Yozgat’ın “Alay konusu” artık iyiden iyiye alay konusu olmaya başladı.
    Bu mesleğe başladığım günden bu tarafa ‘Müstakil üniversite’ bir, ‘Hızlı tren’ iki, ‘Jandarma Er Eğitim Alayı da üçüncüye gelir önceliklerimiz arasında.
    Şükür üniversiteyi kurduk…
    Hızlı trende de geri sayım başladı.
    Ama üçüncüsü gerçekleşmeyecek gibi geliyor bana…
    Hatta yıllar sonra konuştukça güleceğiz, güldükçe alaya alacağız!
    Bir zamanlar Yozgat’ta jandarma er eğitim alayı varmış!
    Alayın gidişi ile ilgili çeşitli rivayetler söylenegelir.
    Hangisi doğrudur bilinmez ama bir gerçek var o da Yozgat’ta artık Jandarma Er Eğitim Alayı diye bir kurum yok!
    Gelse iyi mi olur?
    Gelenin kötüsü olmaz elbette. Yüzlerce asker, yılın belli aralıkları ile yapılan yemin törenleri sayesinde kentte yaşanacak insan akını.
    Yemin töreni dışında asker ziyaretleri…
    Rütbeli personeli…
    Bütçesi, ek yatırımları, memuru vs…
    Öyle bir kurumun Yozgat’a gelmesi demek canlı, sıcak para akışı demek!
    Geçen hafta Kızılay’ın temel atma töreninde konuşan TBMM Başkanı Cemil Çiçek, ‘Bırakılın alay hayalini’ demeye getirdi.
    Siz alay isterken üniversiteyi görmezden geliyorsunuz mesajı verdi Yozgatlılara.
    Çiçek’e göre Alay 700-800 kişilik asker grubundan oluşuyor, ama üniversitenin bu gün 8 binin üzerinde öğrencisi var.
    Sayın Çiçek’in deyimi ile Alay’ın 10 katı büyüklüğündeki üniversite bir kolordu eder.
    Kim bilir belki zamanında Çiçek de Alay isteyenler arasındaydı.
    Konuşmasında ‘Siyasete başladığım ilk yıllarda beni ziyarete gelen hemşerilerim Alay’ın Yozgat’a getirilmesini isterdi’ diye başladı.
    Bu da demek oluyor ki, Çiçek de bir zamanlar Yozgat’a Alay Gelsin grubundandı.
    Peki ne değişti de Alay hayali hayal olmaktan çıktı.
    Yozgat’a jandarma alayı gelsin ısrarında bulunanları asla ama asla alaya almadığımı belirtmek istiyorum.
    Yozgat’a yapılan hizmetin büyüğü küçüğü olur mu?
    Olmaz…
    Polis Meslek Yüksek Okulu’nun kapasitesini 500 öğrenci artıranlar onu da ballandıra ballandıra anlattı.
    Pek tabi ki ballandırılması gereken ağız sulandıran bir olay.
    Yozgat gibi üretim yoksunu, tarım ve hayvancılığı can çekişen, köylüsü pazara getirecek sebze ve meyveyi yetiştiremeyecek hale gelmiş bir ilde sıcak para akışı sağlayacak her hareket güzeldir, özeldir!
    Bu gün Yozgat’a 500 polis öğrencisinin fazladan gelmesi demek, fazladan yatırım, fazladan bütçe, fazladan insan, yeni memurlar, yeme, içme, alışveriş, yeküne vurduğunuz vakit çok şey demek!
    Alayı da bu açıdan değerlendirdiğiniz de Yozgat için çok şey demek.
    Yozgat’a alayı getirmek, istemek doğru,
    Ama bu gün Jandarma Er Eğitim Alayı’nın gelmesini isterken, ısrarla bu isteğe sarılırken bazı gerçekleri de göz ardı etmemek, büyük düşünmek gerekiyor!
    Alayımız da gelsin ama Sayın Cemil Çiçek’in de söylediği gibi 8 bin nüfuslu üniversiteye sahip çıkmalı önce.
    Alayı isterken üniversiteyi alaya almamalı, görmezden gelmemeli…
    Mesela;
    - Esnafı, STK’sı, muhtarı, siyasetçisi bir olup rektörün kapısını çalmalı.
