Sürekli avutuluyoruz, taleplerimiz hep havada kalıyor. Bunun sorumlusu elbette tek başına iktidar veya siyasiler, il yöneticileri değil. Bizlerin de ciddi sorumluluğumuz var. Neyi talep edeceğimizi, neyin bizim için öncelikle olduğunu pek bilemiyoruz, hepsini istiyoruz, hiçbirisini alamıyoruz.
Bir süredir Çorum örneği veriliyor. Yozgat’ta yapılması düşünülen, henüz ortada bir fizibilitesi, projesi bulunmayan haavalanının Çorum bölgesine yapılması konusunda Çorum’daki sivil toplum kuruluşlarının harekete geçtiğinden söz ediliyor.
Çorum’un neye ihtiyacı var?...
Veya Çorum’un havaalanı dışında talep edebileceği bir şey var mı?.
Çorum deyim yerinde ise ‘‘Ununu elemiş, eleğini asmış’’ bir yerde. Taleplerini tek tek dile getirmiş, önceliklerini ortaya koymuş, önceliklerine göre hareket etmiş. Eksikliklerini, ihtiyaçlarını karşılamış. Şimdi işin cilasına bakıyor...
Yozgat’ın önceliği nedir?...
Bunu bilmiyoruz ki; her kafadan bir ses geliyor...
Yozgat’ın önceliği havaalanı mı?, Çevre yolu mu?, Demiryolu mu?, Tıp Fakültesi Hastanesi mi?, Devlet Hastanesi mi?, sanayi mi, tarım mı?. Say sayabildiğin kadar...
Çamlık mı?, turizim mi?...
Dahası da var, eksiği yok...
Bizler öncelikle, kendi önceliklerimizi belirleyip, sıralayıp, teker terek çözümü noktasında fikirbirliğine varmalıyız...
Yoksa her şeyi isteriz, hiçbir şey alamayız....
Alamadığımız gibi, göçün hızını artırır, küçüldükçe küçülür, yok olur gideriz...
Eğer önceliklerimizi belirleyip, yapılması gerekenleri talep ederek, yolumuza devam edemezsek, birbirimizle olan ilişkilerimizi toplumsal sorunmuş gibi yansıtırsak, o zaman sorunlarımı çözemeyiz, taleplerimizin karşılanmasını sağlayamayız...
Bu gidişata ‘‘Dur’’ denilebilmesi için farklı bir yöntemi de devreye sokabiliriz...
Ankara’dan gerekli yardım ve desteği alamıyoruz...
Sınır komşusu olduk olmadı...
Aramıza Kırıkkale girdi, yine olmadı, bundan sonra da olmayacak gibi görünüyor...
O zaman bizi Ankara’ya bağlasınlar. Ankara’nın ilçesi olalım. En azından Ankara’nın ilçesi olmanın verdiği bir haklılıkla taleplerimiz yerine getirilir...
Hani derler ya, ‘‘Ankara’nın göbeğinde’’ diye, bakarsınız Ankara’nın göbeği denilen yer, Valiliğin bulunduğu Ulus’a, Çankaya’ya 150 kilometreden daha fazla uzaklıkta. Ama olsun, yine de Ankara sayılıyor, Ankara’nın göbeği deniyor...
Biz Ankara’ya 220 kilometre uzaklıktayız...
Eğer Ankara’ya bağlanıp, ilçesi konumuna gelirsek, o zaman bizim için de ‘‘Ankara’nın göbeği’’ denir, Ankara’nın göbeğinde de gelişmişlik oranının çok düşük olması kabul edilemez. Gelişimimizi tamamlayıp, göç olayına dur dediğimizde tekrar ‘‘İl olmak istiyoruz!’’ diye kampanya başlatırız....