Anayasada yapılan değişikliğe hayır kampanyasını yürüten ana muhalefet partisi CHP nin gerekçeleri üzerinden bakarsak; evet demekle ülkenin bölüneceği, üniter yapının bozulacağı, yapılmak istenenin bir rejim değişikliği olduğu, hem de tek adam rejimi’ nin tesis edileceği, propagandası temel argümanları arasında yer almaktadır.
Ülkenin üniter yapısını bozacak, bölünmesine neden olacak bir düzenleme olmadığı gibi bu iddiayı çağrıştıracak bir yorum çıkarmak da mümkün değildir. CHP nin bu Anayasa değişikliği ile Ülke yönetimi ve Devlet hayatında TEK ADAM yönetimi oluşacağı tezi ise, çok samimi gözükmüyor.
Bu nedenle, manipülasyonlara, kriz üretmeye açık, artık günün ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak parlamenter sistemi savunan siyasi partilerin ülkenin geleceğine dair yeni şeyler ortaya koyamaması, hayır kampanyaları açısından da inandırıcı ve güven verici görünmemektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtlığına ve karşıtların oylarına sığınmış görünmektedirler.
Bu Anayasa değişikliği ile getirilecek olan Cumhurbaşkanlığı Sistemine EVET kampanyasını yürüten Ak Parti ve MHP‘nin tezi; yönetimde çok başlılık sona erecek, siyasi istikrarsızlık olmayacak, kararlar daha hızlı alınacak, icraatta daha hızlı hareket edilecek, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, doğrudan demokrasi açısından Türkiye’yi daha da güçlendireceği savunuluyor.
Referandum sürecinde Anayasa değişikliğinin içeriğini tartışmak ve buna göre kararların belirlenmesinin ötesinde; darbe teşebbüsü ve yansımalarının da siyasi malzeme yapılması, seçmen iradesini etkileyeceği anlaşılıyor. Kanaatimiz odur ki, bu travmanın rehabilitasyonu; iktidarın, devletin tüm kurumlarının, hatta sivil inisiyatif gruplarının görev ve sorumluluğudur.
Ülkemizin geleceğini ilgilendiren çok önemli bir karar arifesinde bulunduğumuz Anayasa değişikliği Referandumu; partizanlığa, kısır siyasi çekişmelere, millet düşmanlarının hain tuzaklarına kurban edilmemelidir. Yeni bir yönetim sistemi getiren bu değişiklik, referandumda evet veya hayır sonucuna göre Türkiye için bir kırılma noktasıdır, bu açıdan Türkiye’nin sınavıdır.
Halk oylamasından çıkacak bir hayır neticesinde, Türkiye’nin siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik hayatının olumsuz etkilenecek, iktidarı zaafa uğratacak, tartışmalı hale getirecek olması, bu durumda doğabilecek bir siyasi belirsizlik ve istikrarsızlık ortamından değişik hesapları olan, el ovuşturan, iç muhalefet ve çıkar gruplarının beklentileri, Türkiye’nin zayıf kalmasını kendileri için bir avantaj olarak gören, uluslar arası üst aklı temsil eden, küresel emperyalist dış güçlerin ve devletlerin düşmanca tavrı insanımızın evet veya hayır kararında etkili olacaktır.
Sonuç olarak herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Evet oyu kullanmak ne kadar yasal bir hak ise hayır oyu kullanmak da yasal bir haktır. Bu nedenle Vatandaşlarımızın tercihine saygı duymak gerekir. Asıl olan da Milletimizin aydınlık geleceği için faydalı olanın kazanmasıdır.
Ülkemizin kritik bir süreçten geçtiği bu günlerde başta siyasi partiler olmak üzere, tüm kurum kuruluş ve kişilerden, her türlü kutuplaşma ve kamplaşmaya meydan vermeyen bir siyaset dili geliştirmelerini, birlik ve dirliğimizi güçlendirecek neticenin alınmasına katkı sağlamalarını bekliyoruz.
Arzumuz ve duamız, ülkemizin, devletimizin, milletimizin ve gönül coğrafyamızın geleceğinde güzel neticeler hasıl edecek bir kararın çıkmasıdır. Milletimizin ferasetine inancımız tamdır. (Alıntı: Anahberyorum-Gazetenin-Yorumu- Kısaltılarak alınmıştır)