Yozgat Sürmeli Türküsü(6)
“Dere boylarında yayılan atlar
 Yar mendil işlemiş ikiye katlar
 Mezarım üstünde beş karış otlar
 Bitmeyince gönül yardan ayrılmaz!...
 Kanatlı kapının demir sürgüsü
 Tel tel saçlarının örgüsü
 Bu güzellik sana Allah vergisi
 Geçer bu sultanlık sana da kalmaz
                            Süleyman Sökmen
Sürmeli türkülerini notaya(ezgiyede)döken hemşehrilerimiz Süleyman Sökmen, “Sürmelim” kitabında şu görüşlere yer veriyor.
“Yozgat yöremizde Sürmeli çeşitleri ve tavırları beş değişik ağız olarak bilinir, çalınır ve söylenir. Sürmelilerimiz kendine has ve hiç türkü etkisinde kalmamış melodileri vardır ki, asırdan fazla zamandır kıymetlerini hiç kaybetmemiş, hatta günden güne defa fazla antika misali kıymetlenmektedir.
“Bazı akademik araştırmacılar sürmelilerimizi sanki tesadüfi öyküler olarak yazmaktadır. Böyle eserleri hafife almak esas haksızlığı olur kanaatindeyim”
“Bu arada esas olan gerçek öykü olmaları bu eserlerin hepsi yöre eseri olmalarıdır. Tek bir türkünün sayfalar dolu öyküleri yazılabilir, durumdadır”
“Sürmelilerimizin beyitlerinde kız tarafından söylenen sözlere pek rastlanmaz. Aynı zamanda pek isimler ede rastlayamazsınız. Kız ve sevgili birbirine sürmeli diye hitap ederler ve isimleri de yörede öyle bilinir”
“Bu tavır Sürmeli de öykülü olup Sürmeli beyin çok sevdiği kızla geçen anılarını dile getirmektedir”
Bu eserde açıkçası Sayın Süleyman Sökmen, “Sürmeli Ağızlarını” anlatırken Süleyman Bey’i ve Sürmeli kızı sevgilisini anıyor, türkülere de “Bizim Türkülerimiz” diye sahip çıkıyor. Doğrudur, bu türküler bizim özümüzü, sözümüzü dile getiriyor. Bu türküler bizim türkülerimiz, halk türküleri. İçeriği de, ölçüsü de, uyakları da Türk halk şiirinin temel özelliklerini yansıtıyor.
“Sabahına esen seher yeli mi
 Benim gönlüm divanemi deli mi
 Durup durup yar göğsünü geçirir
 Yoksa bugün ayrılığın günü mü!”
Dörtlüğün ölçüsü 11’li hece ölçüsüdür. 4+4+3 şeklinde duraklıdır. Şiir koşma-türkü özelliği taşıyor. Kafiyeleri de a-a-a-b şeklindedir. Bu özellikleriyle Türk halk şiirinin ana özelliklerini yansıtıyor. Özümüz ve sözümüz de bu…
“Yedi kaleminen yazı yazarım
 Aslım Yozgatlıdır gurbet gezerim
 Kevenli buruna kazın mezarım
 Yar gelip geçtikçe seyran eylesin”
“Hani vardır ya Şeyh Şamil’i bilmeyen atasını ne bilir misali; Sürmeliyi bilmeyen, sevmeyen Yozgat’ı ve Yozgatlıyı ne bilir?