Kalkolitik Dönemden başlayıp, Tunç Devri, Hititler, Frigler, Medler, Persler, Helenistik Dönem, Galatlar, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yerleşim alanı olarak kullanılan Yozgat’ta tarihi mekanların büyük bölümü toprak altından günyüzüne çıkarılmayı bekliyor.
Görsel açıdan, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekecek çalışmaların yapılmadığı gibi, tarihi ve turistik alanların bilinen hikayelerinin, efsanelerinin de envanter haline getirilmemesi, Yozgat’ın turizm sektöründen pay almasının önüne set oluşturmuştur.
Gerekli önlemleri almak yerine, ören yerlerinin ulaşımını zorlaştırmak suretiyle ‘‘Koruma’’ yönteminin tercih edildiği Yozgat’ta bulunan tarihi yapıların, ören yerlerinin büyük bölümünden neredeyse kimsenin haberi yok, olmuyor.
Genel olarak, sorumluluğu üzerimizden atmak üzere kendimize bir ‘‘Suçlu’’ bulur, ‘‘Günah Keçisi’’ ilan edip, ‘‘Vurun Abalıya’’ mantığı ile vurdukça, vurduruz. Sonra da işin gereğini yaptığımızı sanırız, kendi kendimizi aldatmaktan başka bir şey yapmayız.
Birilerini suçlamak çözüm değil, çözüm üretimdedir. Yozgat’ta yaşayan insanların bir çoğu Kültür ve Turizm müdürlüğü’nün varlığından bihaber. Diğer bölümü ise, ‘‘Salon Bekçiliği’’ yapmaktan öte bir iş ve işlevinin olduğunu bilmez.
Halbuki Yozgat gibi tarihte bir çok medeniyete evsahipliği ve başkentlik yapmış, bakir durumda ören yerleri, tarihi yapılarının bulunduğu kentler için Kültür ve Turizm Müdürlükleri ‘‘Tabela Kurum’’ olmanın çok ötesinde bir öneme sahiptir.
Yıllardır Yozgat Kültürü ve Turizmi, uzmanlar yerine ‘‘Matematik, Kimya, Beden Eğitimi’’ gibi braşlardaki öğretmenlere emanet edilmiştir. Bir ziyaretinde Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a ‘‘Sayın Bakanım, Yozgat’a yapacağınız en büyük hizmet, en önemli yatırım öncelikle kurum müdürlüğüne branşında uzman isimleri göndermeniz, mümkün değilse tarihçi, coğrafyacı öğretmenleri atamanızla mümkün’’ dediğimde, çok şaşırmıştı, ilgileneceğini söylemişti.
Aradan yıllar geçti, çözüm çözümsüzlük olarak karşımıza dikildi. Kurum, şimdi farklı kurumlardan görevlendirilen personelle en iyisi yapılmaya çalışılıyor. Bu da bir arpa boyu yol alınmasının önüne engel olarak çıkıyor.
Demem odur ki; Yozgat’ta turizmin gelişmesi, Yozgat ekonomisine, ticaretine katkıda bulunabilmesi için Kültür ve Turizm İl Müdürdlüğü’nün ‘‘Tabela Müdürlük’’ olmaktan kurtarılmasıyla mümkündür.
Eğer kurum uzman ihtiyaçlarının karşılanıp, aktif hale getirilirse, Yozgat’ta varolan turizme yönelik ören yerleri, tarihi yapılar günyüzüne daha kısa vadede çıkartılıp, görselliği ortaya konulacaktır.
İşte o zaman turizm yatırımları, talebe bağlı olarak Yozgat’ta da tesis edilip, Yozgat turizmden gerekli payı alırken, kendi tanıtımını da doğal yöntemlerle yapacaktır.
İşte bu noktada siyasilere önemli görev ve sorumluluk düşmektedir.