Kıymetli hemşerilerim, geçen hafta şu sıcak yaz günlerinde izin kullanacak işçilerimiz ve onların işverenleri açısından yıllık ücretli izinde uyulması gereken kurallar hakkında bilgi vermeye çalışmıştık. Bugün kaldığımız yerden devam ediyoruz.
İşçinin geçen haftaki yazdığımız koşullar çerçevesinde yıllık ücretli izne hak kazandığını, yani işyerinde bir yıldır çalıştığını farz edelim. İşçinin hak ettiği bu yıllık ücretli iznini, hak kazandığı tarihten sonraki bir yıl içerisinde, kendisinin talebi ve işverenin de uygun göreceği bir zaman diliminde kullanması esastır. Yıllık ücretli iznin kullanım zamanı açısından, işveren bir takvimle bağlı olmayıp, işi için uygun gördüğü zamanda işçiye izin kullandırabilir. Ancak işçinin kullanmak istediği zamanı da dikkate alması beklenmektedir. Yine 4857 sayılı İş Kanunu 53. Maddesinde yazılı olduğu üzere, yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez ve işveren tarafından, o yıl içerisinde kullandırılmasa dahi işçinin yıllık ücretli izin hakkı kaybolmuş olmaz. Ne zaman ki işçinin iş sözleşmesi sona erer, yıllık izin ücreti açısından zamanaşımı o tarih itibari ile başlar. İş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Bu konuya dikkat edilmeli ve işçinin iş sözleşmesinin sona erişinde geriye doğru hak edip de kullandırılamayan yıllık izin ücretleri varsa kendisine ödenmelidir.
Bu konu ile ilgili olan diğer bir husus izin süresinin nasıl kullandırılacağı ile ilgilidir. İş Kanunun 56. Maddesine göre, yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez, işçinin hak ettiği yıllık ücretli izin süresi, işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmelidir. Ancak bu süreler, işçi ile işverenin anlaşması halinde bir bölümü on günden aşağı olmamak üzere en çok üçe bölünebilir. Yine yıllık ücretli izinleri işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek olanlara istemde bulunmaları ve bu hususu belgelemeleri koşulu ile gidiş ve dönüşlerinde yolda geçecek süreleri karşılamak üzere işveren toplam dört güne kadar ücretsiz izin vermek zorundadır. Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse, işçinin hizmet süresinin 7 yıl olduğunu varsayarsak, hak edeceği toplam yıllık izin süresi 20 gündür. Bu iznin kullanımında işçiye işveren tarafından öncelikle en az 10 gün bütün halinde bir izin verilmek zorundadır. En çok üçe bölünebilir dendiği için de kalan izni iki seferde, örneğin 5+5, 3+7, 6+4 v.b. gibi ikiye bölmek suretiyle işçinin kullandırılması mümkündür. Eğer işçi talep ederse ücretsiz yol iznini yine bu sürelere ekleyebilecektir. Yargıtay çeşitli kararlarında bu hususa dikkat çekerek, işçinin izninin uygun olmayan şekilde bölünmesi nedeniyle, izin süresinin tamamının ücretinin yeniden ödenmesine karar verdiğinden, izin kullanımında bu hususlara dikkat gösterilmelidir. Ayrıca kanunun emrettiği üzere, işveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan diğer ücretli ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinlerinin yıllık izne mahsup edilmesi mümkün değildir.
İşverenin yıllık izni verirken ücretinin nasıl ödeneceği konusuna da değinecek olursak, işveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır. İşçinin izin ücreti ödenirken ücretinden herhangi bir kesinti yapılmaması gerekir ve bu döneme ilişkin fazla çalışma karşılığı alınacak ücretler, primler, sosyal yardımlar ve işyerinin devamlı işçisi olup, normal saatler dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için aldıkları ücretler yıllık izin ücreti için hesaba katılmaz.