     Hiçbir şey için değilse de bir bardak çayını içmek için dahi gitmeli makamı huzuruna.
    - O huzurda moral vermeli, destek olmalı…
    - Üniversitenin gelişimi için ne gerekiyorsa yapmalı mesela.
    - Bu gün esnaf, STK, muhtar, girişimciler bir araya gelse, üniversiteye bir fakülte yaptırsak,
    Olmaz mı efendim…
    - Ona gücümüz yetmedi diyelim, esnafı daha modern, daha albenisi olan bir hale getirsek, eğitimler düzenlesek esnafa yönelik,
    - Ya da esnaf-öğrenci toplantıları yapsak, öğrenciyi dinlesek Yozgatlılar olarak, bizden ne istiyorlar sorsak…
    - Onu da yapamadık diyelim, gitsek Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ndeki görevli profesöre, doktorunun kapısını açsak,
    Bir çiçek götürsek, Yozgat’ta kalıp bu toprağın insanına sağlık hizmeti vermeyi tercih ettiği için teşekkür etsek,
    Tüm bunlar çok mu elzem geldi, vaktimiz mi yok, klasımız mı sarsılır, hiçbir şey yapamıyorsak üniversiteliye özel indirimler uygulasak…
    - STK’lar üniversite ile işbirliği yapsa, küçük çaplı etkinliklerle halkın katılımını sağlayıp, kaynaşma ortamları oluştursak.
    Yapmak için değil ha, laf olsun torba dolsun tarzında hiç değil.
    Yozgat için, yarınlarımız, daha büyük, daha gelişmiş bir üniversite oluşturmak adına bu dediklerim.
    Ben Jandarma Er Eğitim Alayı isteğine karşı değilim, ama “Midyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak da var”
    Bir çocuk düşünün anne ve babasız büyüyen…
    Bir üniversite düşünün kurulduğu yerin insanlarından uzak, köprüleri yıkılmış ya da hiç kurulmamış.
    Sonra da oturduğunuz yerden hayır bekleyen.
    Varsa bir hayrı olmaz…
    Sonra da çıkar bileri alay isteğinizi alaya alır, önünüzdekine bakın der!
YOZGAT RÜZGARI
Güzel şeyler de oluyormuş!
    Bozok Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Acil Servisi’ne yolumuz düştü hafta sonu.
    E, çocuğu olup da burayı ziyaret etmeyen var mı. Ne diyelim Allah düşürmesin…
    Bundan önce yaşadığımız sıkıntılar haliyle ‘mecburen’ gittiğimiz hastanede ayaklarımızı geri geri çekiyor.
    Mecburen dedim ya, ufaklığın yükselen ateşine bir çare olur umuduyla acil servise giriş yaptırdık.
    Muayene için odaya girdiğimizde karşımızda bu kez pratisyen hekim değil de işinin uzmanı bir doktor vardı.
    Allah Allah ne olmuş dedim böyle…
    Uzman hekim, üstelik acil serviste, üstelik hafta sonu.
    Demek ki istenilince iyi şeyler de yapılabiliyor muş!
    Pratisyen hekimler alınmasın lütfen. Onlara işini bilmiyor demeye hakkım da haddim de yok,
    Öyle pratisyen hekimler tanırım ki bir çok uzmana taş çıkarır.
    Önemli olan sorumluluk benim nazarımda.
    E, birkaç kez sorumsuzlarla karşılaşınca hafta sonu acilde sorumlu bir uzman görmek Yozgatlı anne-babalar adına mutlu etti beni.
    Umarım bu geçici bir uygulama değildir de hafta sonu yolu Bozok Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Acil Servisi’ne düşenler mağdur olmaz!
    Az kalsın unutuyordum, hafta sonları hastanede tahlil yapılmıyor muş?
    Biliyorum var bir sebebi ama o sebep ne ola ki?
    Diyelim ki bağırsak enfeksiyonu geçirmiş bir çocuk geldi hastaneye. E, tahlil gerekmeyecek mi, diyelim ki gerekmedi bu çocuk Pazartesi mesaisini mi bekleyecek?
    Yanlış anlamayın maksadım ehile işini öğretmek değil, meraktan (!)