Buğdaylar tanelenmeye başlayınca çiftçinin gözüne ışık düşüyor.
Güzün döktüğü buğdayların hasadını yazın emek semek de olsa,
Zor da olsa yapabilmenin heyecanı yaşanıyor köylü yüreklerde…
Şimdi teknoloji var…
Bundan 10 yıl önceyi, hatta 15 yıl önceyi düşünüyorum da…
Gıcırtısı boz yamaçlardan duyulan, bir oyana bir boyana bocalayan bir çift öküzle çekilen,
2 kilometrelik yolu 2 saatte kat eden kağnıların olduğu zamanı da gördü çiftçi.
Öküz bulamadı çoğu zaman eşeği sürdü kağnıya, pulluğa…
Öyle de başaklar boy veriyordu böyle de…
Alın teri dökmeden çiftçilik olmuyor.
Şimdilerde teknoloji var çiftçi daha rahat.
Ama gelin görün ki o rahatlık para etmiyor.
Rahatlık para etmeyince toprağa düşen alın teri yeşerse de eskisi gibi tadı olmuyor.
Hasat dönemi geldiği vakit beni de bir heyecan alır.
Yol kenarında gördüğüm başaklara ‘maşallah’ diyen yüreğim dedeme ve tüm köy ahalisine gönderir masum duayı.
Bereket dilemek gibisi var mı Allah’tan…
Gözünü seveyim toprağın, ne de olsa mayamızın tadı.
O toprak işte her şeyi güzel kılan…
Gökyüzüne anlam, suya şefkat, tohuma ana sıcaklığı veren.
Çiftçinin toprağı olmasa yaşayamaz.
Aç kalır, toprağı satmaz eskiler.
O kadar değerlidir ki, bir çakıl taşı dahi değişilmez bir dünya servete.
Yazın ortalarına doğru ilerlerken köylerde başlayan hasat telaşesi çarpıyor gözüme.
Çiftçinin buram buram bereket kokan tarlasındaki verdiği emeğin tadını bakarak alıyorum.
Karşılık bulur ya da bulmaz.
Değerini alır ya da almaz,
Kim bilir kıt kanaat kurtarıyordur, ya da bu yıl zararına.
Bir de soğuk vurdu mu çiftçinin beynindeki huzur kaçıyor ama gönlündeki bozulmuyor.
Bu gün Yozgat’ta alın terini topraktan kazananların sayısı da her geçen gün azalıyor.
Halbuki bizim ecdadımızdan geliyor toprak sevdası.
Tarım kenti, tahıl ambarıymış tüm ülkenin Yozgat.
Bozkırı yeşerten Yozgatlı toprağından ziyadesiyle doyarmış.
Şimdi öyle mi?
Günü kurtarsa kafi…
Kimine göre alın teri dökenin tembelliği, kimine göre yüksek girdiler, kimine göre ise köylerin cazibesini yitirmesi.
İyi ama neden?
Yüz yıllardır doyuran toprak neden bu kıymetsiz oldu.
Alın terinin karşılığı neden beş kuruşa değişilmeye başladı.
Bu gün alın terini toprakta yeşertenlere bereket diliyorum.
Dilerim hasadını yaptıkları başaklar yarınlarına bereket,
Hanelerine sıcaklık,
Kışlarına da yaz huzuru verir.
Kağnı gölgesinde yapılan çiftçiliğin tadı da kalmadı, getirisi de…
Çiftçi bu gün daha lüks ama toprağın getirisiyle değil…
Bu gün kaygılarım biraz daha fazla.
Nereye kadar gidecek bu hal, Yozgat’ta köyler hızla boşalıyor…
Köyden kaçışı durduramazsak yarın Yozgat’ta kimseler kalmayacak.
Alın terini yeşertmek için bu günlerde bir şeyler,
Ama tez elden bir şeyler düşünme vakti!
YOZGAT RÜZGARI
Zübeyir Amca’nın mağduriyeti
Şehit Aileleri Derneği Başkanı…Zübeyir Amca’nın mağduriyeti
Şehit Babası…
Ak saçlı, ak sakallı, nur yüzlü Yozgat’ın (en azından benim) Zübeyir Amcası…
Vatanı ve milleti uğruna can vermiş yiğitlerimiz, şehitlerimizin haklarının korunması adına bu yaşında emek veriyor, çaba sarf ediyor.
Oğlunun terhisine bir hafta kala şehit vermiş vatana.
Görev şehidi Zübeyir Altunok’un oğlu…
O oğlunun derdiyle yanıp tutuşan bir devlet adamı.
Yürek yangını dağlardan büyük.
Ama gelin görün ki bir süredir bir yangın daha çıngı buldu yorgun yüreğinde.
Oğlundan dolayı aldığı şehit maaşı, 3-4 yıl önce SGK’dan emekli oldu diye kesilmiş.
Kesilsin, onun derdi maaş değil…
Devlet bu güne kadar aldığı maaşı da geri istiyor. Üstelik faiziyle…
Çık çıka bilirsen bu işin içinden.
Yozgat’ta Zübeyir Amca gibi mağdur birkaç aile daha var.
Türkiye genelinde yüzlerce.
Yozgat milletvekillerinin bu işe ön ayak olup bir hal çare bulması lazım.
Bu işin hali çaresi yasa değişikliği.
Ya da düzenleme…
Düzenleme kısmı parlementerlerin bileceği iş.
Ama yazıktır, günahtır, bu sıkıntıyı bari yaşatmayalım şehit annesine, şehit babasına…
Bakın 12 şehit daha verdik dün vatana.
Yüreğimizdeki yangın aşrı alayı yakıyor!
İhanet ensemizde kol gezerken, ona inadına gülümseyen, evladını bir gül dalı misali toprağa düşüren anne, babalar ‘Vatan sağolsun’ diyebiliyor!
En büyük zenginlik bu değil mi sizce?