Bana göre Tıp Fakültesi Araştırma ve Eğitim Hastanesi Yozgat'ta daha önce açılmış olsaydı 11 aylık Sudenaz ölmeyecekti.
    Bana göre böyle bir hastanemiz tam donanımlı olarak hizmete girmiş olsaydı, kalp krizlerine daha erken müdahale edilecek, insanların sağlığı ucuza gitmeyecekti.
    Eğer bir Araştırma Hastanemiz olsa idi sağlığımıza sağlık katacaktı.
    Ama hastane, daha önce açıklanan tarihlerden çok ama çok uzak bir zaman sonra sessiz, sedasız açıldı.
    Olsun…
Bu da böyle olsun demek geliyor içimden…
Ben Yozgatlıyım, insanları ezik, sahipsiz, hakkını arama düşünceleri ayaklar altında ezilmiş bir toplumun çocuğuyum.
    Bu topraklarda yaşayan insanlar ihanet etmektense devletine bağlı ama sahipsiz ölmeyi tercih edebilecek kadar da yüce bir düşünceye sahiptir.
    O yüzden kimse çıkıp da Tıp Fakültesi Hastanesi neden geç açıldı diye sormaz.
    Ama ben sormak istiyorum, Tıp Fakültesi Araştırma ve Eğitim Hastanesi neden geç açıldı?
    Peki açıldı ise neden sessiz açıldı!
    Olsun zararın neresinden dönülürse kârdır demek geliyor içimden.
    Aslında bundan başka da bir şıkkım yok.
    Olsun be, 11 aylık bir çocuk boğazına kaçan cisim nefesini kestiği için tam 2 buçuk saat can çekiştikten sonra öldü, bu da böyle olsun demem mi gerekiyor?
    O gün müsait hava ambulansı olmadığı, çevre illerde boş yer bulunmadığı, müdahale edebilecek doktor, ekipman bulunmadığı,
    Bu şehirde Tıp Fakültesi Hastanesi gecikmeli açıldığı için Sudenaz öldü, kaderi böyleymiş mi demem lazım?
    Söyleyin Allah aşkına Sevgili Yozgatlılar, ne demeliyim!
    Sudenaz'ın ölümünün ardından ortaya çıkan nedenleri, yorumları, sonuçları irdeleyeceğiz, unutmayacağız elbette.
    Ama bu günkü konumuz Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi.
    Şunu söylemek istiyorum, bu şehirde açılması gerekirken o veya bu sebeplerden ötürü bir hastane geç açıldıysa ve geçen zaman zarfında birilerinin canı yandıysa bunu vebali bir kişide değil.
    Bunun vebali tek başına üniversitede de değil.
    Bunun vebali hepimizde!
    İşte bu yüzden isyanım, can sıkıntım…
    Tıp Fakültesi Hastanesi'nin açılışına öyle sevindim ki anlatamam.
    Bu toprak üzerinde taş üzerine taş konuyorsa bilin ki kabuklar kırılıyor, üzerimizdeki rehavet ve kasvet bulutları dağılmaya başlıyor demektir.
    Tıp Fakültesi Hastanesi Yozgat için büyük ama çok büyük bir şans.
    Bu şans ne zaman şifaya döner, hayat veren iksir olur üzerimize yağar, içinde doktoru, sağlık görevlisi, ekipmanı olduğu zaman.
    Tabelası değil, tek başına ruhu da değil, bedeni olan bir vücut haline dönüştüğü zaman.
    Herşeye rağmen Yozgat'ta böyle bir hastanenin açılması hakikaten büyük bir mucize.
    Bana göre mucizeden başka bir şey değil.
    Benim için 11 aylık bir bebeğin çaresizlik yüzünden tam 2 buçuk saat gözler önünde nefessiz kalarak ölmesi basit bir olay değil.
    Zaten basite alan varsa diyecek bir söz bulamıyorum insanlığım adına.
    İşte bu yüzden Tıp Fakültesi Hastanesi'ni önemsiyorum.
    Bu hastane bizim, Yozgat'ın geçte olsa gelen sağlık hizmeti.
    Bundan sonrası için Yozgatlı'nın, siyasetçinin yapması gereken sahip çıkmak, desteklemek, ön ayak olmak.
    Açılışı neden sessiz sedasız yapıldı açıkçası ona da anlam veremiyorum.
    Bir eksiği mi vardı, ihtiyaçları mı giderilmemişti?
    En kısa zamanda hastanenin başhekimini ziyarete gideceğim.
    Yapılması gereken ne ise, elimden gelen ne ise yapmaya hazır olduğumu bizzat söyleyeceğim.
    Ben Yozgatlıyım arkadaş…
    Eziklik politikası yaparak insanımı ayaklar altına almak değil niyetim.
    Ama bir gerçek varsa o gerçeği kör bakarak geleceğe bir şeyler kazandıramayacağımızı bilmek lazım.
    Takip edenler iyi bilirler ki, suçlu arama ve yargılama niyetinde olmadım hiçbir zaman.
    Varsa yanlış yapan, aynaya baktığında zaten görecektir her şeyi.
    Yozgat'ta Tıp Fakültesi Hastanesi kurulmuşsa bu gün hayırlı olsun demek düşer. Yarın için ise ne yapılacaksa üzerimize düşeni bir Yozgatlı olarak yapmak zorundayız.
    Bu böyle biline.