Geçen gün bir esnaf abi ile oturuyorduk.
Önce şehrin ekonomik buhranı konuşuldu.
Esnafın içinde bulunduğu durumu falan aktardı bize.
Bu konular arasında süren sohbette, laf bir anda yeni hastaneye geldi.
Her kafadan bir ses çıktı.
Ses dediysek herkes kendince belli şikayetler sıraladı.
Herkes hastanede yaşadığı sorunları söyleyip durdu.
Gazeteci olduğumuz bilenler yine bize yüklenmeyi ihmal etmedi.
Yazmamakla, dile getirmemekle eleştirdi.
Birisi ise umudunun Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde olduğunu söyledi.
Yeni hizmet binasında bu hastanenin daha güzel hizmet vereceğini umduğunu ifade etti.
Yeni hizmete girecek bir hastaneye umut bağlamak ve inanmak güzelde, diğerinden umut kesmek de aynı oranda üzücü…
Yozgatlıların gözünde prestij kaybına uğrayan yeni şehir hastanesi, sunacağı hizmet ile bu vatandaşların algısını değiştirirse ne ala.
Yoksa ne anlatırsanız anlatın, ne söylerseniz söyleyin, esnaf dükkanlarında ve kahve köşelerinde böyle anlatılır ve böyle anılırsınız.
Ben algının değişeceğine inananlardanım…
SURİYELİLER VE BİZ
Sosyal medya zaman zaman birilerine gaz verir.
Milli duygularını kabartır.
Bir anda özünü, geçmişini ve değer yargılarını hatırlatır.
Bana göre bunların bir kısmı farklı amaç ve hedefler doğrultusunda yapılır.
Örnek verecek olursak, her ramazan ayı öncesi veya ramazan ayında sosyal medyada Doğu Türkistan’da yaşayan Müslümanların yaşadığı zulüm gündeme getirilir.
Çin devletine öfkeler kusulur, hakaretler edilir ve konu daha sonra kapanır.
Mesela dün Urumçi Katliamı’nın yıl dönümüydü…
Kaç kişinin aklındaydı?
Kaç kişi anma veya kınama yaptı?
Anlatmak istediğim konuya geçiyorum…
Son günlerde özellikle yine sosyal medyada ülkemizdeki Suriyeliler üzerinden çeşitli algı operasyonları yapılıyor.
Türk vatandaşları kızsın, köpürsün, tepki versin ve kargaşa çıksın isteyenler var sanki.
Bunun için çoğunun doğruluğu kanıtlanmamış, teyide muhtaç bilgilerle ortaya bir sürü iddialar atılıyor.
Böylece Suriyeli mülteciler ile Türk vatandaşlar karşı karşıya getirilmek isteniyor.
Buna dikkat etmek gerekiyor.
Her daim mazlumun yanında yer alan yüce Türk Milleti’nin evlatları bu oyuna gelmemeli.
Daha dün vilayetlerimiz olan Halep ve Şam’dan kaçıp bize sığınanlara, bizim yaklaşımımız Devlet-i Aliyye’ye yakışır türden olmalıdır.
Medeniyetimizin ve ecdadımızın bize öğrettiği ve bıraktığı miras budur…
Haydi selametle…
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*Bürokratik abartılara ‘dur’ diyen Yozgat Valisi’ni.
*İlçe kongre sürecini başlatan AK Parti’yi.