Birkaç gün önce gazetemizde 'Viyanalılar Yozgat'ı bir ülke zannediyor' başlıklı bir haber yayınlandı.
    2010'un bitimine iki gün kala yayınlanan bu haber bana göre Yozgat'ta yayınlanmış yılın haberiydi.
    Tez konusu olabilecek bir başlık,
    Üzerine paneller düzenlenebilir,
    Hatta geniş katılımlı bir toplantı ile üzerinde günlerce kafa yorulabilir?
    Haberin İleri Gazetesi'nde yayınlanması değil önemli kılan.
    Önemi nereden geliyor, isterseniz içeriğini hatırlatarak başlayalım.
Viyana'yı her Türk bilir.
    Ecdadımız kapısına kadar gitmiş, ama o gün ki şartlar Avrupa'nın kapılarını aralamaya yetmemiş.
    Aynı zamanda Avustusya'nın da başkenti olan bu önemli kentte 100 bin civarında Türk yaşıyor muş!
    Sayıyı duyunca ben de sizin gibi pek fazla şaşırmadım. Dünyada Türk'ün olmadığı yer yok nasıl olsa.
    Burada asıl şaşılacak durum, 100 bin Türk'ün içinde en fazla Yozgatlı'nın bulunması.
    Haberde aynen bu durum vurgulanıyordu.
    Ne yalan söyleyeyim ağzım açık kaldı.
    Yozgatlı'nın her yerde olduğuna ya da olabileceğine artık kanaat getirebiliyorum ama bu kadarını beklemiyordum açıkçası.
    Viyana'da o kadar çok Yozgatlı varmış ki, Viyana ahalisi Yozgat'ı dünya üzerinde bir ülke zannediyor muş?
    Şaka gibi arkadaş…
    Duyda inanma.
    Ama haberin kaynağı ulusal bir gazete olunca insan ister istemez inanıyor.
    Haber Viyana'yla alakalı ve detayları da var elbette.
Okuyunca o detay arasındaki Yozgat dikkatimi çekti.
    Dünyada isim yapmış bir şerhiz artık ondan şüphem yok.
    Türkiye'de her yerde dünyada nerede istersek ordayız.
    Ama ne hikmettir bilmiyorum Yozgat'ta yokuz.
    Yokuz abi yoook…
    Şu mesleğe başladığım güne ve bu güne bakıyorum, aradan yıllar geçmiş. O başlangıç gününden beri üzerinde durmaya çalıştığım konudur bu.
    Aradan geçen zaman, Türkiye sınırları ve yurt dışında yaşayan Yozgatlıları, bulundukları görevler ve elde ettikleri imkanlarla daha çok tanımamı sağladı.
    Şunu çok iyi anladım ki, toprağına vefasızız…
    Vefasız kelimesi dahi aslında anlatmak istediğimi açıklamaya yetmez.
    Başka şehirleri bakınca imreniyorum, özentim katbekat artıyor.
    Ah be Tarık diyorum, Yozgat bunları hak ediyor mu?
    Kendi kendimize sahip çıkmayışımızın tedirginliği alıp götürüyor aklımı başımdan.
    Üstüne üstelik birde Viyana'daki Yozgatlıları öğrendikten sonra kahırlanıyorum. 
    İnanın derdime dert ekleniyor.
    Nasıl bir toprakta yaşıyorum diyorum kendi kendime.
Ne olacak geleceğimiz?
    Benden 50 yıl önceki insanlar nasıl bir gelecek buldu ki, ben veyahut çocuklarım nasıl bir gelecek bulacak?
    Yozgatlıysak ve bu topraklarda yaşıyorsak hayatımızı idame ettirme adına azda olsa kaygı duymak zorundayız değil mi?
    Başka şehirlere bakıyorum, gözüm Doğu'ya ilişiyor, oradan Karadeniz'e uzanıyorum, Egesi, Akdeniz'i, ülkemizin güzel şehirlerinin insanlarındaki bağlılığı görüyorum.
    Birde yaşadığım yere Yozgat'a dönüyorum…
    Ankara'daki bürokratına siyasetçisine,
    İşadamı sporcusuna,
    Sanatçısı, sanatsızı, gurbetçisine…
    Neredeyse her şeyde biz varız, her yerde biz varız..!
    Ne hikmettir bilinmez her yerde varız ama Yozgat'ta yokuz.
    Yozgat var ama Yozgatlı yok iyi mi?
    Bu gün bir yerlerde bir Yozgatlı yaşıyorsa lütfen elini yüreğinin tam üzerine koysun.
    Eğer o yüreğin atışlarını, sıcaklığını hissediyorsa
    Ve orada bir parçacık da olsa Yozgat bulunduğuna inanıyorsa yorsa ecdadına kucak açmış toprakların yarınlara adına…
    Bu günden sonra birazcık kaygı duysun.
    Sahip olsun, bir olsun, Yozgat'ta Yozgatlı olsun!
    Gelemiyorsa da düşünceleriyle, icraatlarıyla azıcık Yozgat'ta olsun.
    Daha da fazlasını söylemek istemiyorum.