GÜNDEM 'Yozgat' olunca, bize de kıyısından köşesinden bir cümlelik söz düştü. Fırsat bu fırsat diyerek, 'Yozgat'ın öncelikle Türkiye'ye entegresi gerekir!' ifadesi ile Yozgat'ın garipliğini, mahsunluğunu vurgulamaya çalıştım...
Bir dönem dillerden düşmeyen bir şarkı sözünden hareketle 'Yozgat ne yana düşer usta!' diye sormuşluğum olmuştur. Bu sorgulamaya neden ihtiaç duymuş isem, garipliğini, mahsunluğunu da işte o nedenle 'Yozgat'ın öncelikle Türkiye'ye entegre edilmesi' gerektiğinin altını çizdim. Eskiden Başkent'ten bakıldığında 'mum dibine ışık vermez' anlayışı doğrultusunda, Sivas'tan ötesi akla geliyordu. Şimdi ise, biraz berilere gelindi. Sorgun'dan ötesini görüyor, Ankara'da ikamet eden siyasetçisi, bürokratı...
Kanunlar çıkıyor, yönetmenlikler hazırlanır, kararnameler yayınlanıyor. Yozgat'ta bunların hangileri zamanında uygulamaya konuluyor? Türkiye'nin dört bir yanında 'tripleks' yollar imal ediliyor. Bıkanız şehirlerarasını köyler arası yollar bile asfaltı birden fazla eskitmiş, biz ilçeler arası, çevre illerimizle olan bağlantı yollarımızın ilk asfaltlarını yeni atmaya başlıyoruz. Türkiye'de amatör ligde mücadele veren şehirlere ilave spor tesisleri yapılıyor, 'Yozgat'a bu bile fazla!' anlaşı ile hareket ediliyor. Türkiye'nin ilk hastanesi Yozgat'ta kuruluyor. Türkiye yetmiyor,  bir çok ülkeye örnek gösteriliyor. 5 yıldızlı otel ve otel hizmeti ile dikkat çekiyor. Hastane için kadro açılıyor, kadroya atama yapılmıyor...
Daha saymaya gerek var mı? Bu bir-iki örnek bile Yozgat'ın Türkiye'nin bir parçası olarak(!) görülmediğinin göstergesi değil(!)midir? İşte o nedenle diyorum ki; Yozgat'ın her alanda atılım yapabilmesi için önce Türkiye'nin bir parçası yapılmalı...