Sürmeli araştırmamız devam ederken, festival dolu dizgin geliverdi. Zaten bende sözlerimin sonuna gelmiştim. Artık noktayı koyma zamanı diye düşünüyordum. Ancak her gün yeni bir şeyle karşılaşıyorum, incelemeyi sonuçlandıramadım okuyucularımdan özür diliyorum.
Dün Sürmeli Festivali programını izlemeye gelenler arasında hemşerimiz gazeteci yazar, Salim Taşçı ve Saygı Öztürk beylerde vardı. Bir grup arkadaşlarıyla ve Yozgat Milletvekili Gazeteci hemşerimiz Emin Koç’la birlikte gazetemize nezaket ziyaretinde bulundular. Candan dostça bir yaklaşımları vardı. Yemek ve çay sofrasında yine Sürmeli tartışması vardı.
Hemşerimiz Salim Taşçı Bey, “Ben gazeteciyim, iyi bir Yozgatlıyım ve yıllarca yazıyor araştırıyorum. Yazınızda benimde adım geçmiş. Son derece rahatsız oldum. Bu yanlışı düzeltmek istiyorum!..” diyordu.
Gazeteci Yazar Salim Taşçı, “Sürmeli Ermeni miydi?” diyenlere en büyük tepkiyi gösterenlerden biriyim. Hiçbir şiirimde Sürmeli motifi geçmez. Nerden çıkarılmış anlayamadım. Yozgat’a ve Sürmeliye sahip çıkan bizlere çamur atılması beni son derece rahatsız etmiştir. Senden rica ediyorum, bu yanlışlığı düzelt!..” diyordu.
Şiirinden alıntı yaptığımı kitabı gösterdi. Kızdı “Şimdi anlıyorum, yanlışlığın nereden kaynaklandığını” dedi ve şiirin şöyle düzeltti.
“Şeker pınarı ağlıyor gözüm
Anan Ayşe yoktur sözüm
Kerem Ferhat bulamamış çözüm
Kavuşmamız mahşere kalmış Sürmelim!..”
Şiirimin aslı bu diyordu. Kim nasıl, neden yanlışlık yaparak değiştirdi ise yakasını toplarım diye sitem ediyordu. “Sürmeli Ermeniydi” görüşüne asla katılmadığını, Türk kültürüne aşık, Yozgat kültürüne sahip çıkan temel bir yapısı olduğunu belirterek, bu tür yanlışlıklara asla prim vermeyeceğini ifade etti.
Sevgili hemşerimiz, bu bir yanlışlıksa bende bu yanlışı düzeltiyorum. Madem ki şiir size ait değildir, yada şiiriniz yanlış olarak dizgiye geçmiştir, bu yanlışlığı sizin de düzeltmenizi rica ederim. Sizde benimle aynı görüşte olduğunuzu beyan ediyorsunuz, o halde mesele yok!