"Eğer siz Allah'a güzel bir borç verirseniz, Allah onu size, kat kat öder ve sizi bağışlar. Allah, şükrün karşılığını verendir, halimdir." (Teğâbun, 17) ayetinde "Allah'a borç verme" ifadesi nasıl mecazen kullanılmışsa, hadiste yer alan, “Allah'ı ziyaret etmek, ona yiyecek ve su vermek” ifadeleri de mecazen kullanılmıştır. Başka bir Hadis-i Şerifte Peygamber (sav) şöyle buyuruyor:
“Bir mümin bir aç bir mümini doyurursa, Allah da o mümini cennet meyveleriyle doyuracaktır. Yine bir mümin, susuz kalan bir mümine bir şeyler içirip susuzluğunu giderirse, Allah kıyamette ona (misk ile mühürlenmiş lezzetli bir içecek olan) Rahik-ı Mahdum’dan içirecektir. Yine bir mümin elbiseye ihtiyacı olan bir mümini giydirirse, Allah da ona cennetin yemyeşil elbiselerinden giydirecektir.” (Tirmizi, Kiyame, 18.)
Allah yolunda harcama yapmayanları, cimri davrananları Yüce Allah yermektedir. “Size ne oluyor da Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz?”( Hadid su. 57/10). “ Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz” (Muhammed su. 47/38.) “Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz. Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.” (Fecr su. 89/17-18.) “Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme, büsbütün de açıp tutumsuz olma. Yoksa pişman olur açıkta kalırsın.” ( İsra su.17/29.)
“Ey iman edenler! Hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. .”( Bakara su.2/254.) “İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar.”( İbrahim su. 14/31)
Her işinde Allah'ın hoşnutluğunu esas alan Müslüman, "gerçek iyiliğe” ulaşmanın gereği olarak, sevdiği şeylerden infak etmeyi (Âl-i İmran, 92), isteyeni geri çevirmemeyi (Duhâ,10) aç olan komşusunu doyurmayı (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/55) dinî, ahlâkî ve vicdanî bir görev kabul etmiştir.
Onun için, hali vakti yerinde olan Müslümanlar devlete ödediği vergisinin yanı sıra, Cenab-ı Hakk’ın kendisine lütfettiği nimetlerin bir şükrü olarak, zekât ve sadakasını da vermeye devam etmeli,, sadece ülkemizde değil, dünyanın her köşesindeki ıstırap çeken insanların acısını hafifletmek için elinden gelen gayreti göstermelidir.. Kendisi için istediğini diğer insan kardeşleri için de istemeyi (Buhârî, İman,6) şiar haline getiren bu fedakâr insanlar, geçmişte ecdadımızın vakıf yoluyla yaptıklarını bugün yardım dernekleriyle gerçekleştirmekte, aç, susuz, hasta ve çaresiz insanların dermanı olmaktadırlar.
Allah, fakirlere, yoksullara yapılan hizmeti kendisine yapılmış kabul edecek ve bu hizmetin sahiplerine, hiç şüphesiz, kendi şanına yakışır bir karşılık verecektir. Ebedî âlemde kimsesiz kalmamak için bu dünyada kimsesizlerin kimsesi olmak durumundayız.. Ozanın dediği gibi, kimsesi Allah olanın başka kimseye ihtiyacı olmayacaktır. Yalnızlaşan toplumda kimsesizlerin kimsesi olmak, yetime, yoksula ve garibe sahip çıkmak insanlığımızın gereğidir.