Kaliteli Yaşam Uzmanı Yrd. Doç.Dr. Süleyman Coşkuner’in kaleminden:
“Müziğin her türlüsüne oldukça fazla ilgim vardır. Zira müzik, kaliteli yaşama kalite katan en önemli unsurlardan birisidir. Bir gün kabak kemane yapan iki ustamızın atölyesinde dört-beş arkadaş bir araya geldik. Kemane yapan arkadaşlardan birisi 41 yıl sonra karşılaştığım ortaokul arkadaşım Tevfik Gülten idi. Diğer üç arkadaşı ilk defa görüyordum. İki tanesi aynı atölyede kemane ustalığı yaparken, diğer arkadaşın da benim gibi misafir olduğunu anladım.
Atölyede bulunan mevcut müzik aletlerinden herkes birisini alıp çalıyordu. Misafir arkadaşın eline aldığı her müzik aletini büyük bir ustalıkla çaldığını gördüm. Kısa sap bağlama, kabak kemane, cümbüş, tambur gibi enstrümanları oldukça güzel çalıyordu. Sesinin olup olmadığını sordum. Sesinin güzel olduğunu ve türkü de söylediğini belirtti.
Peki, sen bu güzel sanatlarını nerede icra ediyorsun dedim. Verdiği cevap çok manidardı. Kardeş hepsini çok iyi icra ediyordum ama, şimdi her şeyi bir tarafa bıraktım. Derdim büyük dedi. İyice heyecanım ve merakım artmıştı. “Hayırdır arkadaş dedim.” “Eşimin vefatından sonra her şeyden elimi ayağımı çektim” dedi.
Kaliteli yaşam ilkeleri bazında ele aldığım zaman, hayat uzun bir mücadele süreci idi. Zaman zaman karşımıza çeşitli engellerin ve üzüntülerin çıkması gayet doğaldır. Karşımıza çıkan engeller, eğer kendi ihmalimizden, ertelemelerimizden veya tembelliklerimizden meydana geliyorsa, çok daha kötü. Fakat, takdir-i ilahi olarak beklenmedik bir anda meydana gelen ölümlere karşı tavrımız ne olmalıdır?
İçe kapanmak, hayata küsmek, kadere kahretmek, işten güçten elimizi çekmek, yemeden içmeden kesilmek, negatif bir beden diline bürünmek, çevremize sürekli ağıtlar yakmak, suçlu aramak veya kendimizi suçlamak gibi kaliteli yaşam hırsızlarını hayatımıza sokmak, işin en tehlikeli yanıdır.
Bizi öldürmeyen her türlü zorlukların bizi daha güçlü kılacağını unutmamamız gerekmektedir. Hayatımıza giren problemler, ne çeşit olursa olsun tarafımızdan çözülmeyi bekler ve tecrübelerimizin artması sebebi olmalıdır. Karşılaştığımız ölüm, kaza, vb. gibi olumsuzluklar olmasa iyidir ama, olduktan sonra yapılması gereken, çözüm odaklı düşünmek ve sabretmektir.
En küçük dahi olsa, olumsuz düşünce veya eylemler, hele hele önceden kazandığımız profesyonellikler ve melekeleri birdenbire küflenmeye terk etmek, adeta freni patlayan bir otomobil gibi, olumsuzluklara yelken açmak demektir.
Hiçbir sebep, ama hiçbir sebep, kaliteli yaşam yolculuğumuzda bizleri geriletmeyi bir tarafa bırakalım, duraklamaya bile sebebiyet verdirmemelidir. Tükenme birden bire olmaz. Başımıza gelen olumsuzluklar, asla bizleri tüketmeye başlamamalıdır. Onlar bizler için çözülmesi gereken problemler ve deneyim fırsatlarıdır.
İnsanoğlunun kendisine verilen imkanları gerektiği gibi kullandığı takdirde üstesinden gelemeyeceği hiçbir problem yoktur. Yeter ki, ümitsizliğe düşmesin, yaşam sevincini kaybetmesin, yeise kapılmasın, üzüntünün güzgarında savrulmasın…
Eşi vefat eden birisinin, eşini ne kadar çok severse sevsin, hayata küsmesi ve bütün hünerlerini paslanmaya terk etmesi, öncelikle kendisine daha sonra da yakınları ve çevresine vereceği en büyük zararın başlangıcıdır. Bazı eşler, ölen eşinin arkasından tutacağı yasa asla sınır çizemezler ve en kısa zamanda arkasından gitmek arzusundadırlar. Bu yaklaşım ve düşünce asla doğru değildir.
Ölen sahibine gitmiştir. Sahibi onu yanına almıştır. Sabretmek ve sükûneti tesis etmek oldukça önemlidir. Tükenmeye başlayanlar en kısa zamanda işlerini, sağlıklarını, mesleklerini, itibarlarını ve çevrelerini kaybedecektir. Zira, sürekli sızlanan, şikayet eden, ümitsiz, karamsar, ağlayan, çevresinden bir şeyler bekleyen bir insanın çevresi hızla kaybolacaktır. Üzüntünün makul süresi içerinde, etkin ve dinamik bir şekilde yönetilmeye başlanmaması, beklenenin de üzerinde problemlerin doğmasına sebebiyet verecektir.”
 (Devam edecek)
Kaliteli Yaşam Uzmanı Yrd. Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER