ESKİLER bilir. Meşale vardı. İdare lanbası vardı. Gaz Lambası vardı. Bunlar aydınlatma aracı olarak kullanılırdı. Bunların yerini elektrik enerjisi aldı. 'Elektriksiz kömürlük bile kalmayacak!' solganı ile başlatılan, 'diğer enerjiye göre daha ucuz!' denilerek, teşvik edilen elekrtik enerjisi diğer enerji kaynaklarının atıl bırakılmasına vesile oldu. Doğalgazda da durum aynı. Kömür yataklarımızı kaderine terk ettik, doğalgaza yöneldik. Daha ucuz ve temiz olması nedeniyle. Şimdi peşpeşe yapılan zamlardan şikayet ediyoruz. Geriye dönemiyoruz...
Kapitalist sistemin bir yöntemi bu. Önce neredeyse bedava hizmeti sun. Vazgeçilemez hale geldiğinde, zam üstüne zam yaparak, düne rahmet okut. Meşaleyi, İdareyi, Gaz Lambasını kendimiz yakıp, kendimiz enerjisini sağlıyor, aydınlanıyorduk. Şimdi, bir düğmeye basıyor, aydınlanıyorsunuz ama o enerjiyi birileri kestiğinde ortada kalıyorsunuz. Yani sizin olmayana, sizin emeğiniz, alınterinizle yoğrulmayana bel bağladığınızda ortada kalıyorsunuz/kalmaya mahkumsunuz...
Sorgun ilçesinde zengin kömür madenleri var. Alın terimizi akıtarak yerin altından çıkartıp, ısındığımız, sanayide kullandığımız kömürden vazgeçip, doğalgaza yöneldik. Buraya kadar sorun yok. Ama kömür ocaklarını, madenlerimizi atıl bırakıp, kaderine terk ettik... İstenilen buydu. Birilerine bağımlı olalım ama yarım yamalak değil. Tam olarak bağımlı kalalım ki; Bizi istedikleri gibi yönetsinler. Bizlerde buna zemin hazırladık. Bir gün ihtiyaç duyabileceğimizi düşünmedik. Yedek akçe olarak değerlendirmedin, terkettik...
Zamlar peşpeşe geliyor. Tepiniyoruz. Kızıyoruz. Sosyal medya hesaplarından alay ediyoruz. Ama dönüp, kendimize bakmıyoruz. Ders çıkartmıyoruz. Kabulleniyoruz...