İnsanların kendine güveni kadar güzel birşey varmıdar acaba.
    Kendinden emin olmak. insanın kendisini tanıması.
    Bunlar güzel şeyler.
    Yerinde, haliyle ve ortamında davranmak, olgun insan işidir.
    Fakat herşey insanların kendine güveni ile bitmiyor.
    Özgüveninde sınıfta kaldığı durumlar oluyor.
    Bu da karşımızdaki durumla orantılıdır.
    İnsanların zaafları vardır...
    Her canlının muhakkak vardır...
    Bazi insanlar özgüvenleri ile zaaflarını unuturlar.
    Ama kimse zannetmesinki zaaflar her ne kadar gizlenilmeye çalışılsada bir yerden sonra patlak verecektir.
    İnsanlara özgüvenleri gururlanmayı, böbürlenmeyi vermez.
Gururlanma ve böbürlenme karakteristik bir özelliktir.
Tabiki herkesin bir özgüveni vardır.
    Olmalıdırda...
    Ama herşeyde ben varımla olmaz...
    İnsanlar bir alanda mutlaka ilerletmiştir kendini...
    Mesela bir insan hem Orduda görev almasıyla, hem futbolculuğuyla, hem gazeteciliği ile gündeme gelmek istiyorsa...
    Her konuda iddialıysa ya komplekslidir ya da süpermen...
    Hani tecrübe kolay elde edilmez.
    Bir işte çok iyi olmak ise tecrübe gerektirir.
    Kalmışki birden fazla dalda çok iyi olmak ya süpermenliktir ya da  kompleks nedeniyle savurulmuş bir böbürlenmedir.
    İnsanlar kendi ışıklarını önce kendi içlerinde görmeliler...
    O ışıkla özgüven doğar insanın içinde...
    Ancak başka bir yordamla sönmez diye bir ışık görülüyorsa...
    Ve bu ışıkta gereksiz yere  göz alarak yanıyorsa...
    Sönmez denilen ışık üflenince söner...
    Ya da bide şarkı varya hani üflediler söndüm diye...
    Onu söyleyip gezersin kurtlar sofrasında...
Gurura kapılıp, özgüvenin gazına gelip kimse ile uğraşılmamalıdır...
    Çünkü kimse göründüğü gibi olmuyor...
    Miskin kirpiler gibi insanlarda dara düşünce, zora gelince dikenlerini fırlatırlar, nereye geldiğini düşünmeden...
    Size de sık sık oluyor mu bilmiyorum; ama ben kendimi çoğu zaman bilgisayarın önünde, ekrana boş boş bakarken yakalıyorum. Ekranda açılı duran bir sürü pencere oluyor. Her birinde de başka bir konu… Sonra bambaşka bir şey geliyor aklıma; kalkıp onu yapmak için evin başka bir bölümüne gidiyorum. Ekrandaki dağınıklığımı bu kez orada sürdürüyorum. Sonuç: Biri bile tamamlanmamış, her biri yarım yarım sürünen onlarca iş…
    Bunun nedeni ne? Bu soruyu kendi kendime çok soruyorum; ama yanıtını tam olarak verebilmiş değilim. Pek çok nedeni olabilir. Nedenlerden biri ya da birkaçı, daha da kötüsü, hepsi olabilir:
    Dikkat dağınıklığı
    Odaklanma sorunu
    Dizginlenemeyen, dağınık bir zihin
    Yorgunluk
    Maymun iştahlılık
    Aşırı yaratıcılık
    Neden her ne olursa olsun, bence yapılması (yapmam) gereken tek bir şey var. O da SAKİNLEŞMEK. Evet, sakinleşmeliyim. Zihnimi sakinleştirmek, içindekileri sıraya dizmek için ne yapmam gerektiğini düşünüp duruyorum. İnternette araştırıyorum. Düşüncelerimi derleyip, nasıl bir yol izlemem gerektiğini arıyorum.
    Peki siz benzer bir durum yaşadığınızda ne yapıyorsunuz? Aklınızdan onlarca yeni düşünce geçtiğinde, aynı anda birkaç iş yapmaya kalktığınızda dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
    Yapmayı en kolay bulduğunuz işten başlayıp gerçekten kendinize güvendiğiniz konuyu seçip onu yapmaya başlıyorsunuzdur eminimki...
    Ve eminim siz bazıları gibi hayalinde yaşadıklarını gerçekte yaşamış gibi anlatmıyorsunuzdur...
    Unutmayın yalanlar üflenip söndürülünceye kadar sürüyor...