YAKINDAN tanıdığım birisi sosyal medya hesabından herkes gibi isyan ediyor.  'Türkiye'de ne zaman petrol çıkacak!' diye, haykırıyor. Akaryakıta yapılan zamları dile getirmeye çalışıyor. Sadece benim tanıdıklarım değil, televizyonlarda, gazetelerde akaryakıta yapılan zamlarla ilgili tepkiler olduğu gibi, alışkanlık haline getirenler de çıkıyor. İsyan etmek sorunu çözüyor mu? Bugüne kadar isyan edenlerin herhangi bir sorunu çözdüğüne şahit olmadım. Ama isyan edenlerin belirli bir süre sonra aklı dengesini kaybedip, tedavi oldukları vakidir...
Günümüzde, yaşanılan savaşların, terör olaylarının temelinde 'petrol' yatmaktadır. Petrol varlığını elinde bulunduran, pazarın sahibi olan dünyayı yönetmeye kalkışıyor. Hal böyle olunca da, 'yönetim de ben de olacağım' diyen ülkeler, potrol pazarını elinde bulunduran ülkelerden birisi yok edebilmenin mücadelesini veriyor. Karışık bir durum. Ancak, petrolün çıktığı ülkelerde, yani Ortadoğu'da onca karmaşanın, terörün temelinde yatan gerçek, pazarda söz sahibi olan ülkelerin masadaki koltuğunu korumasıyla doğrudan bağlantılı...
Dünyada söz sahibi olmak, gelişmiş ülkelerin oluşturduğu masa etrafından koltuk bulabilmek için bugün geçerli olan para ve petrol yönetimini elinde tutman gerekiyor. Bugün için böyle. Ancak, o masa etrafında bulunanlar, gelecek dönemler için de yatırımlar, planlamalar yapıyor. Bugünün petrolünden daha kıymetli hale gelecek olan tarım sektörünü ele geçirebilmenin mücadelesi verilmeye başlandı. Tarıma dayalı sanayinin gelişmesini engellemek, yerli tohum üretimini yok edip, yıllık sağlıksız tarımsal üretim tohumlarını piyasaya sürmüye yönelik atılan adımların nedeni, tarım sektörünü ele geçirebilme mücadelesinin yansımasındır. Türkiye üzerinde oynananmaya çalışılan oyunda budur. Türkiye önemli bir tarım ülkesi. Verimli topraklara sahip. Burada tarımsal üretiminin gelişmesi, masada bir koltuk alması anlamına geliyor. O yüzden de koltukta oturanlar, masayı büyütmek, masadan kalkmak gibi bir niyet taşımadıkları için, bildikleri yolu, yöntemi seçiyorlar. Kendilerinin kontrol edemediklerini yok ediyorlar...
Türkiye'de Yozgat önemli bir potansiyele sahip. Bu potansiyeli harekete geçirmek durumundayız. Dizlerimizi döverek, tepki vererek, kanıksayarak sorunlarımızı çözme şanmısız yok. Yozgat'ta bir dönem kanola ve aspir bitkileri ektirildi. Sonra vazgeçildi. Türkiye'de aspir ve kanola bitkisinden akaryakıt elde edildi. Hatta Bursa merkezli istasyonlar bile kuruldu. Sonra kapatıldı. Bugün kapatmak yerine yaygınlaştırıp, kanola ve asbir bitkisine dayalı akaryakıt istasyonlarını devreye sokmuş olsaydık... Petrol fiyatları bu nedne zirve yapabilir miydi?. Şeker fabrikalarını satıyoruz. Dün bira fabrikasını kapattık. 50 kuruş olan bira fırladı. Yabancıların ürettiği biralar daha fazla tüketilmeye başlandı. Arpa elimizde kaldı. Şeker fabrikalarını da aynı akibet bekliyor. Daha ucuz olan Nişasta Bazlı Şeker'in zirve yapması için...