Yaklaşık üç yıldır vatandaşlarla konuşuyorum.
Sokakta, köşe başında, çay bahçesinde, cami avlusunda.
Üç yıl önce başladığımız vatandaş sohbetlerini yeri ve zamanı geldiğinde gerçekleştirmeye devam ediyoruz.
Bu noktada aslında Yozgat’ta yapılmayanı yaptık, akla gelmeyeni gündeme getirdik.
Vatandaşın içini dökeceği, derdini aktarabileceği bir köşesi oldu gazetemizde.
Özellikle yerel seçim döneminde adaylar proje hazırlarken Vatandaş Seçimi Konuşuyor köşesinden fazlasıyla istifade etti.
Hatırlarım o dönem en yoğun talepler kapalı Pazar yeri, Abide İşhanı’nın içler acısı hali, kıyıda kalan mahallelere yetersiz gelen belediye hizmetleri, eksik park ve sosyal alanlardı.
***
Sonra bir cumhurbaşkanlığı seçimi ve akabinde yapılan genel seçimler…
Hep Yozgat’ın içinde bulunduğu şart ve koşulları birinci ağızdan, yani vatandaştan işin muhataplarına ve ilgililerine duyurmaya çalıştım.
Objektifliğin sınırlarını zorladık sokak röportajlarında.
Alevi köylerinden gelen alevi yurttaşlarla da konuştuk, cemaat ve tarikat mensubu insanlarla da.
Son seçim döneminde unutamadığım röportajlardan birisi de AK Parti seçim karargâhında, AK Partililerle yaptığım röportajdı.
MHP karargâhında MHP’lilerin yoğun iktidar eleştirisi ve kızgınlığını dinledikten sonra AK Parti karargâhından da tam tersi (doğal olarak) kendi partilerine övgüler ve methiyeler bekliyordum.
Ama öyle olmadı…
Yozgat’ın kadersiz, sahipsiz, kimsesiz olduğunu AK Parti karargâhındaki partililer bile yüksek sesle dile getirmişti o gün.
***
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve o günkü Başbakan Davutoğlu’na methiyeler dizip, dualar eden AK Partililer, Yozgatlı vekillere ve bakana ateş püskürmüşlerdi.
Neyse detay ve ayrıntılarını 5 Haziran 2015 tarihli İleri Gazetesi’nde merak edenler görebilir.
Sözün özü dün yine sokaklara çıktım ve Yozgat’ın dörtten üçe düşen vekil sayısını ve önlenemez göç sorununu sordum vatandaşa.
İlk defa bu kadar keyifsiz ve mutsuz noktaladım söyleşiyi.
Çünkü kime soru yöneltsem hepsi de sanki ağız birliği etmişçesine, ‘Yıllardır sorup duruyorsunuz, konuşup duruyoruz ne değişti!?” diyerek tepkisini gösterdi.
Göç ve azalan vekil meselesini konuşmaya gerek dahi olmadığını dile getiren bazı vatandaşlar ise ‘Oruç oruç konuştuğumuza dahi değmez!’ diyerek söyleşi talebimizi reddetti.
‘Böyle geldi böyle gider’, ‘Bu hale düşürenler utansın’, ‘On dört yılı memleket adına heba edenlere yazıklar olsun’ türünden tepki patlaması yaşadık.
Heyecan ve şevkimi kıranlar dahi oldu.
‘Boşa kürek sallama, burada zayi olma, gençliğin var sende iyi bir kapı bul çık git buradan’ cümlelerini duydum.
Yüreğim burkuldu.
Sonra dedim ki kendi kendime ‘Yazık bu memlekete!’.
Selametle…