Rahmetli üstat Abbas Sayar, ''Çıtırık'' isimli şiirinde;
''Şeytanın bindiği dala / Tut elimden çıkar beni / Peteğinde koza balım / Sanma akar kokar beni.
Yemiş dalında çürümez / Dal yaprağını arımaz / Bir gemim var ki yürümez / Yedeğine takar beni.
Moğbeçe bize de mey sun! / Deme ki pişman olursun / Kendi derdim şöyle dursun / Elin derdi yakar beni..
Bir çivi çaktım beynime / Türlü dert girdi koynuma / İp taktı hasret boynuma / Peşi sıra çeker beni.''
Beynimize çaktığımız çiviyi ne çıkartabildik, ne de onunla yaşamaya alıştık, unutkanlığımız, umutsuzluğumuzla bir bütün olup, ''Nemelazım'' tavrımızı körükledi.
Yıl 2009...
Yozgat Belediyesi Sosyal Tesislerinde ''Sürmeli Festivali'' etkinliklerine ilişkin gerçekleştirilen toplantıda, gündeme taşındı, Yozgatlı şairlerin, ozanların adının yaşatılıp, festival etkinlikleri kapsamında da adlarına çeşitli yarışmaların yapılması...
''Kendi değerlerimize sahip çıkmamız halinde, Yozgat'ın tanıtımını yapma şansımızın bulunmadığını'' belirtip, diğer illerde gerçekleştirilen etkinliklerde, şair ve ozanlar adına düzenlenen yarışmalardan, etkinliklerden örnekler verildi...
Buradaki tartışmalar sonrasında Yozgat'ın yetiştirdiği sanatçılardan ''Nida Tüfekçi'' adına ''Birinci Altın Testi Türk Halk Müziği Beste ve Söz Yarışması'' düzenlendi...
Yine Yozgat'ın yetiştirdiği ünlü gazeteci, şair, yazar, ressam ''Abbas Sayar'' adına da ''Birinci Ödüllü Hikaye Yarışması'' yapıldı...
Yurdun farklı bölgelerden bu yarışmalara katılımlar oldu...
Jüri değerlendirip, dereceye giren eserleri ve eser sahiplerini ilan etti...
Gazeteler, televizyonlar bu yarışmalara ilişkin haberlere yer verdi, Yozgat'ın tanıtımı yapıldı...
Her iki yarışmada ''Birinci'' diye ilan edildi...
''Birinci'' denilince insanın aklına ''İkincisi''nin de yapılacağı geliyor, ister istemez...
''İlk ve son kez'' diye bir ibare konulsa, o zaman anlarız ki; yarışmanın devamı olmayacaktır...
Hele hele birinci, ikinci diye söze başladığımızda bu sayıların sırasının üzerine devam edeceği gerçeği de ortaya çıkmaktadır...
Hal böyle iken...
Yozgat'ta sanatçılarımız adına düzenlenen, her iki yarışma da ''Birincisi'' ile kaldı...
İkincisi ''Kaynak yok'' gerekçesiyle yapılmadı...
Şart mıydı her yarışmada ''Para ödülü'' koymak!...
Kaldı ki, yarışmaya katılanların, eser gönderenlerin yüzde 99'u herhangi bir para ödülü beklentisi içerisinde olmadığını biliyoruz...
Yarışmaların ilki yapıldığında ikincisinin, üçüncüsünün farklı illerde yapılabileceği fikri de kabul görmüştü, aslında...
Ama olmadı, devamı gelmedi, her iki yarışmanın da...
Peki neden?...
Neden çok...
Asıl neden ise, kendi değerlerimize olan ''Sevgisizliğimiz...''
Biz kendimizi sevmiyoruz, kendimize saygı duymuyoruz, o nedenle de sahiplenmiyoruz, sahip çıkmıyoruz...
Başkaları ''Benim kötüm elin iyisinden daha iyi'' derken, bizler ''Bizim iyimiz elin kötüsünden de kötü!'' mantığı ile bakış açımızı daraltıyoruz...
Beynimize çaktığımız çivinin acısı geçtiğinde ''Çivinin varlığını'' unutuyoruz...
Aslında unutmadığımızı her gün, her an yakınmalarımızla dile getiriyoruz ama yakınmalarımıza son verecek, acılarımızı dindirecek adımı atmaktan, kendimize göre birden fazla nedenlerle erteliyoruz, unutkanlık sendromuna giriyoruz...
Bir gün, unutulamayacaklardan olmamız dileğiyle...