Türkiye ekonomisinin her şeye rağmen biraz soluk alarak rahatladığını söyleyebiliriz. Her şey güllük gülistanlık mı, elbette ki hayır. Ekonomideki rahatlamanın herkese eşit yansıtıldığını söylemek mümkün değil. Ancak genel manada biraz sakinlik var. Ekonomi canlandı, demek zor, kendini biraz toparladı demek daha doğru olur.
Yozgat ekonomisine bir göz attığımızda, çok ciddi manada bir rahatlamanın olmadığını görüyoruz. Neden mi? Nedeni şu piyasada dönen para yok; nakit darlığı var. Üretim alanları kısıtlı, imal edeceğiniz satış yapacağınız ürünler sınırlı. Nakit döngüsü olmayınca rahatlama söz konusu olmaz.
İş alanları azaldı, çalışan-memur, işçi sayısı azaldı, ufak tefek iş atölyelerinin dışında büyük çaplı fabrikalar olmayınca para akışı da olmuyor. Malum çalışan kesimde bankalara bağımlı hale geldi, para bankadan çıkmıyor, ev, arsa, araba, tüketici kredileri çalışanları bankalara mahkum etti, para döngüsü imkansız hale geldi.
Eskiden olduğu gibi hayvansal ürünlerin üretimi yok, sebze-meyve ekimi yok, köylü mahsul ekmez oldu, fabrikalar özelleştirildi, kapatıldı, çalışanlar dağıtıldı. O halde bu şehirde para döngüsü neyle ve nasıl olacak?
Yozgat bir ticaret merkezi değil, sanayi şehri değil, turizm merkezi hiç değil, kaplıca merkezi olma sevdasıyla çırpınıyor, askeri bir merkezde değil, üniversite şehri olmak için henüz yeni adımlar atmaya başladı. Peki ekonomideki canlılık nasıl sağlanacak? İşte biz de bunu söylemeye çalışıyoruz.
Yazık ki, bir Yimpaşımız vardı, ona da nazar değdi. Çöküşü aleyhimize oldu. Organize sanayiinden beklentimiz hayal kırıklığı yaşattı. Küçük sanayimiz göç vermeye devam ediyor.  Köylümüz, çiftçimiz tembelleşti, üretim gibi bir derdimiz yok. Esnafımız nakit sıkıntısından iş yapmakta zorlanıyor. Peki Yozgat ekonomisi nasıl canlanacak?
Siyasilere göre mi? Siyasilere göre her şey güllük gülistanlık, onlar için her şey tıkırında. Nasıl olsa dört yılda bir halkın içerisine karışıp dert dinliyorlar. Onu da can kulağıyla değil, laf olsun cinsinden dinleyip geçiştiriyorlar. Hani ne derler (affedersiniz) tuzu kuru olanlar için her şey yolunda!..
Yozgat ekonomisinin canlandırılması için ne yapılmalıdır? Sorunun cevabı açık, işsizliğe, pahalılığa çözüm bulunmalı, üretime ağırlık verilmeli, yeni iş ve istihdam alanları açılmalıdır. Köylü üretime katılmalı, şehrin tabii ve doğal zenginlikleri harekete geçirilmeli, kaplıca turizmi canlandırılmalıdır.
Ülkemizde oranı milyonlara ulaşan genç bir nüfusumuz var. Bu genç nüfusu değerlendiremiyoruz. Onları iş ve istihdam alanında kullanamıyoruz. Üretime katkılarını sağlayamıyoruz. Var olan tabii ve doğal kaynaklarımızı harekete geçiremiyor. Aynı sorunlar Yozgat ekonomisi için de geçerli.
İlimizin artıları nelerdir? Birincisi genç nüfusu, ikincisi tarım alanlarının genişliği, üçüncüsü hayvansal ürünler bakımından çeşitliliğin bol olması, dördüncüsü kaplıcalarımızın zenginliği, beşincisi de madenler bakımından bölgemizin zengin yataklara sahip olması.
Tarihi ve coğrafi manada bulunduğumuz mekanın kıymetli oluşu ilimizin artılarıdır.
Peki bu artıları değerlendirebiliyor muyuz? En kısa bir cevapla “Sanmıyorum” Neden mi? Siyasi beceriksizliğimizden...
Sayılan bu imkanları çok iyi değerlendiren iller ekonomide gelişimi yakalamış durumdadır. Yakın çevremizde de var, uzak komşu illerimizde de bu gelişmeler belirgin durumdadır.
Biz yıllardır tarımda sulu tarımı yakalayalım derken yıllar önce sulu tarıma geçen iller atı alıp Üsküdar’ı çoktan geçmiş durumdalar. Tarımda, sanayide, ticarette, turizmde ekonomik zenginliği yakalamış illerimiz bize örneklik teşkil etmiyor mu?
Biz de; “Yozgat var, Yozgatlı yok!” lafı moda oldu! Moda oldu da çözüm getiriyor mu? Tabi ki hayır... İşin garibi şehrin de suçu yok, bölgenin de... Zenginiz, iş adamımız, beyin göçümüz durmadan devam ediyor. İş arayan da kaçıyor, aş arayan da... Zenginimiz de, fakirimiz de Yozgat’ı terk ediyor.
“Halimiz ne olacak?” diyenleri duyar gibi oluyorum. İşimiz Allah’a kaldı demeyelim, Allah’tan da yardım dileyelim, siyasetçimizi de, iş adamlarımızı da, zenginlerimizi de harekete geçirelim. Unutmayalım ki, kalkınma top yekün çalışmayla mümkündür. Seyirci kalmayın siz üzerinize düşeni yapın, inşallah gerisi gelecektir. Haydi, buyrun göreve.