Sürmeli Bey ve Senem Hikayesi

Bir Sürmeli hikayesi de "Bozoknağme"nin yazarı sayın Burhanettin Kapusuzoğlu’dan dinleyelim.

"Sürmeli Bey genç, yakışıklı ve yağız bir delikanlıdır. Bir Beyoğlu olduğu için töre hükmünce beyin oğlu da beydir.

Sürmeli Bey kaderin bir cilvesi olarak küçük yaşta babadan yetim kalır. Gözleri kudretten sürmelidir.

Bu ilahi armağanla Sürmeli Bey diye şöhreti yayılmış bir Türkmen yiğididir. Bozok’un yaylalarında sürüsünün peşinde günlerini geçirir, haktan yozuna yoz katması niyazı ile.

Sürmeli Bey pir elinden bade içmiş bir aşıktır aynı zamanda. Civar halkı çok sever Sürmeli Beyi

Yaylalarda sürüsü dalaşır, sürüsünün peşinde gezer. Sazından ve sözünden, yüreğinden kopup gelen içli nağmeler dökülür.

*

An gelir ve bir gönül yangınına düşer Sürmeli Bey. Çünkü Sürmeli Beye  Bozok Yaylasında bir

Türkmen güzeli olan Senem rüyasında gösterilmiştir. Ezeldeki yazgı tecelli etmiştir. Senem de

rüyasında Sürmeli Beyi görmüştür. Nerede karşılaşırlar bilinmez, karşılaştıklarında Sürmeli Bey ve Senem birbirlerini tanır.

İş bu karşılaşma ile yaman bir sevdanın ateşi tutuşur. Dönülmez bir yolda olan bu iki sevdalı kavilleşir, can pahasına dönmemesine, Sürmeli Bey Allah’ın emri ve peygamberin kavli ile Senem’i babasından istetir ve firakın visale dönmesi için niyaza başlar. Gel gör ki, Senem’in babası ceberut ve mağrur bir Türkmen beyi olan Mestan Beydir. Mestan Bey, hanesinde misafir olan dünürcülerin lafı ağızlarında bırakır. Yok demenin de bir yakışığı var ama o, dünürcüleri tersleyip, geldikleri gibi gönderir.

Koskoca Mestan ısrarların artması üzerine "O çocuğun umur-ı hariciyesi zayıftır. Edebi, erkanı, töreyi ve misafir ağırlamasını bilmez. Ata olacak ki, umur-ı hariciye görsün bellesin. Ben baba yetimine kız vermem, daha söyletmen beni! Öyle her gelene verilecek kızım yok benim" diye celallenir ve kestirir atar. Mesele onun için açılmadan kapanmıştır artık,Sürmeli Bey, Hak Erenlere müracaat eder ağaları, beyleri, gün görmüş, umur görmüş ak sakallı kocaları Mestan Beye salar. Fakat nafile bir türlü olmaz hayır işi. Çok uğraşılsa da Mestan Beyin

gönlünü kimse yapamaz ve rızası alınamaz.

İş uzadıkça uzar. Sürmeli Bey dert sahibi olur ve sürüsünü bırakır. İçindeki yangın gün be gün artar,hicran ateşinde kavrulur. Yaylaların yükseklerinde gezerken yolu Bozok'un en güzel yerlerinden Çamlık’a düşer ve Beş Çamlar’ı kendine mekan tutar. Burası bambaşka bir yerdir Çamlar dahi ona sevdasını fısıldamaktadır. Sevdası, sazında söze gelen Sürmeli Bey, muhabbet ocağında yanar ve küle döner.

Bir zaman öylece devam eder. Sürmen Beyin gönül yangını daha da artar. Çamlıktaki geyikler, kurtlar, kuşlar sırdaşı olur. Sürmeli Beyin sevdası gönülden gönüle, kulaktan kulağa yayılmakta, söylediği nağmeler unutulmamaktadır.

Sürmeli Bey Çamlık’ın tepesinde, Horasan Erenlerinden Sarı Baba’nın sırlandığı yatırın yakınında bir yerde derdini söylerken bir zuhurat olur; bu zuhurattan sonra sır olur Bir daha da gören olmaz Sürmeli Beyi. O gün bugündür Sürmeli Bey görülmemiştir

Senem de gün be gün erir, için için yanar, dert onu da tüketir ve nihayet nefesten kesilir. Mestan Beye de kızının acısı ve kahrı kalır.

Gün görmüş, umur görmüş ak sakallı kocalar, ak pürçekli analar böylece anlatırlar, Sürmeli Bey ve Senemin destanlaşan sevdasını!.. Nesilden nesile..."

(Bozoknağme - Dem Bu Demdir, S. Burhanettin Kapusuzoğlu, s.64,65,66, Ankara 2007,1. Baskı, Mükay Ofset Matbaacılık)

Evet, Burhanettin Kapusuzoğlu’nun eserinde anlattığı Sürmeli Bey ve Senem hikayesi, bundan ibarettir. Sayın Kapusuzoğlu bu hikaye ile kaynak olarak hemşehrimiz araştırmacı-yazar Dr. Bayram Durbilmez’in "Taşpınarlı Halk Şairleri" isimli eserinde "Sürmeli Bey ve Senem" hikayesini anlattığını ifade etmektedir. (Kaynak gösterilen bu eseri de bulup sizlerle paylaşırız inşallah)

Sırlara ve kayıplara karışan Sürmeli Beyin hikayesi, Türk Aşıklık geleneğine bağlı olarak anlatılmış, Beş Çamların efsanevi hikayesi ile birleştirilmiştir.

Uzun süre kendisi ile görüştüğüm Burhanettin Hoca'dan, Sürmeli Türküleri ile ilgili kaynak rica etmiştim. O da yeterli kaynağının olduğunu belirterek benden bir süre istemişti. Aradan uzun bir süre geçti ve Burhanettin Hocam bu eseri yayımladı. Eserinde Sürmeli Türküleri adına bu hikayeyi görünce ben de alıp sizlerle paylaşmak istedim

Ne diyelim. Teşekkürler Burhanettin Hoca..
(Son)