YOZGAT Bakkallar Derneği Başkanı Atilla Saygı'nın 'Fuar' adı altında yapılan satışlarla ilgili tepkisini anlıyorum. Anlamakla kalmıyor, söylediklerini destekliyorum. Ancak, eksik var. Tamamlamak istiyorum, 'Üretim yoksa, tüketim baş tacı ise, işte o zaman kaygılar da artar, sıkıntılar zirve yapar, tepkiler dile getirilir' diyerek... 
Fuarı gezdim. Önceki fuarları da gezdim, gördüm. Satışa sunulan ürünlerin bir-iki istisna dışında hepsinin anavatanı Yozgat. Ancak, Yozgat ürettiğini işemiyor. İşlemeden pazara sunuyor. İşlendikten sonra da tekrar satın alıyor. Bu döngü içerisinde Yozgat'ın rekabet gücü kalmıyor. Kalmadığı için de Yozgat esnafı, sattığı ürünlerle, dışarıdan gelenlerle rekabet edemiyor. 
Yozgat esnafı al-sat yapıyor. Nereden alıyor? Fuarlarda ürün tanıtımı yapan firmalardan. Fuarlara taşınan ürünlerin önemli bölümü, tadına baktırılanlardan farklı. Yani tadına baktırılan ürün kaliteli, satışa sunulan biraz düşük kalitede. Hal böyle olunca da fiyatı da düşük...
Yozgat esnafının rekabet edebilme gücünü artırması gerekir. Bunun için de anavatanı Yozgat olan ürünleri, hammadde olarak değil, işlenmiş olarak pazara sürülmesi gerekir. Esnafın, Kayseri'den, Ankara'dan, Çorum'dan, Amasya'dan, Malatya'dan, Antalya'dan, Mersin'den taşıdığı, getirip, sattığı ürünle ayakta durabilme şansı yoktur.  Sorgun'da ürettiğimiz domatesi Ankara'ya teslim edip, sonra ikinci bir nakliye ücreti ödeyerek, Yozgat'a getirip, satmakla olmaz...
Bu konuya çözüm bulmak durumundayız. Yozgat'ta toptancı, bölge bayi, acenta, işleme, paketleme gibi alanlarda faaliyet gösteren esnaf var mı? Yozgat'ta üretilen ürünleri toplayıp, depolayıp, satışını yapabilecek bir yapı mevcut mu? Sağlıklı-sağlıksız konusunda etkin denitimler yapabilen kurumumuz mevcut mu? Bunların hepsi bir bütünü gösterir. Patates-soğan üretiyoruz. Tarlada kalanı traktörle satıyoruz. Patates Niğde-Nevşehir'de depolanıyor. Soğan Mersin'e uğurlanıyor.
Motorla taşıdımızın bakımı için Kayseri, Kırşehir, Ankara, Kırıkkale, Çorum'a gitmek durumunda kalıyoruz. Leblebinin nohutunu biz üretiyoruz. Çorum'da işlenip, Yozgat'a gönderiliyor, tüketiyoruz. Ayçiçeğini biz üretiyoruz, Aksaray'a, Kırıkkale'ye gönderip, orada işlenip, paketlendikten sonra biz tüketiyoruz. Dahası da var. Ama bunlar bile yeterli sanırım...
Gelin birlik olalım. Yozgat'ı 'tüketim şehri' olma alışkanlığından kurtaralım. Yozgat esnafını, ilçeleriyle rekabet eder konumdan çıkartalım. Ürettiklerimizi işleyebilecek tesislerin kurulması noktasında devlet desteklerini devreye sokalım. Sekili Karpuzunu Ankara'dan gelen Kabzımal'a teslim edip, sonra da ikinci bir nakliye bedeli ödeyip, Yozgat'a taşımak yerine,  ürnetilen ürünlerin depolanıp, pazara sunulabileceği tesisleri devreye sokalım. İşte o zaman kim nereden gelirse gelsin. Gelen sağlıklı-gerçek markalarla gelir, seninle rekabet edebilirse, ürününü satar. Yoksa geldiği gibi gider...