Uygulamada karıştırılan veya işçi ile işverenin anlaşarak birlikte karar verdikleri yanlış bir husus ise, izin kullanmayıp parasının alınması uygulamasıdır. Değerli okuyucular, mevzuatımızda bu yönde herhangi bir yasal uygulama bulunmamaktadır. Yani işçinin yukarıda değindiğimiz gibi yıllık ücretli izin hakkından vazgeçmesi, işverenin de fiili olarak kullandırmaktan imtina etmesi mümkün değildir. İşçinin hak ettiği yıllık ücretli iznini bizzat kullanması gerekmektedir. İzin süresinde işçinin ne kendi, ne de başka bir işyerinde çalışması ve çalıştırılması yasaktır. Ayrıca işçinin izin süresi içinde ücret karşılığı bir işte çalıştığı anlaşılırsa, bu izin süresi içinde kendisine ödenen ücret işveren tarafından geri alınabilir. İşverenler bu hususlara dikkat etmeli ve işçinin iznini bilfiil kullandırmalıdırlar. Aksi halde, izin parası uygulaması yasal olmadığından, işçinin iş sözleşmesinin sona erişinde izin kullandırdıklarını ispatlayamayacaklarından, parasını ödediği dönemin izin ücretini işçiye yeniden ödemek durumunda kalabilirler.
Mevzuatımız işverene işçiye kullandırılan yıllık ücretli iznin kaydının tutulması zorunluluğu da getirmiş bulunmaktadır. Peki bu kaydı işverenlerimiz nasıl oluşturacaktır? Bu konuda en güvenilir yol üçlü bir sistem izlenmesidir. Birinci olarak işçinin hangi tarihler arasında izin kullanmak istediğine dair kendisinden alınacak –ki yönetmeliğe göre bir ay önceden işçinin vermesi istenilmektedir- yıllık izin talep dilekçesi ya da formu; ikinci olarak bu iznin fiili olarak kullandırılması sırasında işlenecek olan, izin başlangıç ve bitiş tarihlerini gösterir, işçi tarafından imzalanacak bir izin defteri veya kartı; üçüncü olarak da izin dönüşünde işçiye yıllık izin kullandırıldığının ilgili sütunlara işlenmiş olduğu ve işçi tarafından imzalanmış olan ücret bordrosu veya ücret hesap pusulasıdır. Sağlıklı bir yıllık ücretli izin kaydında saydığımız üç hususun bir arada olması gerekmektedir. Bunlardan herhangi birinin eksik olması halinde, taraflar izin konusunda farklı iddiada bulunabilirler. Uygulamada genelde bir ve üçüncü hususlar atlanılmakta, ikinci hususta ise izin tarihleri deftere işlenmekte, ancak işçinin imzasının eksik olduğu görünmektedir. İşverenlerimiz bilmeleri gereken hususlardan birisi de işçinin yıllık ücretli olduğu dönemde ücret bordrosuna kaydın düzenli olarak işlenmesi halinde, işçi adına ödenmesi gereken iş kazası ve meslek hastalığı priminin ödenmeyeceğidir. Bu hususa da ayrıca dikkat gösterilmesi gerekir.
Yıllık ücretli izin konusunda, detaylarına inmeden söyleyeceğimiz son iki husus bulunmaktadır. Birincisi; işçi sayısı yüzden fazla olan işyerlerinde işveren veya işveren vekilini temsilen bir, işçileri temsilen iki kişi olmak üzere toplam üç kişiden oluşan izin kurulu kurulması gerekliliği, ikincisi ise işveren veya işveren vekilinin Nisan ayı başı ile Ekim ayı sonu arasındaki süre içinde, işçilerin tümünü veya bir kısmını kapsayan toplu izin uygulayabileceğidir. Bu konular hakkında sorularınız olması halinde sonraki yazılarımızda yer verebiliriz.
Değerli hemşerilerim, artık Eylül ayı yaklaşmakta; bir sonraki yazımıza kadar, Yozgat’ımızda artık gündüzlerin sıcaklığı azaldığı gibi, gecelerde yavaş yavaş yorgan ister hale gelmekte olacak. Hele artık Çamlık’ta akşamları bir hırka almadan oturmak da zor olsa gerek. Ankara’dan tüm bunlara özlem duymakla birlikte, sizlere benim yerime de Çamlık’ta mis gibi bir Yozgat havası alıp, soğuk suyundan içmenizi diliyorum.
Hepinize saygılar, selamlar.