Bu nedir böyle arkadaş, hastaneler ana baba günü.
Öksüren, tıksıran, ateşi yükselen hastanede.
İğne atsanız yere düşmez.
Bu gün bir kere daha anladım ki Yozgat kış mevsiminde karsız olmayacak.
Kar yağmadığı vakit hastalanıyoruz.
Bir süredir hastaneler arasında mekik dokuduğum için oluşan atmosferi çok iyi biliyorum.
Kendim için değil, eğer kendime gidecek olayım en az iki hastalıkla dönerim
Kim bilir belki de dönmem.
Hastalık hastası bir millettik, bu kış daha hasta olacağız, aman dikkat.
Kendinizi koruyamıyorsanız da çocuğunuzu koruyun bu havalardan.
İnsanı cin çarpar gibi çarpıyor Allah muhafaza…
Dün haftanın da ilk günü olması münasebetiyle hastane bir hayli kalabalıktı.
Sırasıyla ev ahalisini hastanelere taşıdığım için bir gün bir doktorda diğer gün farklı bir doktorda sürekli gidip geliyorum.
Hastanelerdeki insanların halini hiçte iyi görmedim.
Bu hasta halimizin giderek daha da ağırlaşacağını gördüm.
İnsanlar zaten mutsuz ve umutsuzdu, kış gelince bastıran hastalıkla tamamıyla mahkum olmuşlar dünyalarına.
Kentte ciddi bir salgın vakası yaşanıyor.
İnsanlar çok kolay ve hızla hastalanıyor.
Kiminle konuşsam mutlaka bir hastası var.
Hastalığın adı gribal enfeksiyon.
Yani hava yoluyla bulaşıyor.
Yani bir birimize saçtığımız mikromla bir anda ama aniden hasta olabiliriz.
Geçen akşam televizyonda domuz gribi kapıya dayandı diyordu.
Bizde metabolizma sıfır, savunma sistemleri alt üst.
Olası bir domuz gribi salgını hiç düşünemeyeceğimiz şeyleri başımıza getirebilir.
Geçenlerde bir kurumla ilgili toplantı varmış.
Müdür davet edilmiş toplantıya.
Müdür yok, nerede hasta…
Yardımcısı gelsin, hasta…
Şef gelsin sevk aldı o da hastanede.
Ne hale geldiğimize bakıyor musunuz?
İnsanların toplu olarak bulunduğu mekanlar her an hasta olunabilecek yerler.
Okullar geliyor bu durumda aklıma.
Binlerce çocuk hastalık virüsü ile karşı karşıya.
Zaten ortada bir gribal salgın var, okullar aracılığı ile tüm kenti kaplar.
Devlet Hastanesi'ndeki kalabalık salgının her yanımızı saldığının ta kendisi.
Bir köşe yazısını bir gribal enfeksiyona feda etmeye değer mi diye düşünebilirsiniz.
Son üç haftada üç yakınını hastanelere getirmek zorunda kalan biri olarak acizane uyarıydı benimkisi.
Sağlık bir kere gitmeye görsün, bağırsanız çağırsanız da kolaylıkla gelmiyor yerine.
Bazen diyorum aman kimse hasta olmasın ben hasta olayım, o da elimde olmadığına göre.
En iyisi uyarayım istedim.
Kendinize dikkat edemiyorsanız bile en yakınınızdakilere, hastalıktan çabucak etkilenebileceklere dikkat edin.
Hiç olmazsa onlar korunsun ortalıkta dolaşan gribal enfeksiyondan.
Yurdum insanı kendine bakmıyor, sağlığına dikkat etmiyor.
Düzenli beslenmiyor, spor da yapmıyoruz.
Sigara ve bilumum alışkanlıklara karşı da zaafımız var.
Tüm bunları üst üste toplayınca ortaya hastalığa mailli olduğumuz gerçeği ortaya çıkıyor.
Sağlıksız bir topluma gribal enfeksiyon uğrayınca hastaneler de almıyor.
Neyse fazla uzatmayayım sözü. Benden son bir tavsiye, bol boli vitamin alın, sıkı giyinin, olmadı baktınız hastalanıyorsunuz beklemeden doktora gidin.
Erkenden önlem alırsanız en azından yatağa düşmezsiniz.
Ben sizlere sağlık ve şifayı birlikte dilerken, Mevla'dan da yağdır Mevla kaaarrr diyorum
BOZOK’TA SEÇİM RÜZGARI
Artık her yer aday adayı...
Sağda, solda her yerde.Her aday adayının kendine göre bir planı var.
Mesela benim, şaka şaka, bizden uzak olsun siyaset.
Bu gün karşınızda oturan, siyasetten uzak en yakın dostunuzu dahi yarın milletvekili aday adayı olarak görebilmeniz mümkün.
Nasıl olur demeyin, çok değil biraz daha zaman geçsin ne dediğimizi görürsünüz.
Her adayı milletvekili mi olma heveslisi acaba.
Yok canım nerdeee…
Bizim Seda'nın meşhur biz sözü vardır;
“Eskiden hamili kart yakınım vardı, şimdi ben sizin aday adayınızım” insanlar.
Siyaset rüzgarı aday adaylarını Yozgat'a düşürdü, adları şanları henüz telaffuz edilmese de.
Aday adaylığı siyasette biraz da ben buradayım mantığı.
Böyle diyorum diye alınanlar olabilir.
Gerçekten milletvekili olmak isteyenlere değil bu anlattıklarım, ama yukarıda yazdıklarım size uyuyorsa da elinizi vicdanınıza koyun.
Zaman su gibi geçiyor, Ocak ayının yarısını neredeyse geride bıraktık. Şubat ayında kamu görevlileri de istifa edip ortaya çıktığı vakit her şey daha netleşecek.
Aday adayları çoğalacak, taraflar belli olacak.
Kulisler artık daha açık seçik kurulacak.
Ben siyaset rüzgarının bu seçim Yozgat'ta daha da hareketli eseceğini düşünüyorum.
Bu arada benden bir tavsiye, siyaseti düşünmüyor, milletvekili olma ihtimalinizi sıfırın altında görüyorsunuz da bence bir aday adayı olmayı tercih edin.
En azından yaşlandığınız vakit çocuklarınıza, torunlarınıza bir zamanlar ben aday adayı olmuştum der, maziyi yad edersiniz.
Fenamı olur yani, bence düşünmeye değer.
FIKRADAN SİYASET
Meclis hali...
Mecliste Kayseri Milletvekilinin hafif yollu şekerlediği bir sırada Trabzon Milletvekili konuşmasını yapıyormuş. Kayserili vekil, uyanmış ki Trabzonlu vekil kürsüden Trabzon'a bir şeylerin yapılmasını istiyormuş. Bizimki ne istediğini anlayamadığı için sıkıntıya girmiş. Trabzon'a bir şey yapılacaksa Kayseri'ye de yapılmalı diye düşünmüş. Söz alıp:
- Sayın vekilin Trabzon'a yapılacaklar hususundaki açıklamalarını takdirle karşılıyoruz, lakin bu konuda Kayseri'nin de ihmal edilmemesini istiyoruz.
Mecliste bir gülüşmedir başlamış. Vekil şaşırmış, ne oluyor gibisinden bakınırken Meclis Başkanının sesi duyulmuş:
- Sayın vekil, Kayseri'ye denizi getirdiğiniz gün söz veriyoruz, Kayseri'ye de bir liman yapılacaktır.
SÖZ OLA KESTİRE BAŞI, SÖZ OLA KESE SAVAŞI
Sırtı yere geldikten sonra kazanmış olmak yalnız siyaset alanında görülür.