Bunu yaparken de kendi reklamını yapmıştır. Artık taşıyamaz hale gelmiştir. Bunu herkes gibi Yimpaş Holding yönetimi de çok iyi bilmektedir.
Ancak, birileri Yimpaş  Holding yönetimini, kendi çapında yönlendirmek suretiyle kulübün sivilleşmesinin önüne set vurmaktadır. O yüzden de bugüne kadar bu kulüp, her sezon aynı sorunları yaşamaktadır. Bundan sonra bu sorunların yaşanmaması için öncelikle adının konulması gerekir. İşine geldiğinde ''Takımın sahibi Yimpaş'', işine geldiğinde ''Takımın sahibi Yozgat halkı'' olmaz.
Bu sorun çözülür, takımın adı konulursa, ondan sonra kimin başkan olacağı, kimin yönetimde görev alacağı hiç önemli değildir. Yok eğer, adı konmadan birileri ister Yimpaş içerisinden, ister Yimpaş dışından olsun görevlendirilmiş olsa bile sonuç değişmeyecektir, sıkıntı yaşanacaktır.