3 milyondan fazla Suriyeliye ev sahipliği yapan Anadolu toprakları, Osmanlı döneminden beri işgal ve katliamlardan kaçan mültecilerin sığındığı güvenli bir liman oldu. 19. yüzyılda Kırım Tatarlarıyla başlayan kitlesel göçler, cumhuriyet döneminde trajik bir hal aldı. Balkanlar'daki zulümden, İran ve Irak'taki katliamlardan kaçan milyonlarca mülteci Türkiye'ye sığındı.
Türkiye, Suriye'de 6 yıldır devam eden iç savaştan kaçan sivil halka, "Açık Kapı Politikası"yla yıllardır şefkat kucağını açıyor. Resmi rakamlara göre Türkiye'de şu an 3 milyondan fazla Suriyeli mülteci yaşıyor. Ülkemizde misafir olan Suriyelilere adeta yeni bir hayat sunan Türkiye, tüm mültecilere sağlık hizmetlerini ücretsiz olarak sunuyor. Kayıp bir neslin oluşmaması için ise Suriyeli çocuklar okula kazandırılıyor.
Anadolu toprakları, Osmanlı Devleti döneminde özellikle 15. yüzyıldan itibaren etnik, din, mezhep, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin milyonlarca mülteciye yuva oldu. Özellikle günümüz Türkiye'sinin biçimlenmesine ve yapı taşlarının oluşmasına, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yaşanan ve büyük çapta Anadolu'nun etnik değişimine neden olan göç dalgaları önemli rol oynadı. 1850'li yıllarda Kırım Tatarlarıyla başlayan göç dalgalarını, sonrasında Gürcü ve Çerkezler başta olmak üzere Dağıstanlılar, Çeçenler, Lazlar gibi Kafkaslar'da yaşayan halklar devam ettirdi. Kuzeyden alınan bu göçlerin yanı sıra diğer bir önemli göç dalgasını ise bu topraklara yüzlerce yıl önce yerleşmiş Türklerle beraber, bu bölgede yaşayan Arnavut, Boşnak, Pomak gibi halklar oluşturdu.
Kırım Tatarları Kafkasya'dan Osmanlı topraklarına gelen en büyük çaplı Müslüman göç dalgasını oluşturdu. 1783'ten önce Osmanlı topraklarına küçük gruplar halinde gelen Kırım Tatarları, 1783'te Çarlık Rusya'sının Kırım'ı ele geçirmesiyle kitleler halinde Anadolu'ya geldi. Çerkeslerin göçü de Kırım Tatarları gibi Türkiye'nin demografik yapısını etkileyen büyük bir kitlesel göçtü. Birinci Dünya Savaşına kadar 2,5 milyon civarında Çerkes Türkiye'ye göç etti, ancak bu göçmenlerin yaklaşık 1 milyonu göç sırasında hayatını kaybetti. Bir milyonun üzerindeki diğer bir göç dalgası ise "Gürcü" göçleriydi. İlk olarak 1828 - 1829 yıllarındaki Osmanlı - Rus savaşı sonrasında başlayan Gürcü göçleri 1921 yılına kadar devam etti. Osmanlı Devleti'nin hüküm sürdüğü yıllar boyunca Arnavutlar, Araplar, Polonyalılar, Boşnaklar ve Yahudiler çeşitli nedenlerle Anadolu topraklarına göç etmeye devam etti.
Cumhuriyetin ilan edilmesinden sonra da Anadolu'ya göçler devam etti. Göç edenlerin ortak özelliği ise, son derece trajik kayıplar, acılar yaşadıktan sonra Anadolu'ya gelmiş olmalarıydı. Cumhuriyet tarihinin en önemli ve ilk göç hareketi, 1923 yılında esasları belirlenen Türk - Yunan mübadelesi ile yaşandı. Mübadele anlaşmasıyla 1922-1938 yılları arasında Yunanistan'dan 384 bin kişi Anadolu'ya geldi. Yugoslavya - Makedonya'dan Türkiye'ye kitleler halinde gelen Türkler, Cumhuriyet tarihinin diğer bir önemli göç hareketini oluşturdu. 1924 yılından 1953'e kadar Makdeonya'dan on binden fazla, Yugoslavya'dan ise toplam 305 bin 158 kişi göç etti. Bulgaristan'dan 1989'a kadar süren göçlerde ise 800 bin kişi Türkiye'ye geldi.
2. Dünya Savaşı ile birlikte Türkiye'ye Ortadoğu'dan göçler başladı. Özbekler, Kazaklar, Kırgızlar, Türkmenler, Karakalpaklar, Balkarlar, Karaçaylar, Azeriler, Dağıstanlılar, İnguşlar, Çeçenler gibi Müslüman halklar ülkelerindeki siyasi karışıklıklar nedeniyle Türkiye'ye geldi. 1979'daki İran İslam Devrimi sonrası 1 milyona yakın Azeri, Farsi ve Kürt Türkiye'ye göç etti. 1980'li yılların başında başlayan Sovyet-Afgan savaşı sırasında da bölgedeki birçok Türk kökenli Afgan Anadolu'ya geldi. 1988 yılında Kuzey Irak'ta yaşanan Halepçe katliamı sonrası 51 bin 542 kişi Türkiye'ye göç ederken, 1991 yılındaki Körfez Savaşı sonrasında da 467 bin 489 Iraklı kaçarak Türkiye'ye geldi.