Dünya üzerinde varlığımızı devam ettirebilmemiz, güçlü devlet olmamız milli birlik ve bütünlüğümüzü korumakla mümkündür. Bunun şartı da Müslümanlar arasındaki sevgi ve saygı  bağlarını ve kardeşlik duygularını geliştirmektir. Milli bütünlüğümüzü bozmaya ve bizi birbirimize düşürmeye çalışan bozgunculara karşı dikkatli olmak zorundayız, ülkemizi bölmek parçalamak ve küçük düşürmek isteyen  hainlerin  oyunlarına gelmemeliyiz. Elimizi vicdanımıza koyup Kime hangi akla hizmet ettiğimizi düşünmek zorundayız. Nerde kaldı bizim Türk İslam kardeşliğimiz? Dünyayı kucaklayan Türk- İslam medeniyetin biz nesrindeyiz?
Malum güçler Kürt kardeşlerimizi tahrik ederek Doğuyu bizden bölmek-parçalamak amacındadırlar. Türkün Kürt'ten, Kürt kardeşlerimizin Türklerden başka dostu  olabilir mi? Türk -Kürt kardeş millet değil mi? Sonuçta ırk olarak ayrı yaratılsak da Müslüman kardeşler değil miyiz? Bu nasıl bir ihanettir ki, kardeşe kurşun yağdırıyor, pusu kuruyoruz? Seçimi de bahane edip saldırdıkça saldırıyoruz. İnsanın bazen” El insaf yahu..!” diyesi geliyor. Uyanmak ve ihanet çarklarını birlikte kırmak zorundayız. Gelecek Türk İslam Medeniyetinin aydınlık ufuklarına gebe…
Yalan, günahların en çirkini, ayıpların en fenası, kalpleri karartan bütün kötülüklerin başıdır. Hadis-i şeriflerde buyruldu ki: “Yalan, nifak kapılarından biridir.” “Mümin, her hataya düşebilir, ama hainlik yapamaz ve yalan söyleyemez.
Peygamberimiz (a.s) şöyle buyuruyor: “ Doğruluk insanı Allah ı razı edecek iyiliğe götürür. İyilik de İnsanı Cennet e götürür. Kişi doğru söyler ve doğruyu arar da sonunda Allah indinde sıddîk-doğru sözlü diye kaydedilir. Yalan da kişiyi haddi aşmaya götürür. Haddi aşmak da ateşe, Cehennem e götürür. Kişi yalan söyler ve yalanı araştırır da sonunda Allah’ın indinde yalancı diye kaydedilir. (Buharî)
Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur. Sonunda Allah nezdînde o yalancılar arasına kaydedilir. 
Millet ve Tarihi birlikteliğimiz nedeniyle asırlar boyu Türk-Kürt kardeşliği bozulmadı da, bugün mü bozmuş olacağız. Bu hain oyuna gelmek, düşmana hizmet etmek değil midir? Bu hain oyunun İslamla, Müslümanlıkla, kardeşlikle ne alakası olabilir? Türk – Kürt ya da Alevi- Sünni olmak bir ayrıcalık mıdır, ayrıcalık olabilir mi? Allah’ın huzurunda üstünlük takvaca üstün olmak değil midir? Hesabı, kitabı, Cennetimi garantiledik yoksa? Üç günlük dünya menfaati hırsı bizi nasıl oluyor da parça parça bölüyor?
Milletçe karşılaştığımız güçlükleri dün olduğu gibi bugünde birlik ve beraberlik duygusu içinde aşacağız. Böyle hareket ettiğimiz sürece Allah'ın yardımı da bizimle birlikte olacaktır! Unutmayalım ki:” Ülkemizde iç savaşı arzulayanlar ve körükleyenler bilerek ya da bilmeyerek hainlerin ekmeğine yağ sürüyorlar...Kardeşlik duygumuz, birlik ve beraberlik tavrımız bizi geleceğe taşıyacaktır. Siyasi yarış da olsa biz kardeşiz ve kardeşçe yaklaşım içinde olmak zorundayız.
Artık diyoruz ki. Yeter Artık Söz Milletin. Siz sözünüzü söylediniz biti. Şimdi söz sandığın, söz milletin!...Rabbim memleketimize ve duygularımıza sağduyuyu ve kardeşliği hakim kılsın…Kararınız mübarek olsun.
Şurada 7 Hazirana az bir zamanımız kaldı daha fazla kırıp dökmeden,  düşüncelerimizi daha fazla kin ve  düşmanlığa dönüştürmeden kardeşlik duygularına sahip çıkıp 8 Haziran dan itibaren kucaklaşacağımız, omuz omuza vereceğimiz bir ortamı oluşturmak zorundayız. Bir birimizin gözüne  bakabileceğimiz yüzümüz olsun. 7 Haziran seçimlerinin ülkemiz insanlarına barış huzur ve kardeşlik duygularını hakim kılmasını  yüce Allah tan niyaz ediyorum.