Sokakta yürürken vitrinlere baktığımızda Ankara Tava, Bolu Güveçi, Sivas Burması, Antep Baklavası, Siirt Büryan Kebabı, Erzurum Kadayıfı, İtalyan Makarnası, Fransız Peyniri vs. gibi milyonlarca çeşit ürün ve menşei yazılı tanımlar görüyoruz. Aslında imkanı olan olmayan hiç kimsenin beslenme alışkanlığını, kültür yapısını değiştirdiği falan yok ama burada asıl işlenilmesi gereken konu bölgesel tanıtımlar ve ön saflarda yer alma gayretidir. Herkes kendi yöresini ürünü ne olursa olsun tanıtma gayreti içerisine düşmüş, hem memleketinin reklamını, hem memleketlisinin reklamını yapıyor. Elbette haklı ve onurlu bir gayret. 
Peki biz Yozgatlılar ne yapıyoruz dersiniz. Anadolu tarihine ışık tutan üç yerleşim merkezinden biri olan Alişar’ı bünyemizde barındırıyor, Büyük Nefesteki Tavium gibi, Kerkenesteki demir çağının gizemli şehri Piteria gibi eşsiz tarihi mekanlara sahipken, mükemmel jeotermal kaynakları, harika doğal güzellikleri ve misafirperver insanları bünyemizde barındırırken bu pasta kavgasının neresindeyiz dersiniz. Anadolu insanı doğal verimsizliklerden, iaşe ve ibadeyi karşılayamayacak derecede orantısız nüfus artışından ve birçok ekonomik ve sosyal sebeplerden dolayı Büyükşehirlere ve yurt dışına göç etmiş, oralarda değişik kazanımlar ve statüler elde ettikten sonra doğduğu yerin kültürünü tanıtmak için dernek, lokal, vakıf, kooperatif vs. gibi dayanışma kurumları şemsiyesi altında toplanmışlardır. Bugün Karadeniz Dernekleri, Güneydoğu Anadolu Dernekleri, Trakya Dernekleri çiğ köftesini, sıra gecelerini, yayla şenliklerini, peynirlerini, pilavlarını, giysilerini, yaren gecelerini, hamsi günlerini vs. o kadar ilgi çekici kutluyorlar ki; imrenmemek elde değil. Daha sıkı sıkıya kucaklaşıyorlar, daha da muhabbetleri artıyor. Hemen hemen de her ilin bu amaçlarla yapmış oldukları faaliyetler renkli ve cezp edici geçiyor.
Şöyle bir düşünelim. Bizim Arabaşı yemeğimizi hiçbir aile öğün yemeği olarak yiyor mu? Yemiyor. Niye yemiyor, çünkü Arabaşı yemeği ahbapla, arkadaşla, misafirle, eşle, dostla yenmesi gereken bir muhabbet yemeği. Biz bu yemeğin tanıtımını Yozgat sınırları dışarısına hiç çıkaramamışız. Hamuru çorbayla içme ilginçliği, yutma ve şimşir kaşık sanatı zaten belgesellere konu olabilecek nitelikte ilginç bir kültür. Bizim tanıtım için sadece bir dernek kurup Arabaşı yemeği yapmamız kalıyor. Toplanmamız bu kadar kolay olacakken, gerekçelerimiz hazırken neden bir Karadenizliler, Çankırılılar, Şanlıurfalılar, Mardinliler, Erzurumlular kadar ses getiremiyoruz. Ozanlarımız daha kültürlü, türkülerimiz daha yanık, soframız daha zengin, insanlarımız daha dost canlı, nüfusumuz daha kalabalık, ülkemizin her yerine memleketimiz daha yakın…. Tabiki artılarımızı uzatmak daha da mümkün. O zaman şöyle bir soru akla geliyor, aydın kesim (Okumuş, işadamı, sanatçı, sporcu, edebiyatçı vs.) halkla kopuk mu?. Böyle bir organizasyonlara neden liderlik etmiyorlar. Her köyün büyük şehirlerde dernekleri ve köyün ileri gelenlerinden birininde başkan seçilmek suretiyle tanıtım gayretleri oluyor. Ama ne yazık ki yanlış seçimler, eğitimsiz seçimler bu tanıtımları birbirlerine yapmaktan ve politika malzemesi olmaktan ileri gidemiyorlar. İstanbul’da Yozgatlılar Dernek Başkanı Prof. Dr. Osman ALTUĞ olunca heyecanlandık. Hepimiz bir kalite bekliyoruz. Bir organizasyon yapılıyor sunuculuğunu şivemizden, muhabbetimizden uzak gereksiz ve sıkıcı konuşan başka yöre insanları yapıyor. Konuklarını onurize eden, organizasyona renk getiren kendi hemşehrilerimiz değil. Başka yörenin türküleri çalınıyor, yemekleri yeniliyor. Arabaşı, testi kebabı, bazlama, işli, çalhama değil. Başka ozanlar, başka şairler geliyor, Birsen Koca, Sefil Döndü, Hurşit Atmaca değil.  
Gelin bu hazineyi işleyelim. Turizm canlansın, yöremiz şenlensin, festivallerimiz, toplantılarımız renklensin. Sıcak, onurlu, doğal şivemiz ölmesin. Türkülerimiz bilinsin, büyüklerimiz itibarlansın, çocuklarımız samimiyet kokan vefa dolu bu onurlu topraklarla gurur duysunlar. 
Gurbanım diyen hiç başka il varmı?
Diğerleri soframıza gel der mi?
Bu halimiz ihmallık mı, gaflet mi?
Yozgatlılar Yozgat’ını yüceltsin..