Tam tersi şans benden uzaktır çoğu zaman.
Şans denilen kavrama ne kadar inanmayıp kabul etmeseniz de, kısmetin önüne geçiyor günümüzde.
Kısmetin adı da şans oldu çoğu yerde.
Şansı mı isterseniz kısmeti mi?
Görünüşte her ikisi de aynı anlama açılan kavramlar gibi görünür ama öyle değildir aslında.
Konumuz bu değil, Milli Piyango denilen Türkiye'nin en büyük şans (!) oyunu.
Şansa inansın inanmasın milyonlarca insan yeni gelen yılın gecesine zengin olarak girmenin hayali ile aldı biletlerini.
Şansın getireceği paranın haram olduğuna inanan da aldı inanmayan da…
Hatta inanlarımız (!) 'Bismillah' diyerek çekti biletini diğer biletlerin arasından.
Olsun be dedi kimisi, çocuğuna yat, kendine kat, eşine de en pahalısından kürk hayali kuranlar da oldu.
Amma hayali büyük bir iş Milli Piyango.
Eğer bir kişiye çıkarsa sanırım 35 milyon veriyor. Eski adıyla 35 trilyon.
Geçtiğimiz hafta gazetelerde, yıl başı ikramiyesinin tanıtımı yapıldı. Bir stat dolusu para ediyormuş, faizine akıl sır ermiyor.
Valla çok para, hayallere sığmayacak kadar çok.
Çok para kötü değil elbette, nefis taşıyan her canlının hayalini gıdıklayacak, baştan çıkaracak kadar çok.
Bize çıkmasa da gariban birine çıksın diye dua ederiz.
Mesela bir inşaat işçisi, hamal olabilir bu şanslı.
Çoğu zaman şanslısı ortaya çıkmaz. Malum kara para aklamaya çalışanlara av olmamak, birde eş, dost ve akrabanın ak babalar misali saldırısından kurtulmak ister uyanık talihli.
Geçenlerde bir haber vardı televizyon da, genç bir karı-kocaya sayısal lotodan büyük ikramiye çıkmış. Adamlar evi öylece bırakıp gitmiş.
Gülünecek bir durum vallahi…
Adamı dinden eder çok para derler ya, hakikaten de öyle.
Çok para dedim diye zengin, dinli, imanlı büyüklerimiz alınmasın lütfen.
Haybeden gelen para için bu sözüm.
Alın teri dökülmeden geleninden yani.
Ben bu yıl Milli Piyango bileti almadım.
Almayışımın birinci sebebi şansımın olmayışı.
Ya tutarsa diyorsunuz belki, işte ben en çok ondan korktum ne yalan söyleyeyim.
Düşünüyorum da, o kadar para benim olsa ne yapardım.
Ne yapmazdım ki?
Ne yapardım, insan nefsi bileti almadan önce şans oyunlarından gelen paradan hayır gelmez diyor.
Ama nefis bu, tadını aldı mı, baştan çıkıyor bir kere.
O paranın geldiği gün nasıl bir insana dönüşeceğimin hayalini dahi kuramadım biliyor musunuz?
Herhalde önce havaya, kara, uçan kuşa olan borçları kapatırdım (!)
Daha sonra evler, otomobiller.
İyi bir tatili de hak ettiğimi düşünür, ver elini en modern oteller, tatil köyleri.
İşten de çıktık mı, oh ne ala…
Bu güne kadar şansı yakalayanlar çok parayla karısını değiştirmiş. Ya boşamış, ya da izini kaybettirmiş!
Yok be, o kadar azacak kadar cesaretim yok benim….
Çok para kim bilir daha neler getirirdi başıma. Başıma gelecekleri hayal edemeyince vazgeçtim bu yıl da Milli Piyango bileti almaktan.
Umut dünyası, elbette zengin olmayı hayal eder insan.
Zenginlik güzel şey, ama şansla geleni hayretmiyor onu biliyorum.
O yüzden ya çıkarsa dedim, korktum bir çeyrek bilette olsa almadım.
Büyük ikramiye şansını yakalayanların hayat hikayelerini okuyunca hepten içim karardı. Yeni yıl yeni umut tamam ama çok para bizi bozar abi…
ZENGİN ZÜĞÜRTLER
YEŞİM AKYOL: 2003'te 2 trilyon çıktı. Kavga etmeye başladığı 8 yıllık eşiyle boşandı. Kocası "Para çıkınca beni boşadı" diye suçladı.SALİH GÜMÜŞÇAY: Salih Dede. 1989'da 5 milyar kazandı. 1 yıl sonra öldü. Tek başınaydı, yüzlerce akrabası çıktı. DNA testi için mezarı açıldı.
NECMİ YILDIRIM: 2004'te 10 trilyonun dörtte birini kazandı. İkramiye yüzünden kavga çıkaran oğlu, bıçakla Yıldırım'ı boğazından yaraladı.
İKİ TRİLYONU BULDU İLK İŞ KOCASINI BOŞADI: 2003 yılında Milli Piyango'nun dörde bölünen sekiz milyon YTL'lik (o zamanın parasıyla sekiz trilyonluk) yılbaşı büyük ikramiyesini bulan 4 talihliden biri, İstanbul-Mecidiyeköy'deki Gima'dan aldığı promosyon biletle bu büyük şansı yakalamıştı. Ankara'dan İstanbul'a tayinle gelip Merter'e anne-babasının yanına yerleşen ve Gaziosmanpaşa'da bir bankada çalışan talihli Yeşim Akyol tayini çıkınca bir süre avukat eşi Güray Akyol'u Ankara'da bırakıp İstanbul'a gelmişti. Yeşim Akyol kendisine çıkan paraya rağmen işine devam etti.
Bankadaki mecburi hizmeti dolunca da eşinin yanına Ankara'ya döndü. Ancak bir süre sonra para yüzünden çiftin arasında anlaşmazlıklar baş göstermeye başladı. Ve Yeşim Akyol, ikramiye kazandıktan 19 ay sonra boşanmak için Bakırköy Adliyesi'nin yolunu tuttu.